Okul, çalışmak zorunda olmayanların vakit geçirdiği bir yer olarak doğmuş ilk zamanlar... Üniversite bir meslek okulu olarak doğdu zamanında... Peki ne oldu da yapmayı öğreten okul, korumayı öğreten okula dönüştü zaman içinde acaba?...
İki şairin kafa kafaya verip bir roman yazdığı ve gazetede tefrika edildiği görülmüş bir şeydir. Melih Cevdet Anday ile Arif Damar’ın ortak romanı Yağmurlu Sokak, buna en güzel örnektir.
Kötülüğün siyasal ve toplumsal hayatı kuşattığı zamanlarda iyiliği hatırlamak, dünyayı olduğundan daha güzel göstermek için değil, başka türlü bir dünyanın mümkün olduğunu unutmamak için de önemli.
Bir kadının rahat bırakılmak için kocasından aşk mektubu getirmesi gerekmiyor. Birbirlerini seçmiş iki insanın hayatının önünde toplanmışız, hâlâ kadının o 'çerçeveye' hangi özellikleri sayesinde girebildiğini öğrenmek istiyoruz.
Ölüm karşısında her zaman güçlü, sakin kalmak veya kolayca kabullenmek mümkün değil. Sevdiğimiz birinin acısını ve korkusunu da her zaman hafifletemeyiz. Ama onunla konuşabilir, onu dinleyebilir, yanında olabiliriz.
Nâzım Hikmet Kültürevi’nde 1840’ta başlayıp 1940’ta biten Türkiye Cumhuriyeti Pulları sergisini dolaşırken bir yandan memleketin geçmişi ve geleceği üzerine kafa yordum, bir yandan da kişisel mektuplaşma serüvenimi düşündüm.
İskandinav kültürünün –kendini öne atmama, başkalarından üstün görmeme, ayrıcalık aramama, eşitliğe değer verme– özelliklerinin neredeyse tam tersi hakim bizim toplumumuzda. Belki de yaptıkları işlerle kendini varedemeyen, benliğini doyuramayan insanların, kendini olduğundan fazla sananların kolay yoldan kendini gösterme, kendini ortaya koyma, kendini dayatma çabasıdır bu gösteriş düşkünlüğü.
Bir zamanlar “sokak çocuğu” olmak çok tehlikeli bir şey gibi görülürdü. Sokak çocuğuna dair tehlike anlatıları, çocukların sokaktan içeriye, odalara ve kapalı alanlara alınmasını meşrulaştırdı.
İklim Ağı'na göre elektrifikasyon hedeflerinin fosil yakıtlardan çıkış için somut bir takvim ve planla desteklenmemesi enerji dönüşümünün temel amacını zayıflatıyor
Peru'da yetkililer havalimanında kirli çoraplara saklanmış 3 bin tarantula buldu. Üç valiz dolusu örümceğin 1,5 milyon avroya (yaklaşık 84,1 milyon lira) satılacağı öne sürüldü.