'Tayt' deyip geçmemek lâzım!
'

Murat Sevinç
Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Birkaç haftadır, elden geldiğince ‘yeni parti’ ihtimali hakkında çıkan yazıları, konuşmaları, farklı görüşleri takip etmeye çalışıyorum. Bir gün Özgür Özel yönetiminin temkinli yaklaşımına hak veriyorum, sonraki gün İmamoğlu’nun daha cevval tutumunu doğru buluyorum, bazen de “fazla naz âşık usandırır” diye düşündüğüm oluyor. Kolay işler değil.

Parti-hareket tartışmaları hakkında birkaç satır yazmayı düşünürken daha ‘yazlık’ bir tartışma çıkıverdi karşıma. ‘Taytla’ bisiklet kullanan vali, gösterilen tepkiler ve valinin gördüğü destek. Çoğunluğu ergenlik yaşlarında kalmakta ısrarcı memleket erkek vasatının ‘tayt endişesi’ en sevdiğim konulardan biri.

Önce, bilmeyenler için birkaç kısa bilgi: Malum, her sporun bir kıyafeti var. Modacılar öyle uygun gördüğü için değil, ‘o spor için en uygun kıyafet o olduğu için’ üretilen formalar. Teknolojinin gelişmesiyle on yıllar içinde kıyafet biçim ve niteliği de gelişti tabii. Bisiklet taytı bisiklet sporunun ‘olmazsa olmazı.’ Bir nedeni rahatlık ve hız. Diğeri, uzun süre selede oturmak çok zor, ağrılı bir durum olduğundan, taytın içindeki destek süngerinin işlevi. Çorap ve tayt içine ‘bebe pudrası’ serpmek de sık görülen tedbirlerden biri, örneğin. Dolayısıyla bisiklet sporu yapanlar uygun tayt giyer.

Fotoğraf: İnan Akgün / X

Yıllarca şehirlerarası pedal çevirmiş bir amatör sürücü olarak Diken’de ve Gazete Duvar’da bisiklet yazıları kaleme aldım. Bazılarında, tayt ve bizim cinsin ‘tayt endişesi’ de geçti. 2006-2007 civarı, ‘Acaba Ankara’dan İstanbul’a mı, yoksa Çanakkale’den İzmir’e doğru mu yürüsem?’ diye düşünürken bisiklet sürmek geldi aklıma. Fakülte’de birkaç arkadaşa “Bisikletle biraz gezeceğim” dediğimde ilk tepki ‘tayt esprisi’ olmuştu. (Diğeri, ‘kamyoncu!’ Oysa, yazmıştım, çilekeş kamyoncular/uzun yol sürücüleri şehirler arasının en sakin, olgun ve aklı başında yoldaşlarıdır. Bisikletçiyi de korur kollarlar. Asıl tehlikeli olanlar 06-34-35 plakalı tatil magandalarıdır.) Her neyse… Muhtemelen her bisikletçinin yaşadığı bir şey bu.

Tayt esprilerinin içeriğini tahmin edersiniz, erkek dansçılar için yapılan şakaların sportif versiyonu. Bir iki üç, iyi hoş da, bir süre sonra sıkıcı olur maruz kalınan zevzeklik. Koca koca adamların bisiklet denildiğinde yalnızca tayt, tayt denildiğinde yalnızca organ düşünmesi… Erkeklik halleri işte!

Er kişilerin ezelî ‘tayt endişesi’ bu hafta bir siyasi-idari tartışmanın gerekçesi oldu.

Okuduklarımdan anladığım kadarıyla Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli, ahaliyi de işin içine katarak şehirde bisikletle gezmiş, yurttaşla sohbet etmiş, çay içmiş, merhabalaşmış ve bu görüntüleri yayınlamış. Sempatik ve yararlı işler. Sporcu fiziği ve kondisyonu hiç fena görünmüyor valinin. Salt form durumu bile, ‘göbeğinden taytını göremez’ haldeki muhteremleri sinirlendirmiş olabilir!

