Karakolda ölüm: Altı polise üçer yıl dokuzar ay hapis ve ertelemeli para cezası

CANAN COŞKUN

canancoskun@diken.com.tr

@canancoskun

Birol Yıldırım adlı özel güvenlik amirinin karakolda ölümüyle ilgili 12 polisin tutuksuz yargılandığı davada hüküm açıklandı. Polislerin eyleminin ‘işkence‘ suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle ağır ceza mahkemesine gönderilen dosyada mahkeme, altı polise ‘bilinçli taksirle ölümüne neden olma’ suçundan indirimli üç yıl dokuz ay hapis cezası verdi. 

Fotoğraf: Arşiv

Yıldırım’ın iş arkadaşı ve oğlunu döven polislerden altısına da ‘kasten yaralama’ suçundan indirimli 3 ila 6 bin TL adli para cezası verildi, ancak hükmün açıklanması geri bırakıldı. Mahkeme, beş polisin de tüm suçlardan beraatine hükmetti.

Özel bir güvenlik şirketinde amir olarak çalışan Birol Yıldırım, mesai arkadaşı Barış Uysal’ın bir polis memuruyla tartışıp gözaltına alınması üzerine 5 Haziran’da saat 22:30 sıralarında Esenyurt karakoluna gitmişti. Yıldırım, bilgi almak isteyince rütbeli bir memurun, “Bu arkadaşı da alın içeri” talimatıyla saat 23:30 sıralarında gözaltına alınmıştı. 6 Haziran’da saat 03:00 sıralarındaysa bir polis karakoldan dışarı çıkarak bekleyenlere, “Birol Yıldırım vefat etti. Başınız sağ olsun” demişti. İstanbul valiliği, ölümü nedenini ‘kalp krizi’ olarak açıklamıştı.

Diken ortaya çıkardı

Kısa süre sonra Diken’in ortaya çıkardığı güvenlik kamera kayıtları Yıldırım’ın polisler tarafından dövüldüğünü, kötü muameleye maruz bırakıldığını, polislerin ölümden sonra telaşlandığını göstermişti.

Buna karşın görüntülerdeki polisler görevlerine devam etmişti. 19 Ağustos 2021’e gelindiğinde iki polis gözaltına alınmış, bunlardan komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Birkaç gün sonra da Büyükçekmece başsavcılığı tarafından 12 polis hakkında iddianame düzenlenmişti.

Meslekten çıkarılmışlar

Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada Birol Yıldırım’ın ailesi hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan polislerden İsmail Alperen Salman, Mustafa Şahin, Muhammet Şahin, Bilal Karpuz, Samet Yuluğ, Muhammed Cihan Karakuş, İsmail Gökşen ve Cumhur Güleç duruşmaya katıldı. Duruşmada İsmail Gökşen’in 25 Nisan’da disiplin soruşturması sonucunda ‘devlet memurluğundan çıkarma’ cezası aldığı ve kararın iptal edilmesi için dava açtığı ortaya çıktı. Komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman’ın da ihraç edildiği öğrenildi.

Duruşmada ilk söz hakkı Yıldırım ailesinin avukatı Hüseyin Tuzcu’ya verildi. Tuzcu, savcının mütalaasına katılmadıklarını söyleyerek sanıkların zor kullanmayı aşarak işkence ederek bir insanın ölümüne neden olduklarını belirtti. Tuzcu, sözlerine şöyle devam etti:

‘İşkenceden cezalandırılsınlar’

“Suç açıkça işkencedir, sanıkların bu çerçevede cezalandırılmasını talep ediyoruz. Sanıklar tüm beyanlarında yasal zor kullanma hakkını kullandıkları, olayın arbede olduğunu söylüyorlar. Bilirkişi raporları ve kamera kayıtları incelendiğinde İsmail Alperen Salman ve yanındaki arkadaşlarının Birol Yıldırım’a vurdukları, darp ettikleri görülmektedir. O kadar hırslanmışlar ki kamera olmayan yere almışlar Yıldırım’ı. Sonradan endişeli bir şekilde yemekhanenin kapısını çekmişler. Ellerinin yandığını söylüyorlar, ancak elleri işkence uygularken yaralanmıştır. Tanık beyanlarıyla da Birol Yıldırım’ın nasırının olduğunu söylediği, buna rağmen İsmail Alperen Salman’ın nasırlı ayağına basmaya devam ettiği, Yıldırım’ın da bayıldığı ortadadır.”

