Kendi kalemini kırmak: Yapay zeka köşe yazarları (2)
K

Beyan: Bu metni bir insan yazdı.

Türkiye’de bazı köşe yazarları Thomas Bernhard’ın şu cümlesini okuyunca ‘‘Biraz abartmıyor musun Bernhard’cığım’’ diyebilir:

‘‘Cümleler bizi korkutur; önce fikir korkutur, sonra cümle, ardından kağıda dökmek istediğimizde o fikrin zihnimizden uçup gitmiş olabileceği düşüncesi.’’

Fikir, cümle, korku; böyle dertlerimiz neyse ki kalmadı. Yapay zeka müptelası köşe yazarları, yanıtların ışık hızından olsa gerek, düşünce yazılarını bir robota yazdırmayı seçiyor. Ben demiyorum, ilk yazıda sınadığım bağımsız yapay zeka dedektörü Pangram diyor. 

Yine de sessiz olun lütfen, okurun bunu açıkça bilmesinden ürküyorlar. O metinleri kimin yazdığı 21’inci yüzyılın en büyük sırrı. Olmaz olsun öyle sır. Köşe yazılarında gıcırdayan robot sesi kulak tırmalıyor, içeriğin tadı tuzu kalmıyor.  

Yapay zeka saat başı gelişiyor, doğru. Meçhul bir gelecekte insan sesine öykünecek niteliğe ulaşabilir, gazete çıkarabilir, şiir yazabilir; acaba bizim uçan arabalara ne oldu?

Yeni teknolojiye ilahi teslimiyet lüzumsuz. Hoşumuza gitmese de birtakım kırmızı çizgiler ve kamusal sorumluluklar var. Gazetecilik etiği var. O halde okura aptal muamelesinin önüne nasıl geçmeli?

İmzanız beş paralık oluyor

OpenAI’ın ChatGPT’si, Anthropic’in Claude’u, Google’ın Gemini’sı, xAI’ın Grok’u; bunlar zamane şirketlerine ait üretim araçları, her biri metalik madenciliği azdırıyor, kimi Pentagon’la elele savaşa koşuyor ama şimdilik boşverelim. 

Ne de olsa elinden her iş geliyor, değil mi saygıdeğer köşe yazarları? Sucuk üretir gibi ‘verimliliği’ artırıyor bu sohbet robotları. 

400 saatlik videoyu dakikada özetlemekten tutun da yüzlerce sayfalık dokümanı anında analiz etmeye dek milyon marifeti var. Kontrol sizde, dilerseniz ‘Harikasın, müthişsin’ yollu standart ‘dalkavuk modu’ndan çıkarak reddiye düzebiliyor. Gazeteciler için bulunmaz bir yardımcı; pek tabii fırt diye köşe de yazıveriyor. 

Fakat bir tuhaflık var. ‘Hanimiş verimlilik’ dedirtecek türden bir tuhaflık. Bir çırpıda ‘hazırladığınız’ o yazılar giderek az okunuyor. İmzanız beş paralık oluyor. Üstelik çalıştığınız gazeteler Google icadı ‘yapay zeka özeti’ne patır patır okur kaybediyor. İnsanlar bir sorunun yanıtını sizden evvel yapay zekada aramaya meylediyor.

Peki yapay zekaya kaçırdığınız okura komple yapay zeka metinler mi vadediyorsunuz? Hem de düşünce yazısında, okur anlamaz mı?

Okurun talebi şeffaflık 

Bu robot kendi zırva üretimleri dahil internet mezbelesinden veri derliyor, sonra içerik sahiplerine telif ödemeksizin ortayolcu metinler üretiyor. Kaleminizi bu üretim aracına teslim etmek aslında hem intihal, hem intihar. Elinizden daha iyisi gelir, hatırlayın, henüz iki yıl önce kalem size aitti. 

Reuters’ın 2025 anketine göre okurun yalnızca yüzde 12’si komple yapay zeka-üretimi haberlere razı. Haberden fenası köşe yazısıdır, kim robot sesinden duygu ve düşünce okumak ister ki?

Zaten güvenmiyorlar. Yapay zeka illa kullanılacaksa insan eli değsin istiyorlar. Talepleri apaçık şeffaflık: ‘‘Beyan: Bu metinde yapay zekadan yararlanıldı’’ türü genelleyici bir cümleden ziyade aracın adını, neden ve nasıl kullanıldığını bilmek istiyorlar. Yapay zekayı sümen altı etmek okurun güvenini kırıyor. 

Gelgelelim medyaya güvensizlik köşe yazarlarını ürkütmesin. Elleri kolları bağlı değil. Yapay zekayı becerikli kullanmayı öğrenirken metnin şoförlüğünü bırakmazlarsa ve şeffaflığı gözetirlerse okura güven verebilirler. Ve tabii eminim pek önemsedikleri gazetecilik etiğine uymuş olurlar.

Gazeteler ne yapıyor? Reklam alınca ‘advertorial’ diye belirtiyor. Başka yerden bilgi toplayınca, umuyorum ki, kaynak gösteriyor. Aşkından değil, intihal yapmamak, gazetecilik etiğine uymak için. 

Köşe yazısı da farksız. Belirli bir şirketin yapay zeka aracından ‘büyük ölçüde’ yararlandıysanız beyan etmelisiniz. Hangi robotu nasıl kullandığınızı açıklamak bir kamusal sorumluluk, gazeteciliğin etik sınavı. Ama vicdanı rahatlatmaya yarayan jenerik bir beyan kabul edilemez. Gösteri yapmayın. Anlatın, konuşun hitap ettiğiniz kamuyla.

