Eski Ülkü Ocakları genel başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşmasında sanıklar çelişkili ifadeler verdi.

Fotoğraf: Özgür Özel
Çankaya ilçesi Çukurambar semtindeki Kızılırmak Mahallesi’nde 30 Aralık 2022’de uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Ateş’in ölümüyle ilgili hakkında işlem yapılan toplam 39 kişiden tutuklu 22’si hakkında iddianame düzenlenerek dava açılmış, haklarında yurt dışına çıkış yasağı getirilen diğer 17’si hakkındaki soruşturmanın ayrı dosya üzerinden sürmesi kararlaştırılmıştı.
Ateş’in öldürülmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması 1,5 yıl sonra saat 09.00’da Sincan Cezaevi’nde başladı.
22 sanığın yargılandığı davada duruşmaların beş gün sürmesi planlanıyor.
Sanıklar ve müştekilerin hazır bulunduğu duruşmayı bazı siyasiler de takip etti. Duruşma salonunda, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da izleyici olarak yer aldı. Duruşmayı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve bazı il baro başkanları da izledi.
Özgür Özel, duruşma salonunda, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ve Kemal Kılıçdaroğlu’yla birlikte oturdu.
MHP avukatlarının talebine ret
Müşteki sıralarında söz alan MHP avukatları, davaya katılma talebinde bulundu. Savcı, ‘suçtan doğrudan zarar görmedikleri’ gerekçesiyle katılma talebinin reddine karar verilmesini talep etti. Mahkeme, ‘MHP’nin suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığı’ gerekçesiyle katılma talebinin oy birliğiyle reddine karar verdi.
Daha sonra, mahkeme başkanınca iddianame özetinin okunmasının ardından sanıkların savunmalarının alınmasına geçildi.
Ateş’i öldüren Eray Özyağcı, azmettirici Doğukan Çep’in talebiyle Sinan Ateş’i ayaklarından vurduğunu, Ateş’in, yanındaki arkadaşlarının açtığı ateşle öldüğünü ileri sürdü.
Savcıları suçladı
Sonrasında savcı Durdu Özer’e ifade verdiğini belirten Özyağcı süreci şöyle anlattı:
“Odaya girdim emniyet müdürü masada oturuyordu. ‘Eray madem tasarladın yaptın, gel anlat’ dedi. Emniyet müdürü ifadeyi yazdıktan sonra ‘İmzala’ dedi, okumadan imzaladım, sonra beni savcılığa götürdüler. Orada üç savcıya ifade verdim. Savcı Durmuş Ali Kaya, ‘Bize hikaye anlatma. Bu işin siyasi olduğunu düşünüyoruz. Devlet Bey’den talimat aldıysan bizi uğraştırma. MHP’den iki, üç yöneticinin ismini ver seni kurtaralım. Seni içeride de dışarıda da koruyacağız. Sana insan ve araç fotoğrafları göstereceğiz. Bunları onayla yeter’ dedi.”
Özyağcı, savcılığın ardından cezaevine götürüldüğünü, araçların Ülkü Ocakları’na ait olduğunu basından öğrendiğini savundu.
Özyağcının ardından Vedat Balkaya’nın savunması alındı.
Balkaya, eski beyanlarının çoğunun çarpıtıldığını, söylemediği ifadelerin yazıldığını savunarak “Bana alacak verecek meselesinden bahsettiler. Yoksa cezaevinden yeni çıkmış biri olarak, onlara yardım etmezdim” dedi.
Mahkeme başkanı Çep’i uyardı
Doğukan Çep, 2013’te Hasan Ferit Gedik ve Ayşe Deniz Karacagil’in (kırmızı fularlı kız) da aralarında bulunduğu beş kişiyi vurduklarını, bunların MLKP ve PKK üyesi olduklarını savundu.
Hasan Ferit Gedik’i kendisinin değil yanındaki bir kişinin vurduğunu söyleyen Çep, haksız bir ceza alarak iki sene cezaevinde kaldığını anlattı. Daha sonra ESP’nin derneğine giderek 10 kişiyi vurduklarını, Ayşe Deniz Karacagil’in de burada yaralandığını söyledi.
Mahkeme başkanı, “Deminden beri ne anlatıyorsun sen? Bizi ilgilendirmiyor bu anlattıkların, olayı anlatacaksan anlat” dedi.
Çep, bunun üzerine Sinan Ateş’in, dosyasını kapatmak için kapatmak için kendisinden 1 milyon TL para aldığını, bunu yapmadığı için de Ateş’i ayaklarından vurmayı planladığını savundu.
Demirbaş tüm suçlamaları reddetti
Ülkü Ocakları eski yöneticilerinden Tolgahan Demirbaş, tüm suçlamaları reddetti.
Cinayetin tetikçisini cinayetin ardından kaçırdığı ve MHP Milletvekili Olcay Kılavuz’un evine götürdüğü iddia edilen Demirbaş şunları dedi:
“O dönem kendisine (Sinan Ateş) karşı camia içinde bir tepki vardı. Arkadaşlar maktulün evinin önüne bir pankart asarak protesto etmek istemişler. Herkes pankartın asılacağı yerle ilgili bir çaba sarf etmişti. Ben de çaba sarf ettim. Cep telefonumdan adresi çıktığı söyleniyor. O bilgiyi ben kimseye göndermedim. Maktulün uçuş bilgilerinin cep telefonumdan çıktığı söyleniyor. Ben kimseden böyle bir şey istemedim. Ben hiçbir kamu görevlisinden o kişiye ait bir bilgi istemedim. Burası bir kabile devleti değil. Ben bunu bir polis çocuğu olarak biliyorum. Ben maktulle alakalı hiçbir bilgi istemedim, hiçbir yere gitmedim.”
Demirbaş, olay günü Gölbaşı’ndaki bir çiftliğine gittiğini ve çiftliğe gelecek arkadaşı Emre Yüksel’e konum attığını anlattı. Konum attığı yerin, cinayetin tetikçisinin geldiği bölgeyle aynı olmasının tesadüf olabileceğini düşündüğünü savundu.
Cinayet günü kullanılan Audi marka araçla ilgili de “Araç kamuya ait. Arabayı Emre’ye sorun. Benim bildiğim kadarıyla o araç işi olan herkesin kullanabileceği bir araç” dedi.
‘Kılavuz’la neden görüştüğümü hatırlamıyorum’
Demirbaş, dönemin MHP Milletvekili Olcay Kılavuz’la yaptığı iddia edilen görüşmelere ilişkin de “Görüştüğümü hiç hatırlamıyorum. Kayıtlar yalandır. Tespit vardır bilemem. Bilirkişi raporu bence hatalıdır” dedi.
Tetikçiyi İstanbul’dan Ankara’ya getiren iki polisten biri olan Aşkın Mert Gelenbey, başkente eğlenmek için gittiklerini öne sürdü. Özyağcı’yı da durumu ağır olan dedesini görmek için kendileriyle gelmek istediği için yanlarına aldıklarını iddia etti.
Duruşmanın bugünkü oturumu bitti. Yarın saat 09.00’da duruşmaya devam edilecek.