Presley, Selim İleri, Prens Harry: Keder kader mi?

ZEYNEP KARAARSLAN BAŞARAN

@zeynepbasaran

Bir aileye trajedi nasıl denk gelir, denk gelince ne olur?

Shakespeare’in bir babanın ölümünün tetiklediklerini ele aldığı ‘Hamlet’inden, Shakespeare’in ailesini hayal ettiren Maggie O’Farrell’ın o eşsiz benzersiz ‘Hamnet’ine, edebiyatta bu soruyla meşgul olan pek çok eser var.

Popüler kültür de kaçınılmaz biçimde trajedilerden besleniyor ve odakta bu hafta Presley ailesi var: Elvis Presley’nin kızı Lisa Marie Presley 54 yaşında hayatını kaybetti. 2020’de ise Lisa Marie Presley’nin oğlu Benjamin Keough intihar etmişti. Nasıl bir acı sarmalı, ne altından kalkılmaz ıstıraplar bunlar. Baz Luhrmann’ın yönettiği Elvis filminin bunca beğeni kazandığı, ödüller aldığı, ödüllere aday gösterildiği senede Elvis’in kızının ölüvermesi ne acayip.

Lisa Marie Presley (sağdan ikinci) annesi Priscilla Presley ve dört çocuğunda ikisi Riley Keough (solda) ve Benjamin Keough’la Fotoğraf: Reuters

Paspasa bırakılan Khalil Gibran kitabı

Yıllar önce, annemin hastalığının artık geri dönülmez hale geldiğini idrak ettiğimiz bir Mayıs ayında, bir gece geç vakit, yaşadığımız apartmanın kapısının tıkırdadığını duydum. Baş başa olduğumuzda annemle beraber yatardık, gece ihtiyaçları için bu çözümü bulmuştuk.

Her nedense ailenin diğer fertleri evde değildi. “Gecenin geç vakti, hayrola” diye ürken 21 yaşındaki halimin kapıya çıplak ayak gittiğini dün gibi anımsarım. Kapıyı açtığımda paspasın üzerine bırakılmış bir kitap bulmuştum. Halil Cibran’ın ‘Ermiş’i. Kimin bıraktığını hemen anladım. Bir insanın diğerine “seni görüyorum” demesinin en güzel yöntemlerinden biridir kitap vermek.

1883’te Lübnan’da doğan, ancak yaşamını ABD’de geçiren Cibran’ın yirmi altı şiirini (kimileri şiirsel makale de der) içeren kitap, tüm zamanların en çok basılmış eserlerinden biri; tam 12 dile çevrilmiş. Ermiş’te yer alan Sevinç ve Keder’e dair şiirini o gece okuyup, kendi üzüntümle ilgili bir aydınlanma yaşadığımı hatırlıyorum. İhtiyaç duydukça başvurageldiğim bir perspektif kazandırdı Cibran’ın sözleri:

Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın, sizi şimdi sevindirenin sizi bir zamanlar üzenden başka bir şey olmadığını göreceksiniz.

Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın, aslında, bir zamanlar mutluluk kaynağınız olan şey için ağladığınızı göreceksiniz.

Şimdilerde sosyal medya paylaşımlarında Cibran’ın şiirleri, Can Yücel’in yazmadığı şiirler arasında kaynayıp gidiyor; oysa o incecik Ermiş kitabı her kütüphanede bulunmalı bence. Tüm naifliğine ve romantikliğine rağmen veya tam da bu yüzden…  (Internette rastladığım yukarıdaki çevirinin sahibini bulamadım; ama o günden bu yana Ermiş, Türkiye’de pek çok yayınevi tarafından tekrar tekrar yayınlanmış.)

Velhasıl keder edebiyatta işlemek için verimli bir topraktır. Shakespeare’in ‘Kral Lear’inden Kral Lear’in modern bir yorumu olan Jane Smiley’nin Pulitzer ödüllü ‘Bin Dönüm’üne sayısız eserin duygusudur. Ama keder hakkında düşünmeye beni en çok anı kitapları iter.

Selim İleri’nin ‘Annem İçin’ eseri böyle bir kitaptır. İleri’nin Alzheimer’a yakalanıp erken yaşta ölen annesi için yazdığı bir ağıttır. Everest Yayınları Anı Dizisi’nde güncel basımını bulabileceğiniz bu kısacık kitabı okuması zor, ama benzer dertlerden geçenler için merhem olan bir tarafı da var. 

Keder ve anılar üzerine düşünürken Prince Harry’e değinmemek olmaz. Sosyal medyada bu kitaptan alıntılara veya Harry’nin verdiği röportajlara toslamamak neredeyse imkansız.

Diana ve Harry 1995’te

Hayalet yazar tarafından yazıldığı söylenen bu otobiyografiyi okumak için doğrusu kendimde motivasyon bulamıyorum. Monarşinin ipliği pazara çıkarılmalı, hele de İngiliz Kraliyet Ailesi’nin. Gene de her şeyin ama her şeyin böyle paketlenebilir ve satılabilir hale gelmesi, PR manevralarının barizliği, pervasızca ‘anne’nin kullanılışı, özetle, bu sahicilikten ışık hızında uzaklaşma halimiz, yoruyor, beraberlerinde bir başka tip keder getiriyor.

Pekkan Kardeşler, Ursula Le Guin ve Balıkçı Kadının Kızları