Hem dürüst hem cesur bilimciler arıyoruz
H

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

Çeşitli disiplinlerden bilimcileri akarsularımızı kurtarmak için arıyoruz, bir inşaat şirketi gibi çalışan Devlet Su İşleri’nin karşısına çağdaş bilimi dikmek için.

Akarsularımızın yönetiminden sorumlu olan DSİ iki yıl önce Dünya Bankası’ndan 600 milyon dolarlık bir kredi aldı “Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Projesi” için. ‘Taşkın yönetimi’ dedikleri, dereleri beton ya da taş kanallara hapsetmek.

Avrupası, Amerikası, Koresi, Japonyası, Avustralyası bu uygulamadan vazgeçti, daha önce inşa ettiği kanalları yıkıp akarsuları eski hallerine döndürüyor kırk yıldır. Taşkınlar için doğa temelli çözümlere yöneliyor, ‘derelere yer açıyor.

Fotoğraf: Arşiv

DSİ, Dünya Bankası’ndan aldığı bu parayı ülkenin 29 ayrı yerinde harcayacak. Bunlardan biri olan Arhavi’de 10.130 metre duvar yapacak DSİ, 816 milyon lirayı bu betonlara gömecek.

Dünya Bankası’nın bazı kriterleri olduğu, bunların bir kısmı borç anlaşmasında da kayda alındığı için DSİ iş süreçlerini sıkı tutar görünümü vermeye çalışıyor. Halkı Bilgilendirme Toplantısı bunlardan biri. Bu toplantıları yapma mantığını ve bu bilgilendirme müsameresini nasıl tersine çevirdiğimizi bir ay önce yazmıştım: Halkı bilgilendirme toplantısında halk DSİ’yi bilgilendirdi.

Borç sözleşmesi, itiraz mekanizmalarını da kapsıyor. DSİ’nin itiraz birimine asla güvenilemeyeceğini biliyoruz. Eğer itiraz eden çıkarsa çarpıtarak, eksik bırakarak, dilini bozarak itirazları tutanağa geçiyorlar ve hiçbir şey olmamış gibi işlerine devam ediyorlar. Bu yüzden Arhavililer olarak doğrudan Dünya Bankası’nın itiraz mekanizmasına başvurduk. Kapsamlı bir dosya hazırladık. Bu dosyada itirazlarımızı Dünya Bankası kriterlerine dayandırarak sıralayan, dünyadaki iyi uygulamalardan bahseden, Arhavi havzasının pilot bölge kabul edilip dünyadan ve Türkiye’den uzmanlarla yeni bir proje yapılmasını talep eden bir rapor var. Arhavi’de 25 Temmuz’da yapılan Halkı Bilgilendirme Toplantısı’nın tutanağı var. Bu toplantının video kaydı var. Arhavilileri temsilen 380 kişinin de imzası var.

Dünya Bankası’nın itirazımızı incelemeye aldığını biliyoruz. Şimdi bir adım daha atmak istiyoruz: ‘Dere ıslahı’, ‘taşkın koruma’, ‘taşkın kantrolü’ adlarıyla akarsuları kanallara alma uygulamasını çeşitli boyutlarıyla değerlendiren Türkiye’den bir bilimsel görüşü de Dünya Bankası’na sunmanın etkili olacağını düşünüyoruz.

DSİ dereleri sadece akan bir su kütlesi olarak görüyor, zaten inşaat işleri için kurulmuş bu kurumun kadrosu neredeyse tamamen inşaat ve biraz da makine mühendislerinden oluşuyor, son zamanlarda üç beş çevre mühendisi de ekleyip yeşil kamuflaj edindiklerini sanıyorlar.

Oysa akarsular etrafıyla bir bütündür, dolayısıyla birçok bilim dalından birçok disiplini ilgilendirir; bu disiplinler de akarsularla ilgilenmelidir: orman mühendisi, ziraat mühendisi, zoolog, hidrolog, sucul yaşam uzmanı, botanikçi, sosyolog, antropolog, inşaat mühendisi…

Bilimcilerimiz akarsular ve DSİ’nin işleri konusunda pek sessiz. Bilimin sessizliği, kamuoyunda bilgisizlik ya da vurdumduymazlık olarak yankı buluyor. HES’ler ya da ormanlar konusundaki duyarlık ve farkındalığın binde biri yok dereler konusunda. Bilimcilerimiz (medyamız da) bu konudaki ihmalkarlıklarına son vermek için Arhavi’yi iyi bir fırsat olarak görmeli. Arhavi’nin itirazına bilimcilerin ve doğaseverlerin desteği, ülkenin betonlanmamış akarsularını kurtarmak, betonlanmışları da ıslah etmeye başlamak için bir fırsat sayılmalı.

