Disney filmlerinden Maya Angelou'ya: Büyümek, travmalar, yine baharlar

ZEYNEP KARAARSLAN BAŞARAN

@zeynepbasaran

Yorgun ve buruk bir bayramdı. Depremzedeler, pahalılık, seçim gerginliği… Türkiye gündemi günlerimizi hoyratça harcıyor. Herkes ekonomi profesörü, deprem uzmanı, politika yorumcusu; sakince havaya, çiçeklere, çocuklara bakmak, moda tabiriyle ‘anda kalmak’ zor. Hep bir kaygı, gelecek planlaması.

Acaba fabrika ayarlarımın kaygıya kurulu olması çocukken okuduğum kitaplar yüzünden mi? Gülten Dayıoğlu’nun ‘Fadiş‘ ve ‘Dört Kardeştiler’i beni ne derinden sarsmıştı. Bu kitaplarda okuduğum yoksulluk, öksüzlük içime oturmuştu. Ya Ömer Seyfettin’in ‘Kaşağı’sı.. Her nedense yıllar sonra Kaşağı’yı küçüklerken çocuklarıma okumaya kalktım, ‘Ne olur bu kadar acıklı bir şey bir daha okumayalım’ dediler.

Şimdi ise benzer travmaları çocuklara, sağolsun Disney animasyon filmleri yaşatmaya devam ediyor. Bu filmlerin birçoğunda ebeveyn ölümü var: ‘Aslan Kral’da Simba babasını, ‘Kayıp Balık Nemo’da Nemo annesini kaybeder. Elbette bu hikayelerin böyle olması tesadüf değil. Kahramanın yolculuğuna çıkması için büyük olaylar gerekir. Bu filmlerin birçoğu da en önemli yolculuk olan büyümekle ilgilidir.

Simba babasını Nemo annesini kaybeder. Bu travmaları adalet ve şefkatle büyüyen cesaretleriyle aşarlar.

Büyümek ve hüzün deyince Orhan Kemal’in öyküsü ‘Çikolata‘, Sabahattin Ali’nin öyküsü ‘Ayran‘, hele hele Türkçe’de en sevdiğim hikayelerden Refik Halit Karay’ın ‘Eskici’si’ne değinmemek olmaz… Tüm bu güzel ve dokunaklı öyküler Murathan Mungan’ın derlemesiyle ‘Büyümenin Türkçe Tarihi’ kitabında bir aradadır. Bu özel kitapta Türk edebiyatının önde gelen on iki yazarı, kendilerini büyüten on iki öykü seçmiş ve bu öykülerle ilgili birer deneme yazmıştır. 

Travmalar büyütür ama umudun ışığı olursa

Travmalar bizi büyütür, evet ama umut ve adalet ihtimali de büyüme yolculuğumuza ışık verir. Adaleti anlatan, umut veren kitaplar arasında Harper Lee’nin ‘Bülbülü Öldürmek’ isimli romanı benim için başta gelir. Çocukların da okumasına uygun bu kitap, 1960’da yayınlanmış, Pulitzer kazanmış ve kimilerince yüzyılın romanı olarak nitelendirilmiştir.

Kitap Atticus Finch isimli bir avukatın beyaz bir kadına tecavüz etmekle haksız yere suçlanan bir Afrikalı-Amerikalı’yı savunması üzerinedir. “Bizden farklı olan insanlarla nasıl bir arada uyum içinde yaşayabiliriz” sorusunu inceleyen bir romandır. 

Maya Angelou’nun ‘Kafesteki Kuş Neden Şakır Bilirim’ isimli özyaşam öyküsü de insana umut verir. Sekiz yaşındayken tecavüze uğrayan Angelou, ırkçılık ve travmalarla dolu çocukluk yıllarını, edebiyatın da verdiği güçle aşar. Angelou’nun anılarını yazmasında, Türkiye’de de yaşamış ünlü yazar James Baldwin’in parmağı vardır. Baldwin’in Angelou’yu götürdüğü bir davette, Angelou’nun anlattığı hikayelerden etkilenen bir kişi, kitabın yolunu açar.