Sanıkların savunmaları

Mahkeme heyeti daha sonra sanıklara esas hakkındaki savunmalarını sordu. Kamera görüntülerinde elinin yaralandığı görülen komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman, Barış ve Alihan Uysal’ın verdiği ifadeler nedeniyle olayın bu noktaya geldiğini söyledi. İşkence suçlamasını kabul etmediğini belirten Salman, şöyle devam etti:

Dövülmesinler diye uğraşmış

“İçeride en fazla bir dakika kalmışım. Bu durum da Anayasa’da belirtilen işkence tanımına uymamaktadır, psikolojik işkence için de zaman gereklidir. Parmağımdaki yara şahıstan veya arbededen kaynaklı tırnak kesiğidir. Bize atılan iftiraları sıralayacaktım ama ifadenin kısa olmasını istediniz. Ben darp etmedim. Vurduğuma dair bir görüntü yok. Beni zan altında bırakmak için kullanılan tek şey parmağımdaki yara. Hiç kimseye vurmadım, darp edilmesinler diye uğraştım. Kalp hastası olduğunu bize söylemedi. Keşke böyle bir şey olmasaydı, bu olay bizden çok şey götürdü.”

‘İşkence edilen insan çığlık atmaz mı?’

Muhammed Cihan Karakuş da gözaltına alınan şüphelilerin verdikleri ifadelerin farklı olduğunu öne sürerek şunları söyledi:

“Kendilerine vurulduğunu söylüyorlar. Böyle bir şey yok. Ölen şahıs karakola getirildiğinde orada değildim. Ayağında nasır göremedim. İşkence edilen insan çığlık atmaz mı? Biz bunların ağzını mı bağladık? Hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum.”

Yıldırım polislere ‘zarar vermiş

Devlet memurluğundan çıkarılan İsmail Gökşen de Yıldırım’ı dövmediklerini savunarak, Yıldırım’ın kronik kalp hastası olduğunu söyledi. “Benim kahraman silah arkadaşlarımın bir suçu yoktur” diyen Gökşen, zor kullanma taktikleri içinde, Yıldırım’ın direnmesi nedeniyle kendilerine zarar verdiğini öne sürdü. Bu nedenle zor kullandığını iddia eden Gökşen beraatini talep etti.

Muhammet Şahin de yargılanmalarının sebebinin Barış ve Alihan Uysal’ın kendileri teşhis etmesine bağladı. Kendileriyle aynı ortamda bulunmadığını savunan Şahin, dövmediğini, dövüldüklerini de görmediğini iddia etti.

Sanık Mustafa Şahin de olay günü Birol Yıldırım’ı kolundan tutarak meslektaşlarına yardım ettiğini söyledi. Barış Uysal, Alihan Uysal ve Birol Yıldırım’la aynı ortamda bulunmadığını savunan Şahin de sanık olmasının sebebini Uysalların ifadelerine bağladı.

Cumhur Güleç, Samet Yuluğ ve Bilal Karpuz da suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

Sanıkların avukatlarının da savunmalarından sonra mahkeme sanıklara son sözlerini sordu. Polisler, suçlamaları kabul etmediğini, ‘vatandaşa en şekilde hizmet verdiklerini‘, beraatını talep ettiklerini söyledi.

Mahkemenin hükmü

Mahkeme heyeti yaklaşık yarım saatlik aradan sonra hükmü açıkladı. Heyet, Samet Yuluğ, Emre Gürbüz, Kamil Yerlikaya, Hasan Kocakavuk ve Cumhur Güleç’in atılı suçu işlediklerine dair kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden tüm suçlardan beraatine karar verdi.

Komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman’ın ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma‘ suçundan üç yıl dokuz ay hapsine karar verildi. Mahkeme, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, pişmanlığını gösteren davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi gerekçelerle cezada indirim yaptı. Salman, dava kapsamında 21 Ağustos 2021’de tutuklanmış, 25 Nisan 2022’de tahliye edilmişti. Toplamda sekiz ay ceza evinde kalmıştı. Karar onanırsa Salman iki ay daha hapiste kalacak.

