CANAN COŞKUN
canancoskun@diken.com.tr
@canancoskun
Orkestra arkadaşıyla şakalaşırken kullandığı bir ifade nedeniyle hedef gösterilip dört gün tutuklu kalan şarkıcı Gülşen’in davası bugün İstanbul 11’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Mahkeme, Gülşen’in karakola imza verme zorunluluğunu kaldırırken yurtdışı çıkış yasağının devamına karar verdi. Bir sonraki mahkeme 21 Aralık’ta.
Gülşen savunmasında ”Bütün konu sahnede bir arkadaşımla şakalaşmamdan ibaret” dedi. Konserdeki şakalaşma videosunun dört ay sonra yayınlanmasının ‘manidar’ olduğu belirten Gülşen, linç ve tutuklama süreci hakkında ”Hayatta Gülşen olarak var olmamın cezalandırılması olarak görüyorum” dedi.

Gülşen’in geçen nisanda verdiği bir konserde, orkestra arkadaşına “İmam hatipte okumuş. Sapıklığı oradan geliyor” sözlerinin yer aldığı bir video 24 Ağustos’ta Twitter’de dolaşıma sokulmuştu. Videonun yayılmasının ardından Twitter’da ‘#GülşenTutuklansın’ diye etiket açılmıştı. Gülşen hakkında soruşturma başlatılmış, aynı gün ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik‘ suçlamasıyla tutuklama kararı verilmişti. Bakırköy Cezaevi’nde dört gün kalan Gülşen, İstanbul 27’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29 Ağustos’ta ‘konutu terk etmeme’ adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.
Daha sonra Gülşen’in ev hapsi kararına itiraz üzerine üst mahkemece ev hapsinin kaldırılmasına karar verilmişti.
İddianame: 702 müşteki arasında Bakan Varank da var
İstanbul başsavcılığının hazırladığı iddianamede şarkıcı Gülşen’in ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçlamasıyla üç yıla kadar hapsi isteniyor. İddianamedeki 702 müşteki arasında İstanbul İmam Hatip Lisesi mezunu Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Gaziantep Önder İmam Hatipliler Derneği de yer alıyor.
Yazar Emine Şenlikoğlu’yla Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu da müştekiler arasında yer alıyor.
Gülşen: Bütün konu şakalaşmadan ibaret
İstanbul 11’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava öncesi duruşma salonunun bulunduğu katta geniş güvenlik önlemi alındı. Duruşmaya şarkıcı Gülşen ve avukatları ile müştekiler katıldı. Duruşmayı CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Mahmut Tanal da takip etti.
Gülşen, savunmasında şunları söyledi: ”Suçsuzum. Yargılama sonunda beraat edeceğime inanıyorum. Bütün konu sahnede bir arkadaşımla şakalaşmamdan ibarettir. Sahnedeyken dinleyicilerimin arasına karışmak istedim. Kalabalıkta bu mümkün olamayacağı için sahnedeki arkadaşlarımın birinden beni seyircilerimin arasına taşımasını rica ettim. Sahnedeki başka bir arkadaşım yine aramızdaki şakalaşma sonucunda ‘seni imam taşısın’ dedi. ‘İmam’ da bu lakapla anılan bir arkadaşımızdır, bu lakabın benim bildiğim özel bir anlamı yok. Kendisini bu şekilde tanıdım, sahne şovlarında da sıklıkla şakalaştığım bir arkadaşımdır. Bu lakabın kelime olarak zihnimde eşleştiği bir kalıp olmasından ötürü plansız ve hesapsız bir şakayla yanıt verdim. Sadece bir kişiye karşı sahne heyecanının getirdiği refleksle söylenmiş bir şey ve sahnedeki iki kişi arasında geçen bir diyalog. Şaka da ‘kendisi’ diye bitmektedir. Bunu söylerken ne bir üçüncü şahıs ne bir sosyal sınıf ne de bir kesimi hedefledim. Diyalog o kadardı ve orada sonlandı. Bunu seyirciye dönüp söylemedim, tekrarlamadım, alkışlatmadım, altını çizmedim. Sonrasında bir tanıtım amacıyla paylaşmadım. Dolayısıyla halkı kin ve düşmanlığa sevk edecek bir tavır kullanmadım. Bu konuda kendi vicdanımda hürüm, üzerime atılı suçu işlemedim ve kabul etmiyorum. Sadece iki kişi arasında geçen bu sıfat nedense hedefe oturtuldu. Bu sebeple yine de değerlerini incitmiş olabileceğini düşündüğüm herkesten samimiyetle özür diledim. Sıklıkla tanık olduğumuz sapkınlık zaten kanayan yaramız, ama ben bu yarayı sağduyulu bir vatandaş olarak taşıyorum. Sadece aynı zamanda tanık da değilim, mesleki duruşumun bir bedeli olarak mağduruyum da.
‘Kadınlığım, giyim kuşamım nedeniyle hedef gösterildim’
Kadınlığım, anneliğim, bedenim, eşliğim ve giyim kuşamım nedeniyle sözlü olarak defalarca linç ve istismara uğradım ve hatta hedef gösterildim. Ama yine de duygu ve düşüncemi yeri geldiğinde özgürce dile getirmekten çekinen biri olmadım. Şu anda da değilim, tekrar etmek isterim ki sahnedeki şaka toplumsal duyarlılığımın bir tezahürü değildi. Sadece iki kişi arasında geçen bir şakaydı, bir açıklama demeç ya da görüş bildirmek için değildi.
