Türkiye’de Galatasaray, Beşiktaş ve A Milli Futbol Takımı’nı çalıştıran Rumen teknik adam Mircea Lucescu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği 24 Şubat’ta takımı Dinamo Kiev’in ‘evi’ başkent Kiev’de bomba sesiyle uyandı.

Geceyarısında uyandığında önce, “Şubatta böyle büyük bir fırtına mı” diye düşündü; tekrar uykuya daldı. Ne olduğunu sabah alarm çalıp tekrar uyandığında anladı. Kentte panik, hayatta kalmak için yarış vardı. Rusya Ukrayna’yı işgal etmiş, milyonların yüzündeki gülümsemenin yerini korku, endişe almıştı.
Ukrayna’da, 2004-2016’da çalıştırdığı Shakhtar Donetsk’te büyük başarılara imza atan deneyimli teknik adam 2020’den beri Dinamo Kiev’i çalıştırıyor. 36 kupayla dünya futbolunda, İskoç Alex Ferguson’dan sonra en çok kupa kazanan ikinci teknik adam unvanının sahibi Lucescu, işgalden birkaç gün sonra Ukrayna’yı terk ederek ülkesine gitti. Oyuncuların ailelerini de ülkesine götürdü.
‘Bükreş’te daha yararlı olurum’
Britanya’da yayımlanan Guardian gazetesine röportaj veren Lucescu, “Ayrılmak istemedim. Ama sonra Bükreş’te olursam oyuncularıma Kiev’de olduğumdan daha fazla yararım olabilir diye düşünerek ayrıldım. Kiev’deki Romanya büyükelçiliği de kulübüm de ayrılmam konusunda ısrarcı oldu” dedi.
Avrupa futbolunun patronu UEFA, Romanya ve Moldova futbol federasyonlarıyla işbirliği yaparak Dinamo Kiev ve Shakhtar Donetsk’in yabancı oyuncularını Bükreş üzerinde ülkelerine yolladı. Ama Ukraynalı oyuncularına ne olacaktı? Lucescu’nun aklı onlardaydı.
Oyuncuları o hafta sonu maç olmayacağını biliyordu, işgalin başladığı sabah antrenman yaptılar ancak ülkedeki tüm sportif faaliyetler iptal oldu.
“Oyuncuların kulübün kamp yaptığı, Kiev’in biraz dışındaki yerde daha güvende olabileceğini biliyorduk” diyen Lucescu, onları oraya yolladıklarını Bükreş’e varınca da futbolcuların ailelerinin güvenliğini sağlamak için yetkililerle plan yaptıklarını anlattı.
‘Ailelerini Bükreş’e götürdüler’
Futbolcuların anne-babaları, eşleri ve çocuklarını da içeren 80’i aşkın kişinin iki otobüsle Ukrayna’yı terk etmesi sağlandı. Romanya’nın yolunu tuttular.
“Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım” diyen Rumen teknik adam, Shakhtar’daki iki oyuncu Serhiy Krivtsov ve Taras Stepanenko ile Dinamo’nun kaptanı Sergey Sidorçuk’un üç çocuk babası oldukları için Ukrayna’dan ayrılabildiklerini onlara Bükreş’te kendi evine yakın ev bulduğunu anlattı.
“Sidorçuk Bükreş’te dördüncü kez baba oldu yani artık bu kentle özel bir bağı var” diyen Lucescu röportaj sırasında sadece bebekten bahsederken gülümsedi.
Onun dışında tüm röportaj boyunca yaşananların etkisi altında ve çok üzgün olduğu belliydi: “Romanya’ya giderken yolda şahit olduklarımla nasıl başa çıkabileceğimi bilemedim. Çocuklu insanlar araçlarını sınırdan kilometrelerce ötede bırakıp yürüyordu. Bir elde çocuk diğerinde bavulla.
‘İçim acıyor’
Amaçları bir an önce sınıra ulaşmaktı. Sınırdaki kuyruklar inanılmazdı. Bilgi alıyorum ama haberleri fazla izlememeye çalışıyorum. Ukrayna’da olanları görünce içim acıyor.”
