AYŞEGÜL KASAP
aysegulkasap@diken.com.tr
@aysegul_kasap
36’sı çocuk 78 kişinin öldüğü Grand Kartal yangınının üzerinden beş gün geçti. Hala sorumluluk üstlenen yok.
Afet uzmanı Dr. Kubilay Kaptan, bu faciada başta bakanlık olmak üzere itfaiyeye kadar herkesin sorumlu olduğunu söyledi:
“Balık baştan koktu. Eğer bir ülkenin yönetim şeklinde adamsendecilik, liyakata önem vermemek, ‘Nasıl olsa afetler 50 ya da 40 yılda bir oluyor, bizi mi bulacak’ deyip afet yöntemine riayet etmemek, adam kayırmacılık varsa bunun belediyesine, yani alt birimine kadar inmemesi mümkün mü? Belediyenin kimde olduğunun ne önemi var?”

21 Ocak sabahı 03:30 sularında Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de çıkan yangında 51 kişi de yaralanmıştı.
Henüz otelden dumanlar yükselirken iktidar ile muhalefet arasında ‘sorumluluk’ atışması başladı. Anlatılanlara göre otel sahipleri itfaiyeye rapor için başvurmuş, ancak Bolu Belediyesi’ne bağlı itfaiye ekibi ‘yangına karşı uygun değil’ raporu vermişti. Bunun üzerine şirket raporu geri çekmiş ama itfaiye aynı gün bu sefer otelin 70 metrekarelik restoran alanı için uygunluk raporu vermişti.
Bolu Belediyesi, tespit ettiği eksikleri ilgili kurumlara bildirmediği ve talep geri çekilince konuyu kapattığı için eleştiriliyor.
Mevcut yönetmeliğe göre asıl sorumlu Turizm Bakanlığı. Ancak bakanlık sorumluluğu kabul etmiyor. Önce itfaiyeyi işaret eden bakanlık daha sonra il özel idareyi sorumlu tuttu. Muhalefet iktidarı yönetmelik nedeniyle suçluyor. Söz konusu yönetmelikle her şeyin bakanlığın elinde toplandığını savunuyor.
Turizm Bakanlığı’na birçok yetki verilmesinin önünü açan yönetmelik 7734 sayılı ‘Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.’ 17 Temmuz 2021’de Meclis’ten geçmiş, 28 Temmuz 2021’de de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş.
Bu kadar kritik bir kanunda muhalif siyasetçiler, Meclis’e gitmediği ve oy kullanmadığı için eleştirilmişti. AKP ve MHP’lilerin yanısıra İYİ Parti’den oylamaya katılan tüm isimler ‘kabul’ oyu verdi. 284 ‘kabul’ oyuna karşı CHP ve HDP’nin toplam 50 ‘ret’ oyu yetersiz kalmıştı.
CHP’den 103, HDP’den 41, İYİ Parti’den 22, Memleket Partisi’nden üç, TİP’ten dört milletvekili oylamaya katılmamıştı. Böylece kanun ‘rahatlıkla’ Meclis’ten geçmişti.
‘Balık baştan koktu’
Diken’e konuşan afet uzmanı Dr. Kubilay Kaptan günlerdir devam eden ‘yetki’ tartışmasıyla ilgili şunları söyledi:
* Tuhaf bir kutuplaşma, tartışma var. Yetkiyi herkes birbirinin üzerine atıyor. Yönetmeliklerden okuduğum kadarıyla evet baş sorumlu bakanlık ile il özel idare, dolayısıyla valilik İçişleri Bakanlığı… Ama belediye başkanın da bir açıklaması oldu. Gidip denetliyor itfaiye “Uygun değildir” diyor. Sonra da işletme dilekçesini geri çekiyor. Böyle bir şey olabilir mi?
* Bakın aslında burada yetki tartışmasına gerek yok. Türkiye’de son 30 yıldaki facialara baktığınız zaman balığın baştan kokmuş olduğunu görüyorsunuz. Balık baştan koktu. Eğer bir ülkenin yönetim şeklinde adamsendecilik, liyakata önem vermemek, “Nasıl olsa afetler 50 ya da 40 yılda bir oluyor bizi mi bulacak” deyip afet yöntemine riayet etmemek, adam kayırmacılık varsa bunun belediyesine, yani alt birimine kadar inmemesi mümkün mü? Belediyenin kimde olduğunun ne önemi var?