Mahkeme, Salman’la beraber gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Muhammed Cihan Karakuş’a da ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan üç yıl dokuz ay hapsine karar verildi. Mahkeme, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, pişmanlığını gösteren davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi gerekçelerle cezada indirim yaptı.

Sanık polisler İsmail Gökşen, Muhammet Şahin, Mustafa Şahin ve Erdoğan Kahraman’ın da ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan üç yıl dokuz ay hapsine karar verildi. Mahkeme, bu sanıklara verdiği cezada da aynı gerekçelerle indirim yaptı.

Dosya asliye ceza mahkemesinden işkence iddialarının araştırılması için ağır ceza mahkemesine gönderilmişti. Mahkemenin hükmünde işkence iddiasıyla ilgili hiçbir ibareye yer verilmedi.

Dayağın karşılığı ertelemeli 3 bin TL ceza

Sanık Bilal Karpuz’un Birol Yıldırım’a yönelik eyleminden dolayı kesin ve yeterli delil olmadığından beraatine hükmeden mahkeme, sanığın Barış Uysal’a yönelik eyleminden dolayı ‘kasten yaralama‘ suçundan 3 bin TL adli para cezasına çarptırılmasına karar verdi. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, pişmanlığını gösteren davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi gerekçelerle bu cezada da indirim yapan heyet, hükmün açıklanmasını geri bıraktı. 

İsmail Alperen Salman’a da Barış ve Alihan Uysal’a yönelik eyleminden dolayı ‘kasten yaralama’ suçundan toplam 6 bin TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar veren mahkeme aynı gerekçelerle cezada indirim yaparak hükmün açıklanmasını geri bıraktı. 

Muhammed Cihan Karakuş’a da Alihan Uysal’a yönelik eyleminden dolayı 3 bin TL adli para cezasına hükmeden heyet, aynı gerekçeklerle cezada indirim yaptı ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. 

Muhammet Şahin’e de Barış ve Alihan Uysal’ı dövdüğü için toplam 6 bin TL adli para cezası verildi, bu cezada da aynı gerekçelerle indirim yapıldı ve hükmün açıklanması geri bırakıldı. 

Mustafa Şahin’e de Barış ve Alihan Uysal’ı dövdüğü için toplam 6 bin TL adli para cezası verildi, bu cezada da aynı gerekçelerle indirim yapıldı ve hükmün açıklanması geri bırakıldı. 

Erdoğan Kahraman’a da Barış ve Alihan Uysal’ı dövdüğü için toplam 6 bin TL adli para cezası veren heyet, cezayı aynı gerekçelerle indirdi ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı. 

Sanıklar hakkındaki adli kontrol şartları da kaldırıldı.

İddianame ve yargılama süreci

İddianamede aralarında tutuklu polis Salman’ın da bulunduğu yedi polisin, Yıldırım’a yönelik ‘bilinçli taksirle ölümüne neden olma’ suçlamasıyla üç yıldan dokuz yıla kadar, Yıldırım’ın iş arkadaşı ve iş arkadaşının oğlunu dövdükleri için de beş polisin ‘basit yaralama’ suçlamasıyla 16 aydan dört yıla kadar hapisleri talep edilmişti.

Davanın ilk duruşması 20 Eylül 2021’de Büyükçekmece 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü. Bu duruşmada davanın seyri değişmiş, mahkeme, Birol Yıldırım’ın vücudundaki yara sayısı ve yaraların niteliğini göz önünde bulundurarak polislerin eyleminin ‘işkence suçunu oluşturabileceği’ gerekçesiyle dosyayı Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. Komiser yardımcısı Salman’ın da tutukluluk halinin devamına hükmedilmişti.

