‘Still Alice’ Oscar’ı almasına rağmen, biraz değerinin farkına varılmadan kıyıda kalmış olsa da hafızasını kaybeden bir kadını değil, kendini savunan insanı anlatan bir film olduğu için bende çok kıymetli.
Bir tabloya bakmak, bir roman okumak ya da bir müzik parçasını tekrar tekrar dinlemek ilk bakışta hayatın zorunlu ihtiyaçları arasında görünmez. Açlığı gidermez. Bir sorunu çözmez. Buna rağmen insanlar binlerce yıldır hikâyeler anlatıyor, resimler yapıyor, şarkılar yazıyor. Bunun nedeni sanatın cevaplar sunması değil. Yaşadığımız şeylerle aramızdaki ilişkiyi görünür hale getirmesi.
Bir zamanlar dikkat dağıtan şeylerin bir sonu vardı. Gazete biterdi. Televizyon yayını sona ererdi. Yolculuk tamamlanırdı. Misafirler dağılırdı. İnsan eninde sonunda kendi zihniyle yeniden karşılaşırdı. Bugün ise akışın sonu yok.
Eve girer girmez, salonda karşıladı işler beni. Onlarca bağımsız parçanın bir araya gelip oluşturduğu toplam bana kalırsa bir hikâyenin dağınık toplamı. Adnan Özsökmeler yaptıklarına “bir örgütlenme biçimi” diyor.
Genç sanatçıların profesyonel gelişimini desteklemek ve sanat eğitiminde fırsat eşitliğine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilen 'Bu Fincan Sanat Yolunda' projesi, ikinci yıl programını tamamlayarak toplamda 200 sanatçıya ulaştı.
Yazarın yeni romanı Gece Unutkandır, karanlığa ışık düşüren bir roman. Eril dünyanın kodlarını birer birer görünür kılma çabasına girişen, bunu politik dilin olası yavan anlatımından uzak, edebiyatın zihin açıcı, yeni cümleler kurmamıza izin veren o geniş imkânlarıyla başaran bir anlatı.
The Economist dergisi, NATO için Türkiye'nin öneminin arttığını, bu nedenle Avrupa'nın Türkiye'de demokrasinin altının oyulmasına sessiz kaldığını yazdı.