* Eğer siz, toplumu, devleti ve onun bütün organlarını, resmi kurumlarını bu kafayla yönetiyorsanız, bu kafanın içinde yer alan ufak kişilerin nasıl davranmasını bekliyorsunuz? Farklı mı davranacaklar? Mümkün mü? Farklı davranan kusulur. Doğal olarak baktığınız zaman hepsi suçlu.
* Türkiye’de yoksul soba zehirlenmesinden ölür, zengin de gittiği otel öldü. Herkes ölebilir bu ülkede. Bu konuda eşitiz.
‘Tanesi 25 lira olan duman dedektörü yok odalarda’
Yapılması gerekenleri adım adım anlattı afet uzmanı:
* Bütün dünyada turistik yerler camiler, stadyumlar, hastaneler, okullar gibi yani insan sayısının herhangi bir anda yoğun olacağı yerler yönetmeliklerde son derece net.
* Afet yönetimi şöyle başlar. Yerin kendisiyle başlar kesinlikle itfaiyeden başlamaz. İlk önce bu yerin kendisinin bir afet ekibi olacak.
* Afet ekibinin görevleri belli olacak ve o ekip mütemadiyen tatbikat yapacak. Bir, “Burada bulunan insanları nasıl çıkarırım?” İki “Personeli nasıl çıkarırım?” Üç geri kalan şekilde binayı ve diğer kalan neyse artık onlar, tesisatsa mesela “Nasıl güven altına alırım?”
* İşletme kendi içinde afete karşı hazırlık yapacak. Burası bir kış oteli. Kış oteli olduğu için sıcak gösterilsin diye mimari olarak yoğun biçimde ahşap kullanmış. Dünyanın her yerinde otel yangınlarının mutfaktan çıktığı belli. Çünkü mutfak kapalı bir yer, anormal derece ısı oluşuyor. Her yerde elektrik kablosu geçiyor. Çoktan bunlara göre güvenlik önlemi alması lazımdı.
* Erken uyarı sistemi, duman sensörleri, yangın sensörleri ve ondan sonra bunları söndürecek ve dumanı dışarı çıkartacak sistemler… Bunların toplamının hepsinin en mükemmelini alsanız dünyada o otelin bir günlük karı bile etmez.
* Otelin personeli afet yönetiminin yanından geçmemiş. Yangında ne yapacağını bilmiyor. Bu insanların hiçbir koruması yok. “Siz yangında şöyle yapacaksınız, üstünüze bunu giyeceksiniz” denmemiş. Yangında insanlar en fazla dumandan ölür. Bu insanları kurtarmak için “Al iki tane de yanında götür” denmemiş.
* İşletmeni en ufak bir yangına karşı önlemi yok. Tanesi 25 lira olan duman dedektörü yok odalarda ya.
* İki tane yangın merdiveni varmış. Ben hayatımda ilk defa binanın içinde yangın merdiveni olduğunu duydum. Böyle bir yangın merdiveni sistemi olabilir mi? İnsanlar yangının olmadığı bir yerden inmek zorundayken, nerede?
* Ekip yok, teçhizat yok. Geriye doğal olarak itfaiye kalıyor. Ahşap olan bir otelde yanma dediğiniz şey iki dakikada gerçekleşir.
* Eğer bu insanlar hazır olsaydı, o zaman çıkanları ve geri kalanları kurtarmaya odaklanabilirlerdi. Bu arada itfaiyenin de bölgede bulunan kolu, ilçede ekip yok. Her zaman bekleniyor ki AFAD gelecek bizi kurtaracak. Mümkün mü? Yangın gibi, sel gibi olaylar saniyeliktir. O anda hazırsanız yaparsınız hazır değilseniz hiçbir şey yapamazsınız.
* Zaten tatbikat hiç yapılmadığı, itfaiye hiç oraya uğramadığı, “Bir bakalım burada yangın çıkarsa ne yaparız” diye deneme yapılmadığı için itfaiye geleceği zaman ne nereye yanaşacağını biliyor, ne kadar su alacağını biliyor, ne nereye müdahale edeceğini biliyor. Arkası karanlık önde aydınlatma yok, hiçbir şey yok ortada.