Korkmayın, yapay zeka beyanıyla başlayan bir yazı gözden düşmez, ne kadar yararlandığınız zaten ‘büyük ölçüde’ anlaşılıyor. En azından okura aptal muamelesi yapmayacaksınız.

Yapay zekayı en iyi kullanan kazansın (mı?)

Belki de yapay zekaya nitelikli metin yazdırmayı becerebilen yazdırmalı. Bu ayıp değil, hatta çağdaş bir beceri olabilir. Fakat öyleyse muktedirlerden talep ettiğiniz şeffaflığı yine gözetiniz. Özgürlükleri önemsiyorsunuz biliyorum, bırakın son kertede insanı ya da kod ve veriden ibaret yapay zekayı seçmek okura kalsın. 

Kaldı ki o merhalede ‘köşe yazarı’ mı olursunuz yoksa ‘becerikli bir yapay zeka kullanıcısı’ mı? Tartışmaya muhtaç bir mesele. 

Ama yapay zekanın etik kullanımına dair uygulamalar tartışmasız. Ve gazetecileri doğrudan ilgilendiriyor.

Arkamıza yaslanıp bakalım Poynter Institute, The Guardian ve The New York Times ne yapıyor…

Fotoğraf: Pexels

Poynter 

Medya etiği rehberi sayılabilecek Poynter, 1 Haziran 2025’te ‘yapay zeka etiği’ne dair yol yordam önermiş.

Düstur belli: ‘‘Yapay zekanın ürettiği tüm bilgiler (alışageldiğimiz) insan doğrulamasına muhtaç.’’

Gazetecilikte ‘kayda değer ölçüde’ yapay zeka kullanılıyorsa, diyor Poynter, şeffaflığın yanısıra okuru ayrıntılı bilgilendirmeniz hatta eğitmeniz lazım. Çünkü okurla ilişkinin payandası güven ve saygı. 

Poynter ‘rutin işler’i otomatikleştirmek için yapay zeka kullanımını teşvik ediyor. Fakat bir paragrafı ya da makaleyi ‘yazdırma’ya ya da ‘yeniden yazdırma’ya kesinkes karşı. Poynter’a göre yapay zekayı yalnızca metinde belirli düzeltmeler için kullanmak makul.

Metnin başına konacak ‘beyan’, hem aracın ‘neden’ kullanıldığını belirtmeli hem de okurla daha iyi etkileşimi hedeflemeli.

Ayrıca yapay zekayla üretilen her türlü görselde açıkça kaynak gösterilmeli. 

The Guardian

Henüz 2023’te tüm departmanlar toplanıp üç ay boyunca münakaşa etmiş, sırf ‘Guardian’ın yapay zeka ilkelerini belirlemek için. 2026’da güncellemişler.

Düstur belli: ‘‘Yapay zekayı yalnızca özgün gazeteciliğin üretimine ve dağıtımına katkı sağladığı halde editoryal amaçlarla kullanacağız.’’

205 yaşındaki The Guardian temkinli. Yapay zeka araçları heyecan verici ama hala güvenilir değil diyor.

Yeni teknolojiyi nasıl kullanacağını üç ilkeyle ilan etmiş:

– Okurun yararına

– Hedeflerin, çalışanların ve kuruluşun yararına

– İçerik üreticilerine ve içerik sahiplerine saygı duyarak

The Guardian biliyor ki çoğu yapay zeka modeli içerik üreticilerinin bilgisi ve rızası olmaksızın toplanan materyalle eğitildi. 

Dolayısıyla bir yapay zeka modelini seçerken izin alma, şeffaflık ve emeğin hakkını verme gibi değerleri gözetiyor. 

Yapay zekanın toplumu nasıl etkileyeceği hala meçhul, diyor The Guardian, fakat özgün habercilik, gerçekleri ortaya çıkarmak, muktedirlere hesap sormak ve sorgulamak asla önem kaybetmeyecek. 

The New York Times

The Guardian kadar temkinli değil. 2024-2025’te dört kullanım alanı belirlemiş, üç de ilke.

Düstur belli: ‘‘Makale yazmak için yapay zeka kullanmıyoruz, yayınlandığımız her şeyden son kertede gazeteciler sorumlu.’’

Yapay zekayı amaca uygun, insan denetimine tabi, şeffaf ve etik biçimde kullanacağını vurguluyor.

Bu ilkelerden ödün vermeden dört alanda kullanacakmış:

– Araştırmacı gazetecilikte veri analizi

– Haber başlığı ve özeti yazmak için yardım

– Makalelerin çevirisinde ve seslendirmesinde yardım

– Okura makale önerisi

The New York Times, görselleri/videoları kesinlikle yapay zekayla değiştirmiyor. Ayrıca gerçek olayları temsil eden görsel üretmiyor.

Günün 11’ine kaçış

Bir sonuç çıkarılacaksa, yapay zekayı ‘yardımcı’ ya da ‘üretici’ olarak kullanmak bambaşka tutumlar. Ayrımı iyi yapmalı. Ve ‘beyan’ deyip geçmemeli, yapay zekayı kullanmanın doğrusuna yanlışına kafa yormalı.

Sonuçta bu teknolojiyi nasıl kullanacağımızı henüz keşfediyoruz. Yine de direksiyonu şirketlere bırakmamakta fayda var. 

Şimdi canım bir Thomas Bernhard romanı çekiyor. Ama önce Diken için ‘Günün 11’ini hazırlamam, yani Türkiye medyasında okumaya değer 11 köşe yazısını seçmem lazım. Bakalım bakalım bizim köşe yazarları ne iş peşinde.