‘Videonun dört ay sonra yayınlanması manidar’
Ancak öyleymiş gibi gösterildi Bunun böyle olmadığını videoyu izleyen herkes gördü ve görecektir. Gerek zamanlaması, gerek yayılması, benim nezdimde manipülatif ve manidardır. Manidardır çünkü söz konusu konserin tarihi 30 Nisan, videonun yayılma tarihi 24 Ağustos’tur. Arada tam dört ay var. Videonun dört ay sonra ortaya çıkarılması yayılması, aynı gece linç kampanyasının başlatılması, gözaltına alınmam ve tutuklanmam sadece bir gün sürdü.
‘Hayatta Gülşen olarak var olmam cezalandırılıyor’
Ben ne yalan söyleyeyim hayatta Gülşen olarak var olmamın cezalandırılması olarak görüyorum. Maddi kısmını tamamen geçtim, manevi olarak inanılmaz orantısız bedellere maruz bırakıldım. Beş günü Bakırköy cezaevinde, 15 gün evde olmak üzere toplam 20 gün hapis cezası aldım. Ama asıl tutsaklığım çocuğuma kavuşamamaktı. Çocuğum üç yıldır İspanya’da okuyor, anne-çocuk ilişkisini yaşayamıyorum, onun yanında olamıyorum. Çünkü beş yaşındaki çocuğum annesi varken annesiz, o benden mahrum ben de ondan mahrumum. Maddi kısmına gelecek olursak, belirsizlik nedeniyle 50 küsur konserim iptal edildi. Bunların tazminleri gerekiyordu ve ödendi. Bu iptaller madden birçok kişiyi de etkilediği için mağduriyetlerini de üstlendim. Yurtdışı konserlerini de yapamıyorum yurtdışı çıkış yasağı nedeniyle. Bu mağduriyetin sona ermesi en büyük dileğim. Bunu ailem, iş arkadaşlarım ve adalet isteyen herkes için istiyorum.”
‘İmam lakaplı kişi tanık olarak dinlensin’
Gülşen’in savunmasından sonra avukatı Emek Emre konuştu. Emre, “Hukuk kurallarının sınandığı bir yargılama geçirmekteyiz. Derhal beraat gerektiği aşikardır. Delil incelemesi gerekmeksizin suçun unsurları oluşmuyor. Bu bir somut tehlike suçudur. Bu olgunun bu dosyada olmadığı açık” diye konuştu. Avukat Emre, videoyu sosyal medyadan paylaşan kişinin kimliğinin ortaya çıkarılmasını ve Gülşen’in ifadesinde bahsettiği ‘İmam’ lakaplı sahne arkadaşının tanık olarak dinlenmesini istedi.
Gülşen’in avukatlarından Celal Ülgen de, adli kontrol tedbirinin uygulanmasının bir anlamı kalmadığını belirterek bu tedbirlerin kaldırılmasını ve müvekkilinin duruşmalardan muaf tutulmasını istedi.
‘Katli vacip’ paylaşımına adli işlem yok
Gülşen’in avukatı Altın Mimir de, 30 yıldır avukatlık yaptığını, mesleği boyunca müvekkilinin başına gelenleri daha önce yaşamadığını söyledi. Avukat Mimir, Gülşen ile ilgili sosyal medyada Yeniden Refah Partisi yöneticisinin ‘Katli vacip’ şeklinde paylaşımda bulunduğunu, ancak bu kişi hakkında hiçbir adli işlem yapılmadığını belirtti.
130 müşteki şikayetini geri çekti
Avukat Celal Ülgen, yaklaşık 130 kişinin şikayet dilekçesini geri çektiğini söyledi. Gülşen’in özründen dolayı şikayetini geri çektiğini söyleyen kişilerden bazıları salonda yer aldı. Şikayetinin devam ettiğini söyleyen ve davaya müdahil olmak isteyen müştekiler de yine salondaydı. Bazı şikayetçiler de ‘müdahil‘ kavramının anlamını öğrenince davaya katılmaktan vazgeçti.
Savcı, derhal beraat talebinin reddine karar verilmesini, davaya konu sözlerin bulunduğu CD’nin bilirkişiye gönderilmesini, ‘imam‘ lakaplı kişinin tanık olarak dinlenmesi talebinin bilirkişi incelemesinden sonra değerlendirilmesini, suçtan zarar görme ihtimali nedeniyle müştekilerin müdahillik taleplerinin kabul edilmesini ve adli kontrol uygulamasının devamına karar verilmesini istedi. Savcı ayrıca, görüntüleri sosyal medyada ilk kez paylaşan kişi hakkındaki soruşturma dosyasının istenmesini talep etti.
Yurtdışı çıkış yasağı devam ediyor
Mahkeme, ara kararında davaya konu sözlerin bulunduğu CD’nin bilirkişiye verilmesine karar verdi. Derhal beraat talebinin reddine hükmeden mahkeme, Gülşen’in duruşmalardan muaf tutulmasına karar verdi. ‘İmam‘ lakaplı kişinin tanık olarak dinlenmesiyle ilgili bir sonraki duruşma karar verilmesine hükmeden mahkeme, müdahillik taleplerinin değerlendirilmesini de bir sonraki duruşmaya bıraktı. Karakola imza verme zorunluluğunu kaldıran mahkeme, yurtdışı çıkış yasağının devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 21 Aralık saat 10:00’da yapılacak.