İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ‘içki satışı yasağı’nı ‘bir sağlık meselesi’ olarak niteledi.

24 TV’de canlı yayında soruları yanıtlayan Soylu, ‘tam kapanma döneminin uzamasının söz konusu olmadığını’ belirtti.
“Alkol meselesi kendiliğinden çıkmış bir iş değil, biz yaklaşık iki ay gibi bir süreyle Avrupa’yı takip ettik” diyen içişleri bakanının açıklamalarından öne çıkan satır başları şöyle:
*Onları takip ederek nasıl kapanıyorlar, hangi tedbirleri alıyorlar, işten kaçta çıkıyorlar. Bunlar bizim için örnek teşkil etmiş oldu ve öğretici oldu. Kendi tecrübelerimizle bunları pekiştirdik, istişarelerimiz yaptık ve kendimize bir yol haritası belirledik (Diken’in notu: Bu ülkelerde alınan tedbirlerin hiçbiri ‘içki satışı yasağı’nı kapsamıyor. Soylu daha önce de Almanya, Fransa ve Britanya gibi Avrupa ülkelerinde de içki yasağı uygulandığını öne sürmüş, ancak tek bir örnek verememişti).
*(Aralık ayında) Vatandaşımızın yüzde 75’i bu fedakarlığı normal görüyorum demişti. Şimdi yüzde 78’i normal görüyorum diyor (Diken’in notu: Bakan bu verileri ‘muhalefete yakın eski bir anket şirketi’ne dayandırdı ama adını vermedi, “Bizim araştırmalarımız da bunu doğruluyor” dedi).
*Devlet Sağlık Örgütü (DSÖ) bu işin başında, kuralı koymuş. Altı madde koymuş, demiş ki… Bir, alkolden kaçınarak bağışıklık sisteminizi sağlığınızı koruyun. İki, ayık kalın, hızlı karar almanız gereken zamanlarda kimseyi riske etmeyin. Üç, alkolü limitinde alın. Dört, alkol kullanımı sırasında evde bile olsa sosyal mesafenin korunması riski yüksektir, temel derdi bu aslında. Beş, özellikle kısıtlama günlerinde alkol alabilme imkanına sahip olursan daha fazla tüketirsin. Altı, aile içi şiddetin alkol kullanımıyla arttığı görülmektedir. Ben söylemiyorum, DSÖ bize salık vermiş (Diken’in notu: DSÖ’nün bütün bunları tam olarak böyle söyleyip söylemediği bir yana hiçbir önerisinde ‘içki satışı yasağı’nın adı bile geçmiyor).
*Kasımda başladık… Düştük mü düştük. Sonra tekrar 63 bine kadar yükseldi. Tekrar başladık. Tekrar düşüyor muyuz? Düşüyoruz. Birçok aldığımız tedbirle… bu tedbirlerin birbirleriyle korelasyonu negatif bir korelasyon değil, birbirleriyle uyan bir korelasyon, birbirleriyle uyarak devam ediyor. Bunu siyasallaştırmaya gerek yok, ideolojik bir tavır ortaya koymaya gerek yok.
Avrupa’daki yasaklarla Türkiye’deki ne kadar benziyor?
Türkiye’deki ‘uygulama’ tekel bayi, bakkal ve marketlerden içki satışını yasaklıyor. Dolayısıyla insanların buralardan gidip içki almasını engelliyor. Bu yüzden de doğrudan ‘hayat tarzına müdahale’ görülüyor ve hukukçular tarafından da ‘hukuka, anayasaya aykırı’ bulunuyor.
Britanya’da Türkiye’dekine benzer bir yasak gündeme bile gelmedi.
Fransa ve Almanya’da dönem dönem bar ve restoranlar kapatıldı; ‘insanların toplaşıp virüsün yayılmasını engellemek amacıyla’ ve yalnızca ‘açık alanlarda’ içki tüketimi kısıtlandı. Ancak market ve dükkanlardan içki satışı hiçbir zaman yasaklanmadı.
19 Ocak’ta Almanya’nın Bavyera eyaletinde bir mahkeme, hükümetin Covid-19’u kontrole alma adına tüm halka açık yerlerde alkol tüketimini yasaklayarak ‘sınırlarını aştığını’ hükmetti.