170 milyon kadını ilgilendiren PCOS'un adı PMOS oldu

Her sekiz ila 10 kadından birinde görülen ‘polycystic ovary syndrome’un (PCOS-polikistik over sendromu)’ adı değişti ve ‘polyendocrine metabolic ovarian syndrome (PMOS-poliendokrin metabolik over sendromu)’ oldu. Soruna daha geniş bir çerçeveden bakılacak.

Fotoğraf: AA

Bu değişiklik, 14 yıllık uluslararası araştırmalar ve çalışmaların sonucunda geldi. Sadece hekimlerin deneyimleri değil, hastaların ve sivil toplum örgütlerinin katılımı da etkili oldu. Sürecin sonunda ortaya çıkan bu ortak görüş, saygın tıp dergisi ‘The Lancet’te yayınlandı. Geçiş sürecinde üç yıl boyunca hem PCOS hem de PMOS birlikte kullanılacak.

Halen yaklaşık 170 milyon kadını etkileyen bu sendromun ilk tanımı, 1935’te ABD’li iki kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Stein ve Leventhal tarafından yapıldı. Hastalık, kilolu, adet görmeyen ve çocuğu olmayan kadınların ortak özelliklerine bakılarak tanımlandı ve uzun yıllar bu hekimlerin adıyla anıldı. Yıllar içinde hastalıkla ilgili bilgiler arttıkça adı PCOS’a dönüştü.

Gelinen son noktada PMOS, sadece bir üreme bozukluğu değil, çok sistemli endokrin bir metabolik hastalık olarak tanımlanıyor.

Yumurtalık sorunundan ibaret değil

Uluslararası Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Derneği (UKSEAD) Başkanı Prof. Dr. Engin Oral, konuyla ilgili Diken’in sorularını yanıtladı.

Prof. Dr. Engin Oral.

‘Polikistik over’le kastedilen yumurtalıklardaki kistlerdi. Ancak hastaların pek çoğunda kist değil, gelişimini tamamlayamamış küçük foliküller bulunuyor. Bu durum doğru teşhis ve tedaviyi zorlaştırıyordu.

Oral, yeni tanımla hastanın sadece yumurtalıklarının değil, metabolik ve endokrin (hormon) sisteminin doğasının da merkeze alındığını ifade etti: “Bundan önce hastalığın klasik bulguları çocuk sahibi olamama, adet düzensizliği ve androjen hormon yüksekliğiydi. Bu sebeple tüylenme, erkek tipi saç dökülmesi, akne ve yağlı cilt görülüyordu.

Şimdi biliyoruz ki bunların yanı sıra PMOS, endokrin (hormon) hastalığına ve metabolik sendroma yol açıyor. Yani tip 2 diyabet, insülin direnci, kilo artışı veya kilo vermede zorluk, kalp ve damar hastalıkları, uyku apnesi, endometrium kanseri ve ruhsal sağlık sorunları riskini artırıyor.

PMOS, kadın sağlığını daha geniş bir perspektifle ele almayı ve bütüncül yaklaşımı desteklemeyi amaçlıyor.

P (poliendokrin), hormonal sistemin çok yönlü etkilenmesini; M (metabolik), insülin direnci ve metabolik sağlık vurgusunu; O (ovaryan), yumurtalık fonksiyonlarının korunmuş odağını; S (sendrom) ise bütüncül bir klinik tabloyu ifade ediyor.”

Tanı kriterleri ve tedavi değişmedi

Peki yeni tanım tanı ve tedaviyi değiştirecek mi? Oral, soruya karşılık “Hayır, değiştirmeyecek” dedi ve şöyle konuştu:

“Tek değişen akademik adlandırma. Hastalığın kesin bir tedavisi yok. Ancak belirtiler kontrol altına alınabilir. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kilo kontrolü, ilaçlar (metformin), doğurganlık tedavileri ve antiandrojen ilaçlarla belirtileri yönetmek mümkün.

Bu hastalar üç ana şikâyetle doktora gidiyor: Tüylenme ve saç dökülmesi, adet görememe ve çocuk sahibi olamama. Bazen de şikâyetleri nedeniyle farklı uzmanlara gidiyorlar. Ancak doğru adres, üreme endokrinolojisiyle uğraşan hekimler.”

Oral, PMOS’un kesin nedeninin bilinmediğini, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte etkili olduğunu sözlerine ekledi. Nedenleri ve risk faktörleri kişiden kişiye değişse de insülin direnci, yüksek androjen hormonlar, hormonal dengesizlik ve kronik düşük dereceli inflamasyon önemli etkenler arasında yer alıyor.

Yumurtalık kanserinde yeni umut: Hastaların yarısında tümörleri küçülten tedavi

Çoklu yumurtalık kistinden mustarip kadınlara bir iyi bir kötü haber