Yaşlanmayı hızlandıran 'yangın': İnflamasyon

Yaşlanma, yaşın ilerlemesinden ibaret değil. Erken yaşlardan itibaren görülebilen inflamasyonun (iltihaplanma) yol açtığı ‘inflamatuar yaşlanma‘ da bu süreçte önemli rol oynuyor.

Kalp ve damar cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Ali Kutsal, inflamatuar yaşlanmayı ve hücre yaşlanmasını hedefleyen tedavilerin yaşa bağlı kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi ve yönetiminde gelecekte önemli bir paradigma değişikliğine yol açabileceğini söyledi.

Fotoğraf: Pexels / Temsili

İnflamasyon, enfeksiyon, travma veya doku hasarına karşı bağışıklık sisteminin verdiği koruyucu bir yanıt. Akut inflamasyon, hasarlı dokuların iyileşmesini sağlıyor ve bedenin iç dengesinin yeniden kurulmasına yardımcı oluyor. Fakat bu iyi organize sürecin kronikleşmesi ve iyileşmeyle sonlanmadan devam etmesi, bu kez vücuda zarar vermeye başlıyor ve çok sayıda hastalığın gelişimine katkıda bulunuyor.

Yaşlanma, çok boyutlu ve karmaşık bir biyolojik süreç. Modern tıptaki ilerlemeler yaşam süresini uzatsa da uzun yıllara kronik hastalıklar eşlik edebiliyor. Bu sürecin merkezinde, yaşlanmanın temel biyolojik özelliklerinden biri kabul edilen kronik düşük dereceli inflamasyonla ilişkili yaşlanma süreci (inflammaging) veya inflamatuar yaşlanma yer alıyor.

İnflamasyon sadece kalp ve damar sistemini değil, diğer tüm sistemleri etkiliyor.

Enfeksiyon varmış gibi ‘savaş’ devam ediyor

İnflamatuar yaşlanma açık bir enfeksiyon olmaksızın yaşlanma süreciyle birlikte ortaya çıkan kronik, sistemik ve düşük dereceli inflamasyon durumunu tanımlıyor. Akut inflamasyondan farklı yıllar, hatta 10 yıllar boyunca sürüyor.

İnflamatuar yaşlanmanın çoğu zaman klinik olarak sessiz seyrettiğini belirten Kutsal, uzun vadede doku ve organ işlevlerini bozarak yaşa bağlı hastalıkların gelişimini hızlandırdığını söyledi. Özellikle vücudun en uç noktasına kadar uzanan damar sisteminde yapısal ve işlevsel hasara yol açıyor.

İnflamatuar yaşlanmanın hücresel ve moleküler temelleri var. Süreci işaret eden belirteçlerin seviyesi hem erkeklerde hem de kadınlarda yaklaşık 60-65 yaşına kadar bazal seviyelerde. Ancak daha sonra inflamasyona bağlı yaşlanma nedeniyle sürekli artmaya başlıyor.

Tek gösterge CRP değil

Kutsal’ın aktardığına göre bu belirteçlerin en önemli ve kolay izlenebilenleri IL-6 ve ona oranla biraz daha yavaş artan CRP:

“Her ikisi de çok hızlı bir şekilde yükselme eğiliminde. İnflamasyon düzeyi yüksek olanlarda sadece daha fazla hastalık görülme eğilimi değil, aynı zamanda hastalık sayısının zaman içinde artma olasılığı da yükselir.

Çalışmalarda IL-6 düzeyiyle hastanın sahip olduğu hastalık sayısı arasında bir korelasyon olduğu gösterildi. Örneğin, 70 yaşında bazal seviyeye oranla yüksek IL-6’ya sahip bir kişide zaman içerisinde IL-6’da hızlı bir artış gözlenirse iki, üç kronik hastalık olabilirken bu durum devam ederse 90 yaşında dörtten fazla kronik hastalık görülüyor.”

Kalp kasını bozuyor, damarları daraltıyor

Kronik inflamasyon kalp kasını daha az elastik hale getiriyor. Kalbin gevşemesini ve dolmasını zorlaştırıyor. Kalp kapakçıklarını kalınlaştırıyor, sertleştiriyor ve kalsifiye (kireçlenme/kalsiyum birikimi) ediyor.

Ali Kutsal.

Bu durumun kalp kapakçıklarının düzgün bir şekilde açılıp kapanmasını zorlaştırabildiğini vurgulayan Kutsal, diğer etkilerini şöyle sıraladı: 

  • Atardamarlar daralır ve daha az elastik hale gelir.
  • Kanın atardamarlardan akmasını zorlaştırır.
  • Kan damarları endoteli hasar görür ve inflamasyona karşı daha duyarlı hale gelir. Bu durum, damarları giderek daraltabilen ve kan akışını kısıtlayabilen plak oluşumuna yol açabilir.
  • Kalbin iletim sisteminin ileti yeteneği yavaşlar. Aritmilere veya düzensiz kalp atışlarına yol açabilir.

Tüm bu değişiklikler kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı, aritmiler, inme, hipertansiyon, periferik arter hastalığı, venöz yetmezlik de dahil bir dizi kardiyovasküler soruna zemin yaratıyor.

Küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir

Kutsal’ın önerileriyse şunlar:

  • Bol miktarda sebze ve besin açısından zengin yiyecekler tüketin, yüksek şekerli ve besin değeri düşük yiyeceklerden kaçının.
  • İşlenmiş gıdalar, doymuş yağlar ve şeker açısından zengin bir diyet inflamasyonu artırır. Meyve, sebze, tam tahıllar ve omega-3 yağ asitleri gibi sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyetse azaltabilir. Meyve sebze ağırlıklı gıdalar açısından zengin Akdeniz tarzı bir diyetin, yaşlı yetişkinlerde inflamatuar belirteçlerin seviyelerini düşürdüğü gösterildi.
  • İyi bir gece uykusu çok önemli. Yedi, sekiz saatlik uyku süresi şart. Uyku kalitesi düşük yaşlıların, uyku kalitesi iyi olanlara oranla daha yüksek düzeyde inflamasyon belirteçlerine sahip olduğu bildiriliyor.
  • Ayrıca derin uyku inflamasyonu ve oksidatif stresi azaltmak için önemli.
  • Bol su içilmeli. Günlük sıvı miktarı sağlıklı yaşlılar için 1.5-2 litre olmalı.

Stres yangını körüklüyor

  • Stres inflamatuar sürece katkıda bulunur.
  • Düzenli orta düzeyde egzersiz yapılmalı. Günde 20 dakika yürümek inflamasyonu azaltıp yaşlanma sürecini yavaşlatıyor.

Çalışmalar düzenli egzersiz yapan yaşlı yetişkinlerin hareketsiz yetişkinlere kıyasla daha düşük düzeyde inflamatuar belirteçlere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Yaşlanmanın umulmadık tesellisi: Daha az pişmanlık

Kim korkar yaşlanmaktan!