Birkaç gün önce, her gün CHP tabelası altında sayıklayan butlancı vekil grubundan biri, İnan Akgün Alp, TBMM’de, herhalde bürokraside önemli bir sorun tespit ettiğini düşündüğünden, valinin bu görüntülerini sergileyerek tepki göstermiş. Konuşmasının o kısmını dinledim. Şöyle diyor: “… bir tiktokçu vali furyası var. Bazı valiler adeta sosyal medyaya içerik üretiyorlar… devlet ciddiyetini, vakarını da elden bırakmışlar, akşama kadar tiktok çekiyorlar. Bak bu da (fotoğraf gösteriyor) bir vali, Ardahan valisi, taytla geziyor, taytla akşama kadar bisiklet sürüyor, önünde arkasında dört tane koruma, taytla geziyor, vatandaşın içinde de böyle, taytla geziyor akşama kadar. Böyle vali mali olmaz, İçişleri Bakanı’na sesleniyorum ya bu valileri alın, ya da bunlara birer asma yaprağı gönderin, asma yaprağı taksınlar, böyle şehrin ortasında gezemez vali.” Vali bugün (18 Temmuz) Cumhurbaşkanı kararıyla görevden alındı.  

TBMM’deki konuşmayı yapan iktidar mensubu değil. Butlancı idarenin yanında saf tutan bir CHP milletvekili. Çok şey söylenebilir, vekilin ‘tiktokçu vali furyası’ eleştirisine belki hak de verilebilir, ancak malum ekip hakkında bir şey yazmaya gerek duymadığım için geçiyorum. Milletin vekili, 2026 Türkiye’sine şöyle bir bakarak, ‘devlet ciddiyeti’ demiş, ‘vakar’ demiş, ‘böyle vali olmaz’ demiş, demiş de demiş. Belli ki ‘tayt endişesi’ devreye girmiş, “Ama öyle de çok şey görünüyor… ahaliye de ayıp oluyor haliyle…” duygu ve düşünce silsilesi etkisinde konuşup, yetmezmiş gibi bir de ‘asma yaprağı’ önermiş. Ve yine belli ki -eğer olağandışı bir rastlantı söz konusu değilse-, bakanlıktan birileri de “Hakikaten öyle şey olmaz canım…” diyerek valinin görevden alınmasını uygun buldu.

Vali beyin (ve ‘vali yardımcısı’ olan eşinin) özgeçmişlerine, eski ve yeni fotoğraflarına, yapıp ettiklerine baktım internetten. Vali, bir yanıyla, hâlihazırdaki tercihe şâyan bürokrat tipinin makbul bir örneği. Diğer yandan, vali bey, rahmetli Recep Yazıoğlu’nun paltosundan çıkmış bürokrat geleneğinden gibi de görünüyor. Yapmaya çalıştıkları, halkla kurduğu yakın ilişki, özellikle kız çocuklarının eğitimine verdiği önem vs. Yurttaşı bisiklet kullanmaya özendirme isteği de bu tutumun uzantısı olmalı.

Demek ki, makbul bürokrat da olsanız günümüz Türkiye’sinde bir bisiklet taytı gözden düşmenize yetiyor. Demek ki, ‘tayt tedirginliği’ ve ‘öyle şeyle dolaşmanın ahalide şey etkisi yaratacağı’ kaygısı yalnızca bir kesimin siyaset esnafına özgü değil. Demek ki, muhafazakarlık, bağnazlık ve erkeklik halleri üzerinde daha fazla kafa yormalı. Demek ki, ‘iktidar yanlısı olmadığım için demokratım’ savı büyük ölçüde boş laf. Ve demek ki, yurt gezilerinde kadınlardan büyük ilgi ve destek gören Özgür Özel (ve arkadaşları), yeni bir partinin hakikaten yeni olabilmesi için cinsiyet eşitliğine önem vermeli, bu önem sözde değil uygulamada olmalı, siyaset ‘erkek işi’ olmaktan çıkarılmalı. Erkek siyaset esnafına da ‘ceket yakasına iliştirmeleri için’ birer asma yaprağı hediye edilmeli.

Not: Sevgili meslektaşımız ve kurumdaşımız Emel Memiş hâlâ tutuklu!