Marmara Denizi’ndeki kirlilikten etkilenen balıkların taşıdığı hastalıkların Cebelitarık’a kadar gidebileceğini belirten hidrobiyolog Levent Artüz, “Biz Marmara Denizi’ni kirletmekle, bunu da aşırı hale getirmekle bu işi zaten uluslararası bir platforma taşıyoruz” dedi.

Marmara Denizi’nde dip yapısının yüzeye vurmasıyla ortaya çıkan müsilaj sorunu haftalardır gündemden düşmezken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyeler harekete geçerek yüzeyi temizlemeyi başarmıştı.
Birçok uzmanın bildirdiğine göre bu ‘temizlik‘ yeterli değil. Müsilaj hala denizin dibinde yoğun ve etkili. Deniz salyasının temel sebepleri olarak denize yeterince arıtılmadan bırakılan atık sular, derin deniz deşarjları, denizi etkileyen akıntılar ve su sıcaklığının artmasına da sebep olan iklim değişikliği gösteriliyor.
RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programına katılan Artüz, özellikle Marmara Denizi’nde görülen müsilaj konusundaki gelişmeleri ve Marmara Denizi’nin durumunu değerlendirdi.
Artüz, müsilaj için hazırlanan eylem planının altının doldurulmadığına işaret ederek şunları söyledi: “Biz Marmara Denizi’ni kirleterek bugüne kadar geldik. Daha önce de söylemiştim, müsilaj organik bir materyal ve bakteriyolojik olarak parçalanacak. Ancak şu anda bunun için yeterli suda çözünmüş oksijen yok. Bu parçalanan kısımlar da başımıza bela olacak. Çünkü bunu parçalayan bakteriler balıklarda hastalığa neden oluyor.”
‘Balıklar olması gereken boyutta değil’
Durumun her geçen gün daha kötüleştiğini ifade eden Artüz şöyle devam etti: “Balıklar olması gereken boyutlarda değil, karaciğerlerinde ve üremeyle ilgili kısımlarında deformasyon oluyor. Stoklarımız açısından çok tehlikeli bir pozisyona geliyor. Göç yolu üzerinde Marmara Denizi olan balıklar da, bu balıklarla beslenip Akdeniz’e taşıma ihtimali çok yüksek. Geriye olan göçte bunları tekrar Karadeniz’e taşıma ihtimalleri de yüksek.
Balıklar yoluyla geçen hastalıklar Cebelitarık’a kadar taşınabilir. Bunlar sınır aşırı. Biz Marmara Denizi’ni kirletmekle, bunu da aşırı hale getirmekle bu işi zaten uluslararası bir platforma taşıyoruz. Kalan canlılarda çok ciddi ölümleri gözlendi bu geçen sürede. Geçen ve evvellki sene, bizim Marmara Denizi’nin biyoçeşitlilik açısından en zengin kabul ettiğimiz Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi girişinde bir istasyonumuz vardı.
‘Canlı türü 250’den 21’e düştü’
Burada zamanla düşmüş olsa da 250 farklı canlı türüne rastlıyorduk. İki hafta evvel yapmış olduğumuz örneklemede, bunun 21’e düştüğünü gördük. Çok ciddi bir düşüş. Biz buna daha evvelki dönemlerde Sivriada civarında ve denizin 400 metre altında aynı vahim duruma rastlıyorduk. Kasım-aralıkta yani müsilajla beraber, hatta müsilajı tetikleyen ve bunun boyutlarını belirleyen Ergene deşarjıyla birlikte bunu artık Batı Marmara’da da görmeye başladık. Batı Marmara’da da tür çeşitliliği ciddi şekilde erozyona uğradı.”
Ne yapmalı?
Uzmanlar, ‘müsilajın bir neden değil bir sonuç olduğu’nun sık sık altını çiziyor ve müsilajı oluşturan faktörler ortadan kalkmadığı sürece kirliliğin sürdüğüne işaret ediyor.
Müsilaj sorununun kaynaklarından biri, sanayi tesislerinin ve diğer işletmelerin atık sularını gelişmiş bir biyolojik arıtma işleminden geçirmeden dere ve nehirlere, dolayısıyla denize boşaltması. Bir başka neden ise arıtma sistemi bulunsa bile tesislerin bunları düzenli çalıştırmaması.
Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, bir söyleşide Marmara Denizi’ni kurtarmak için uzun vadeli çözümlere ihtiyaç olduğunu belirterek şunları söylemişti: “Doğal şartları değiştiremeyeceğimiz için yapmamız gereken şey çok basit. Denize giden atıkları keseceğiz. Önce kirlilik yükünü durdurup, sonra iyileştirme çabası içinde olacağız. Bunun için de Marmara’yı koruma alanı ilan etmemiz lazım. Sayın cumhurbaşkanı ve çevre bakanımız söyledi. Heyecanla bekliyoruz.
Suların en az yarısını arıtmadan denize basıyoruz. Hem arıttıktan sonra da bu suları niye denize basalım? Madem arıttık, atık barajları yapalım. Zaten su kıtlığı yaşıyoruz. Bu suları tarımda, parkları bahçeleri sulamakta kullanalım. Balıkçılığı da düzenlememiz lazım. Marmara için erken uyarı sistemi yapılmalı. Yapılacak şeyler basit ama harekete geçmemiz lazım.”