Yani aslında itfaiye de o kaos içinde haliyle panikliyor. Nereden başlayacağını bilmediği için. İtfaiye otelin arkasına yangın sırasında geçememişti. Gerekçe olaraksa orada yol olmadığı, kaymak için pist olduğu söylenmişti.
Bölgeye Google Earth uygulamasından baktığımızda yol olduğu görülüyor.

Yangın bittikten sonraysa itfaiye yangın sırasında giremediği yola girdi.

Bu kısmın kaymak için pist olarak kullandığı da söyleniyor. Buradaki görüntülere göreyse yangından buzların eridiği görülüyor.
İnsanlar ortaçağda olduğu gibi çarşaf sarkıtarak kaçmaya çalıştı
İtfaiye gelene kadar önemli olan asıl önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan uzman şöyle devam etti:
* Bütün bunlar yoktu diyoruz da bunların olmaması bir seçenek değil. Bunlar zorunlu. Yönetmeliklere göre zorunlu. Yapmamışlar. Kim denetlemiş bunu? Hiç kimse.
* O otelin ahşap kaplamalarının nasıl izin verildiği de ayrı bir muamma. Çünkü eğer siz yangın çıkabilecek bir yerde ahşap kullanıyorsanız üstüne epoksi sürmeniz lazım ki yangın çıkarsa yangının ahşabın üzerinde ayrı bir mum gibi etrafında kalsın ve içine girmesin. Peki koca binada bunu yapmışlar mı? Yok. Bina iki dakikaya varmadan şömineye dönmüş zaten. Bu saatten sonra itfaiyeyi yık oraya, hiçbir şey yapamazlar. Ancak sönmesini bekler. İnsanlar da aynı ortaçağda olduğu gibi çarşaf sarkıtarak kaçmaya çalışır, çocuklarını aşağıya atar.
‘Burada bakanlıktan itfaiyeye kadar herkes suçlu’
Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un CNN Türk’teki “Bakanlık kontrolörleri her şeyi kontrol etmez” sözleriyle ilgili şunu dedi Kaptan:
* Bizde iki yüzlülük var, sorumluluk almama var, yüzleşmeme rahatsızlığı var. Yüzleşmezseniz bu devam edecek. Bu insanlara şu söyleniyor. “Kesinlikle kimseyi ateşe atmayacağız, kimse arkada bırakmayacağız. Kimse istifa etmeyecek, birbirimizi koruyacak birbirimizi kollayacağız.” Ve bu şekilde davranarak sadece ve sadece suçluların ortaklığını yaratıyorlar.
* Kimse ceza almıyor kimsel örnek oluşturmuyor. Böyle bir sistemde bunlar devam eder. Bu konuda bakanlığın yüzde 100 sorumluluğu vardır.
Kaptan’a göre yönetmelikte bu tarz otel komplekslerinin etrafında bir itfaiye ekibinin olmaması da eksiklik:
* Yurt dışında bu tür komplekslerde kendi içinde organize olup ortak birim yapıyorlar. Kendi birimleri var, bir tane de ana birim var. Bu ekip 24 saat oradaki bütün otellere aynı anda hizmet vermekle yükümlü.
* Burada ne otelin kendisinde bir ekip var, ne otel zincirlerinin bulunduğu bölgede bir ekip var, ne de en yakın yerde buna uygun bir ekip var. Buna uygun diyorum çünkü bu ufak bir kulübe yangını değil.
* İtfaiye gittiği zaman artık yapacak bir şey kalmamış zaten. Kurbanlardan görüyorum dinliyoruz. Burada bakanlıktan itfaiyeye kadar herkes suçlu. Herkes bir olayın olmasını bekliyor. Kimse o ana kadar hiçbir şey yapmıyor.
* O kadar tuhaf bir durum ki yetkili otelin çökme riski var dedi. Ya otel beton. Otel çökmez. Yetkili denen şahıslar ne olduğunun farkında değil. Ahşap sadece kaplama, otel ahşaptan yapılma değil. O kadar bir liyakatsizlik var.