ZEYNEP KARAARSLAN BAŞARAN
@zeynepbasaran
Ünlü Britanyalı yazar Hanif Kureishi, geçtiğimiz Aralık ayında Roma’da keyifli bir yürüyüşten dönerken aniden fenalaştı ve kendinden geçti. Birkaç dakika sonra bilinci geri geldiğinde, kendini yerde kanlar içinde ve beyni ve vücudu arasındaki iletişim tamamen kopuk halde buldu. Roma’da apar topar ameliyat edildi.

Yazar o günden bu yana Twitter hesabında gün be gün yaşadıklarını yazıyor. Hatta yazmaya başlamak için Twitter takipçilerinden yardım istedi, “Sesle aktive edilebilen sistemlerle ilgili benimle tecrübenizi paylaşın, oğlum bana uygun bir sistem kuracak” dedi. Yakın zamanda La Dolce Boredom (Tatlı Sıkılma) diye bir de bülten çıkarmaya başladı. Hanif Kureishi’nin yazdıkları kadar, insanların ona yazdıkları da çok ilgi çekici. Bir çamur deryası da olabilen Twitter’da şefkatin, insancıllığın, dayanışmanın yeşerdiği bir alan gibi.
Kureishi son bülteninde, kaza öncesi hayatının esasında ne kadar yeknesak ve sıkıcı olduğunun farkına vardığını yazıyor. Yaşadığı bu kötü sürprize rağmen, yeni hayatında daha fazla sürpriz istiyor. Sıkılmakla Beckett’tan Kafka’ya pek çok yazarın ilgilendiğini, ama sıkılmanın uzmanının esas Çehov olduğunu anımsatıyor. Hakikaten de Çehov’un çok bilinen öykülerinden birinin adı ‘Sıkıcı Bir Öykü’dür!
Yaratıcılığın iki itici gücü
Zaman zaman yaratıcılık üzerine eğitimler veririm. Yaratıcılıkla ilgili iki önemli itici güç var: İhtiyaçlar ve sıkılmak. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı’nın zorlukları, ihtiyaçları, halen kullanmakta olduğumuz birçok şeyin icadına yol açmıştır. Gelelim sıkılmanın meziyetlerine…
Sıkılan çocuk oyun icat eder, öyle değil mi? Her gün, her an dolu olduğunda, boş boş oturmak için kendimize müsaade etmediğimizde yeni fikirler üretmek, yeni bağlantılar kurmak daha zorlaşıyor. Biraz avarelik lazım. Yazmak hem disiplin, hem avarelik gerektirir. Bu çelişki güzeldir.

Yakın zamanda okuduğum en güzel romanlardan biri, ilk kez 2020’de basılmış olan Susanna Clarke’ın ‘Piranesi‘ adlı eseri. Çoğunlukla edebiyatın fantezi türünde değerlendirilen bu eser, süpernatürelden polisiyeye başka türlere de selam çakıyor; kısa, çok katmanlı ve inanılmaz bir görselliğe sahip. Zaten romana adını ödünç veren Piranesi de esasında 18. yüzyılda yaşamış bir İtalyan ressam ve arkeolog. Roman kadar, romanın yazılış hikayesi de ilginç.
Piranesi, Susanna Clark’ın ikinci romanı. İlki 2004 yılında basılmış, çok beğenilmiş, epey kalın bir roman: ‘Jonathan Strange ve Bay Norrell’. Bu kitabın basımından altı ay sonra Clark, bir yemekte bayılıyor ve ondan beri de bir türlü tam iyileşemiyor. Yani tam 19 yıldır kronik bir hastalığın pençesinde ve eve bağlı yaşıyor.
Sosyal kaygı, depresyon ve agorofobi ile yataktan dahi çıkamadığı günler oluyor. Başlarda bir daha asla yazamayacağını düşünüyor. Nihayet yıllar sonra kendinde bu gücü bulduğunda, tutsaklık ve insan zihninin doğasıyla ilgili bu şaheser ortaya çıkıyor.
Pandeminin ortasında, Hakka Sığındık
Piranesi’yi pandeminin sonlarında okumuştum, pandeminin kısıtlamalarından yavaş yavaş çıkarken… Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘Hakka Sığındık’ını ise tam pandeminin içindeyken öğrendim ve okudum.

Roman, bir başka pandemi zamanında, İspanyol gribinin kol gezdiği Istanbul’da geçiyor. Bu tuhaf tesadüf kitabı benim için çekici kılmıştı. Bu acılı dönemden Gürpınar, hafif, matrak ve biraz da sosyal eleştiri içeren bir kitap çıkarmış. Bir diğer tesadüf de, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın benim gibi Heybeliadalı oluşu.
Hayatının son otuz yılını Heybeli’nin tepelerinde yer alan ve “keşke restore edilse” dediğimiz köşkünde geçirmiş. Bu üretken yazar, evinden çıkmayı pek de sevmezmiş. Sabahtan öğleye sporunu yapar, yazar, öğleden sonrasını el işi, yemek yapma ve kitap okumaya ayırırmış. Yani pek de avarelik etmezmiş!
Kazalardan, hastalıklardan esirgenmek istemek doğal. Ancak edebiyatın sağaltıcı gücü de tartışılmaz. Hem yazan, hem de okuyan için. İyi ki yazarlar, hayatın zorluklarını, iyi ve kötü sürprizlerini bizler için anlatıyor, yorumluyor, dönüştüyor.
Bu yazıda bahsi geçen kitaplar
Hakka Sığındık, Hüseyin Rahmi Gürpınar
Piranesi, Susanna Clarke
Jonathan Strange ve Bay Norrell, Susanna Clarke