Hem dürüst hem cesur bilimci gerek, dedim başlıkta. Bunlar ayrı niteliklermiş gibi görünüyor, ama en azından bazan birbirlerini tamamlayan bir ikilidirler. Dürüst olmayan cesur ancak felaket getirebilir, bunu herhalde çok iyi biliyoruz. Fakat cesur olmayan dürüst de dürüst olmayan cesurların ekmeğine yağ sürer, onların cesaretini kamçılayıp azdırır, zorbanın işbirlikçisi haline bile düşebilir. Kısacası, cesaret yoksa dürüstlük, en azından, siner. Sinmiş dürüstlük neye yarar, kime yarar?

Dürüst bilimcilerimiz cesaretlerini kuşanmalı ve akarsularımız inşaat zihniyetiyle iş gören DSİ’ye emanet edilemeyeceğini ortaya koymalı. Ya DSİ ıslah edilmeli ya da akarsular, mesela Avrupa’da olduğu gibi, çok-disiplinli ve doğa korumayı odağına alan yepyeni bir kuruma emanet edilmeli.

Peki, bilimi DSİ uygulamalarının karşısına dikecek bir bilim heyeti oluşturabilir miyiz? Dünya Bankası’na DSİ projeleri için çok-disiplinli bir bilimsel görüş sunmamıza yardım edecek bilimciler var mı?

Devletin bilim kurumu TÜBİTAK’ın Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talebi üzerine hazırladığı Gediz Nehir Havzası Yönetim Planı‘nda belirtilenler cesaret verici olabilir. Bu belgedeki değerlendirme ve tevsiyeler Avrupa’daki uygulamalara uygun, temel ilkeleri dile getiriyor. Fakat devletin bir kurumu olan DSİ, devletin bilim kurumunun değerlendirmesine tamamen aykırı işler yapıyor. Bu tersliği düzeltmemiz gerek.

Arhavi’nin derelerini kurtarmaya el verin, ülkenin bütün akarsularını özgür kılmanın ilk adımını atalım.

***

Meraklısı ve bilimciler için TÜBİTAK’ın değerlendirmesi:

(Gediz Nehir Havzası Yönetim Planı / Hidromorfolojik Unsurlara Dair Önlemlerin Tayini bölümünden, s. 345-350)

Kıyı bölgesi kalitesinin belirlenmesinde riparyan örtünün çeşitliliği ve örtü seviyesi habitatın kalitesini belirleyen önemli bir unsurdur. Örtünün ağaçlardan oluşması, farklı türde ağaçlardan oluşması ve yakınındaki orman/koru gibi doğal ortamlarla bağlantısının bulunması habitat kalitesini arttırıcı unsurlardır.

Gerek yatak gerekse kıyı bölgesi habitat kalitesinin arttırılmasında alınabilecek en önemli önlem yatağa ve yakın kıyısına müdahale edilmemesidir.

Nehir yatağına yapılan müdahaleler de hidromorfolojik kalitenin düşmesine neden olan olaylardır. Bu kapsamda yapılan en yaygın uygulamalar arasında yanal şevlerin düzeltilmesi, yatak tabanına veya kenarlarına taş döşenmesi ve tüm yatağın dikdörtgen veya trapez kesitli betonarme kanala alınması sayılabilir. Özellikle yatak tabanının beton kanala alınması olabilecek en ileri müdahale olup, akarsuyun yeraltı suyu ile etkileşiminin tamamen kesilmesine neden olmaktadır.

Akarsuyun civarı ile etkileşimini tamamen koparan bu tip uygulamalar sonucu olası taşkınların şiddeti de artmakta ve mal ve can kayıplarının daha fazla olmasına neden olabilmektedir. Bunun yerine, akarsu ve taşkın yatağının boyutunun hidrolik ve hidrolojik analizler ile net olarak ortaya çıkartılması ve bu alanların yapılaşmaya kapatılması ve rekreasyon alanları olarak düzenlenmesi önerilmektedir.

[Yatağa] Müdahale yapılmasının kaçınılmaz olduğu durumlarda bunun ekolojik açıdan en az zarar verecek şekilde planlanması için konunun uzmanlarından oluşan bir heyetin müdahalenin planlaması esnasında teknik uzmanlarla birlikte çalışması yerinde olacaktır.