‘Bir Dönem İki Kadın: Birbirimizin Aynasında- Oya Baydar- Melek Ulagay’ ise benim çok sevdiğim bir söyleşi kitabıdır. Oya Baydar’ın romanlarını sevdiğimden, hayatını merak ederek bu kitabı almıştım ve kitap sayesinde de Melek Ulagay’ı tanımıştım.

1940’lardan bugüne sol mücadele, Türkiye’nin geçirdiği evreler, tarihin kadın perspektifinden dile gelişi gibi birçok katman bu kitapta bir aradadır. Kendi değerlerini kendi tayin edebilmiş, bu değerlerle hizalanmış hayatlar sürdüren, türlü fedakarlıklar, zorluklar yaşamış, bedeller ödemiş bu iki kadının hayatları müthiş ilham vericidir. 

Oya Baydar, 2021 yılında, tam 81 yaşında, verdiği bir söyleşide “Umutsuz bakmıyorum. Umut bittiği zaman, insanın yaşamı biter. Umut size bir şeyler için çabalama, mücadele etme gücü verir…Bu kadar yaşlandım ama kendime hâlâ hayatımın anlamı ne sorusunu, hatta soruyu daha da genişletip, insanın hayatının anlamı ne sorusunu soruyorum. Bizim kendimize verdiğimizdir hayatın anlamı. Ben ne yapmak istiyorum sorusunun cevabıdır. Bazıları için zengin olmak, bazıları için hayvanları korumaktır. Bazıları için de -ben de kendimi orada görüyorum- daha adil, daha aydınlık, daha özgür bir dünya ve ülke için bir şeyler yapmaktır. Hayatın anlamı, insanın kendisini mutlu eden şeydir. Ben bunlarla anlam kazandım” der.

Travmalarla örselensek de, iyi ki umut var, mücadele var. Barış içinde, adalet ve hoşgörüyle sarmalanmış olarak, insanca yaşamayı hak ediyoruz. Hadi bahar gelsin artık.

Bu yazıda bahsi geçen kitaplar:

Gülten Dayıoğlu, Fadiş

Gülten Dayıoğlu, Dört Kardeştiler

Büyümenin Türkçe Tarihi

Harper Lee, Bülbülü Öldürmek

Maya Angelou, Kafesteki Kuş Neden Şakır Bilirim

Bir Dönem İki Kadın: Birbirimizin Aynasında- Oya Baydar- Melek Ulagay

Bir kimlik bir hayata az: Hikmet Hükümenoğlu’ndan ‘Harika Bir Hayat’

‘Gollum’ olarak yapay zeka

Haydi gelin üstüme korkmuyorum: Yaş bir yarı hakikattir

Salman Rüşdi’nin yeni romanı ‘Zafer Şehri’: Hikayeyi kadın anlatınca

Sevgi Soysal ve Brooke Shields: Hikayesini geri isteyen iki kadın

Küçük Oyuncu, rol modeller ve Feminist Gece Yürüyüşü

O bir ‘badem anne’: Gwyneth Paltrow başka gezegenden seslenmeye devam ediyor

Ne içindeyiz zamanın ne de büsbütün dışında: Gospodinov’un Zaman Sığınağı

‘Farkındalık’ dünyayı kurtarır mı?

Refik Anadol’un MoMA sergisi eleştirmenleri böldü: Git Facebook’ta çalış

Güzel Ülkem, Üzen Ülkem: Türkün Ateşle İmtihanı, Yaban, Ölmeye Yatmak

Distopyadan aydınlığa: Last of Us, Cormac McCarthy, Mustafa Nuri

Oynar mısın benimle: Midjourney, Abidin Dino, Murathan Mungan

ChatGPT, Veba Geceleri ve Gülten Akın: Bizim büyük tarihsizliğimiz

Hastalıklar, kazalar: Hanif Kureishi, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Piranesi

Presley, Selim İleri, Prens Harry: Keder kader mi?

Pekkan Kardeşler, Ursula Le Guin ve Balıkçı Kadının Kızları