Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna’da, Birleşmiş Milletler’in verilerne göre işgalin başladığı 24 Şubat’tan 14 Mart’a kadar 48’i çocuk 691 sivil hayatını kaybetti. 3 milyon kişi ülkesini terk etti. Erkekler seferberlik emri nedeniyle ülkeden ayrılamadığı için çok sayıda aile parçalandı. Elektriği olmayan evde doğum yapan, karnındaki bebeğiyle hayatını kaybeden kadınlar oldu.
Bir de işgal sırasında veya hemen öncesinde dünyaya gelip ‘mahsur kalan’, anne-babaları başka ülkede olan bebekler var. Ukraynalı taşıyıcı anneler tarafından dünyaya getirilen bebekler.

Çocuk doğurmaları mümkün olmayan kadınların yerine bebeklerini taşıyan Ukranyalı kadınların doğurduğu bebekler işgal nedeniyle biyolojik anne-babaları tarafından teslim alınamıyor. Annenin yumurtası ve babanın spermi kullanılarak laboratuvar ortamında ‘elde edilen’ embriyoların başka bir kadının rahmine nakledilmesi yoluyla doğan bu bebeklerin bir kısmına başkent Kiev’deki bir merkezde bakılıyor.
BBC, sığınağa dönüştürülen o bakımevinde bebekleri görüntüledi. Orada 21 bebek yurt dışındaki anne ve babalarının gelip kendilerini almasını bekliyor. Çoğu anne-baba için bu imkansız ya da imkan olsa da çok riskli.
Onlarla ilgilenen yetkililerden biri, “Burada yaşananlar çok korkunç. Bu savunmasız bebeklere bakıyoruz ve savaşın çabuk biteceğini umut ediyoruz” diyor.
Aralarında az sayıda da olsa aileleri tarafından teslim alınanlar da oluyor. Leonard o şanslı bebeklerden biri. Alman anne ve babası Heka ve Gerhard 12 saatlik tren yolculuğu yaparak Kiev’e gitmişler.

Heka’nın, nihayet onu görebildiği için mutluluğu gözünden okunuyor. Karşılaştıkları manzaraların korkunç olduğunu, güvende olacağı Almanya’da yeni bir hayata başlayacaklarını söylüyor oğlunu kucağına alınca.
Gerhard ise onu alabilmek için hayatlarını riske atmaktan çekinmediklerini ve gelecekte yaşananları ona anlatacağını söylüyor.
Leonard evinin yolunu tutsa da diğer bebekler Kiev’de kalmaya devam ediyor. Üstelik onlar ülkede taşıyıcı anne aracılığıyla dünyaya gelen bebeklere sadece birkaç örnek.