Krivtsov, Stepanenko ve Sidorçuk’un bir fon oluşturup ülkelerine kamyonlarla yardım gönderdiklerini anlatan Lucescu, ‘çoğu kişinin bazıları savaşırken bazılarının futbol oynamasını ahlaken yanlış bulduklarını söyleyeceklerini bildiğini’ söyledi. Ama ona göre herkes kendi bireysel yoluyla savaşabilirdi. Evdekileri desteklemek için ellerinden geleni yapabilirlerdi. Yeşil sahadaki performans çoğu Ukraynalı’ya ilham kaynağı olabilir, onları cesaretlendirebilirdi.
6 Nisan’da, Dinamo Kiev’in U-19 takımının UEFA Gençlik Ligi kapsamında Bükreş’te Sporting’le karşılaşacak ve bu bir Ukrayna takımının işgal başladığından beri oynadığı ilk resmi maç olacak. Geçen ay ertelenen maçın oynanabilmesi için Lucescu büyük çaba sarfetti. Ukraynalıların mutlu olabilecekleri bir nedenleri olsun istiyor.
Shakhtar ve Dinamo’nun oyuncularından bir takım…
Lucescu Ukrayna’nın milli takımına destek vermeye de hazır: “Ukrayna Futbol Federasyonu’na görüşlerimi aktardım. Bence Shakhtar ve Dinamo’nun oyuncularından bir takım oluşturup haziran ayında İskoçya’yla oynanancak Dünya Kupası eleme maçı öncesinde Bükreş’te antrenman yapmalarını ve futbol oynamalarını sağlamak iyi bir fikir. Uluslararası oyuncuların da bir takım oluşturarak dostluk maçları yapabileceklerini umuyorum.
Diname Kiev’in Ukrayna’da kalan oyuncuları Lviv’e yakın bir yerde. Antrenman yapıyorlar ve görüntüler onlara formda kalmalarını söyleyen Lucescu’ya gönderiliyor.
Tüm bunlar olurken Ukrayna Ligi’nin Romanya, Polonya veya İtalya’da tamamlanmasının konuşulduğunu belirten Lucescu, “Sezonu yeşil sahada bitirmek isterdim ama bu şu an için zor görünüyor. Düşünün Shakhtar, Güney Amerikalılar ülkesine dönünce 10’dan fazla oyuncusunu kaybetti. Şu anda birlik olup elimizden geldiğince yardımlaşmaya çalışıyoruz” dedi.
‘2014’te benzer şeyler yaşadım’
2014’te Shakhtar Donestk’i çalıştırırken benzeri şeyler yaşayan Lucescu, Donbas’ta çatışmalar başladığında stadyumu terk ettiklerini anımsattı: “Ayrılırken bir daha geri dönebileceğimi düşünmedim. Anılarım, maçlar, çalışma dosyalarım ve Donetsk’teki akşamlarımı geride bıraktım. Shakhtar’ın yeni stadyumundaki akşamları çok seviyordum. Bence Avrupa’nın en güzel stadyumuydu. Kentte değişiyordu. Donetsk’te hayat güzeldi. Dilediğimiz her şeye sahiptik.”
Shakhtar Donetsk’te sekiz lig şampiyonluğu ve UEFA Kupası’nı da kazanan Lucescu oyunu seviyor, barışa giden bir yol olabileceğine inanıyor ve emekli olmayı da düşünmüyor.
‘Spor barışa katkı sunar’
İşgali savunanlara yasak konulması gerektiğini savunan Rumen teknik adam, sporun adil oyun ve tutkudan ibaret olduğunun altını çizdi ve devam etti: “Rus sporcuların Ukrayna’da olup bitenin bedelini ödememesi gerektiğni söylediğimde eleştirildim. Ama ben sporun barış çabalarına katkı sunacağını düşünüyorum. İşgali savunanlar başka tabii.”
Ukrayna’ya dönüp Dinamo Kiev’i çalıştırmanın hayalini kuran Lucescu duygularını şu sözlerle ifade etti: “Günlük rutinimi, oradaki çocuklarımı, antrenmanlarımı özlüyorum. Oğlum Razvan Lucescu Yunanistan’daki PAOK’u çalıştırdığı için şanslıyım onun maçlarını takip ediyorum. Hayalim Ukrayna ve halkını bir gün yeniden gülerken görebilmek. Sağlıklı olduğum ve enerjim olduğu sürece asla durmayacağım.”