Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından atanan ve ‘kayyım rektör’ olarak tarihe geçen Prof. Dr. Melih Bulu yine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından görevden alındı. Ancak hem akademisyenler hem de öğrenciler direnmeye devam ediyor. Direnişin 194’üncü gününde 133’üncü kez rektörlük binasına dönen akademisyenler kayyım düzeni değişene kadar direnişe devam edeceklerini söyledi: “Boğaziçi Üniversitesi öğretim elemanları olarak, Türkiye’deki tüm üniversiteler için, demokratik ve özgür akademi ideali adına yürüttüğümüz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Üniversitelerde rektör belirleme süreçlerinin demokratik yollarla gerçekleşmesi için akademik ve hukuki düzlemde yaptığımız çalışmalarımıza devam ediyoruz.”

‘Altı ay değil altı yıl da olsa direniriz’
Diken’e konuşan Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü lisansüstü öğrencisi Fuat Öztürk, Bulu’nun görevden alınmasının ‘yeterli olmadığına’ dikkat çekerek ‘kayyım düzeni değişene kadar mücadeleye devam edeceklerini’ belirtti: “Bu düzen değişmedikçe, bir adamın iki dudağı arasından çıkan karara razı geldikçe direniş yine devam edecek. Biz buna hazırız. O nedenle ilk gün söylediğimiz gibi değil altı ay altı yıl olsa bile direniriz. Bu sloganın temelinde kayyım düzenine karşı bir direniş yatıyor.”
Bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde direnişin 28’inci haftası, Bulu’nun görevden alınması ve atanmış yönetimin rektör yardımcısı Naci İnci’nin vekaleten rektör olarak atanmasının ise ikinci günü.
Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri her iş günü olduğu gibi bugün de ‘Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz’ diyerek rektörlük binasına arkalarını döndüler.
Eylem sonrası açıklama yapan akademisyenler şunları kaydetti:
‘Kampüste polisler hala ağır silahlarla devriye geziyor’
“Bugün 16 Temmuz Cuma. Nöbetimizin 133’üncü, direnişimizin 194’üncü günündeyiz. Sizlere hâlen basının alınmadığı, çevresinde polisin ağır silahlarla devriye gezdiği, her köşesinin kameralarla, özel ve sivil güvenlik güçleriyle denetlenmeye çalışıldığı, girişlerine yüksek demir parmaklıkların yerleştirildiği ve artık Melih Bulu’nun olmadığı kampüsümüzden sesleniyoruz.
‘Boğaziçi’ne verdikleri zarardan dolayı suç duyurusunda bulunuyoruz’
2 Ocak gece yarısı Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan kişi, 15 Temmuz sabaha karşı görevinden alındı. Bu durum, altı aydır tüm bileşenlerimizle sürdürdüğümüz, kamuoyunun güçlü desteğini alan mücadelemizin, dayanışmamızın bir kazanımıdır. Bugün, YÖK Başkanı Yekta Saraç, Melih Bulu ve yardımcıları Gürkan Kumbaroğlu, Naci İnci, Fazıl Önder Sönmez hakkında Boğaziçi Üniversitesine verdikleri zararlardan dolayı suç duyurusunda bulunuyoruz. Atanmış rektörün görevden alınması ile birlikte, kayyım rejimiyle yönetime getirilen vekaleten atanmış rektör Naci İnci, bir gecede kurulan Hukuk Fakültesi’ne atanmış Selami Kuran, hukuksuz bir biçimde görevlendirilmiş Muzaffer Eroğlu’nun ve Genel Sekreter Nedim Malkoç’un istifalarını bir kez daha talep ediyoruz. Aldıkları keyfî ve haksız kararları tanımıyoruz. Söz konusu kararlardan biri, üniversitemizin hocalarından Feyzi Erçin’in yaz okulunda vereceği dersin kapatılmasıdır. Yaz okulu döneminin bu ilk gününde, ilgili bölüm ve fakülte kurullarının iradesi yok sayılarak alınan bu kararı kabul etmediğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
‘Seçilmiş dekan bir an önce görevine atılmalı’
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve Yabancı Diller Yüksek Okulu da dahil olmak üzere üniversitemizdeki tüm birim, fakülte ve enstitülerin müdür ve koordinatörleri seçimle göreve gelmeleri gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Şeffaf ve demokratik yollardan belirlediğimiz Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Fen Bilimleri Enstitüsü müdürlerimiz ve Mühendislik Fakültemizin seçilmiş dekanı bir an önce görevlerine atanmalıdır.
‘Türkiye’deki tüm üniversiteler için mücadeleyi sürdüreceğiz’
Boğaziçi Üniversitesi öğretim elemanları olarak, Türkiye’deki tüm üniversiteler için, demokratik ve özgür akademi ideali adına yürüttüğümüz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Üniversitelerde rektör belirleme süreçlerinin demokratik yollarla gerçekleşmesi için akademik ve hukuki düzlemde yaptığımız çalışmalarımıza devam ediyoruz. 15 Temmuz Perşembe günü atanmış rektörün görevden alınmasının ardından gelişecek süreçte; Boğaziçi Üniversitesi’nin iradesinin hiçe sayıldığı, üniversite bileşenlerine danışılmadan belirlenmiş, kayyım rejimiyle uzlaşmaktan utanç duymayanların dahil olduğu bir rektör atamasını kabul etmeyeceğimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz. Üniversitemiz bünyesinde, Boğaziçi Üniversitesi’nin etik ilkelerine bağlılığını beyan eden adaylarla yapılacak demokratik bir aday belirleme sürecinin bugün itibariyle başladığını ilan ediyoruz.
Geçen hafta, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü’nün, kurum dalında Boğaziçi Üniversitesi Demokratik Direniş Bileşenlerine verileceği açıklandı. Altı ayı aşan mücadelemize destek veren tüm dostlarımıza ve kamuoyuna teşekkür ediyoruz.
Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz.”
‘Direnişimize Boğaziçi şımarıklığı diyenler oldu’
Üniversitenin lisansüstü öğrencisi Öztürk de mücadeleye devam edeceklerini belirterek şöyle konuştu: “Bu düzen değişmedikçe, bir adamın iki dudağı arasından çıkan karara razı geldikçe direniş yine devam edecek. Biz bun hazırız. O nedenle ilk gün söylediğimiz gibi değil altı ay altı yıl olsa bile direniriz. Bu sloganın temelinde kayyım düzenine karşı bir direniş yatıyor. Biz bu düzenin kendisini kabul etmiyoruz esasında. Biz insanların kendi yöneticilerini seçtiği bir düzen istiyoruz. Yani kayyum rejiminde iradelerin gasp edilmeyeceği bir düzen istiyoruz. Mücadelemiz bunun mücadelesiydi.
Bize direnişin ilk günlerinde Boğaziçi şımarıklığı olarak baktılar ama biz o gün de söyledik; Boğaziçi sadece kendisi için değil herkes için bunu talep ediyor. Ve biz isteriz ki ODTÜ de İstanbul Üniversitesi de Ağrı Üniversitesi de atanan kayyumlara karşı mücadele etsin. Kendi rektörlerini seçebilecek mekanizmayı oluştursunlar. Bizim mücadelemiz bunun mücadelesi açıkçası. Kendi istifa ehliyeti dahi olmayan Bulu’nun görevden çekilmesinin bu noktada bir kazanım olarak görüyoruz ve talebimizi bir kez daha yineliyoruz. İnsanlar kendi rektörlerini seçebileceği bir düzen istiyoruz ve bunun için de mücadeleye devam edeceğiz”