Bu davada duruşma salonunun küçük olması nedeniyle tartışmalar çıkmış, yargılanan polislerle dayanışmak için adliyede bulunan rütbeli bir polis, Kanal D muhabiri İbrahim Konar’ı hâkimin huzurunda yaka paça dışarı atmıştı. Duruşma binasının dışında da polislerle birlikte duran ancak sivil kıyafetli kişiler Yıldırım’ın ailesini sözleriyle taciz etmişti. Bu kişiler hakkında gazetecileri sözlü bir şekilde taciz ve tehdit etmeleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuştu, ancak suç duyurusu takipsizlikle sonuçlanmıştı.

Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Ocak 2022’de görülen ilk duruşmaya hiçbir basın mensubunun girmesine izin verilmemişti. Bir sonraki duruşma 28 Mart 2022’de yapıldı. Savcı, bu duruşmada tutuklu polis Salman’ın ‘suçun vasıf değiştirmesi ihtimali’ nedeniyle tahliyesine karar verilmesini istemişti. Mahkeme heyeti de oy çokluğuyla Salman’ın tutukluluğunun devamına hükmetmişti.

25 Nisan 2022’de görülen duruşmadaysa Salman’ın tutukluluğunun devamı yönünde oy kullanan hâkimin olmadığı görülmüştü. Bu duruşmada, Salman’ın oy çokluğuyla tahliyesine karar verildi, yurt dışına çıkışı yasaklanmıştı. Heyet, gerekçelerini ‘üzerine atılı suçun niteliğinin değişme ihtimali, yasada öngörülen ceza süresi, bilirkişi raporları ve adli tıp kurumu raporu, delillerin büyük oranda toplanmış olması, tutuklu kaldığı süre, kaçma şüphesinin bulunmayışı’ diye sıralamıştı.

Davanın 12 Haziran’da görülen yedinci duruşmasında savcı Oğuzhan Atamtürk Uyar esas hakkındaki mütalaasını açıklamıştı. Mütalaaya göre, kalp hastası olan Birol Yıldırım, polis merkezinin mutfak bölümünde tutuldu ve dövüldü. Yıldırım, kalbinde stent olduğunu söylemesine karşın polisler dayağa devam etti. Polislerin eylemi sonucunda Yıldırım’da fiziki olarak ölüme neden olacak bir yaralanma olmadı, ama varolan kronik kalp damar hastalığı sanık polislerin eylemleri sebebiyle aktif hale geldi ve sonucunda Yıldırım yaşamını yitirdi. Mütalaaya göre, bir kısım sanıklar da Yıldırım’ın ölümünü istemediler, ancak kalp hastalığını öğrenmelerine rağmen eylemlerine devam ettikleri için ‘bilinçli taksirle ölüme neden olmak’ suçundan sorumlular.

Savcı Uyar, sanık polislerden komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman, polis memurları Muhammed Cihan Karakuş, İsmail Gökşen, Erdoğan Kahraman, Mustafa Şahin ve Bilal Karpuz’un Birol Yıldırım, Barış Uysal ve Alihan Uysal’a vurarak ‘darp cebir uyguladıklarının sabit olduğunu’ belirtti. Savcı, bu sanıkların ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma‘ suçundan cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, bu polislerin Barış Uysal ve Alihan Uysal’a yönelik ‘darp eylemleri’nden dolayı da ‘kasten yaralama’ suçundan mahkum edilmelerini istedi. Diğer sanık polisler Samet Yuluğ, Emre Gürbüz, Kamil Yerlikaya, Hasan Kocakavuk ve Cumhur Güleç’in eylemlerinin ise sabit olmadığını savundu ve beraatlerine karar verilmesini istedi.

Karakolda ölüm: Savcı işkenceyi görmedi, polislere ‘taksirle ölüm’den ceza istedi 

Karakolda ölüm: Birol Yıldırım dosyası mütalaa için savcılıkta

Birol Yıldırım davası: Aileye göre tahliyenin nedeni, ‘mafya amca’

Birol Yıldırım davası: Polisler kameralara yansıyan şiddeti görmemiş

Birol Yıldırım davasında karşı oy atan hakim değişti: Tutuklu tek polise tahliye

Birol Yıldırım davası: Savcı, polisin tahliyesini istedi; oy çokluğuyla reddedildi

Birol Yıldırım davası: 77 dakikada ölüm bilirkişi raporunda

Birol Yıldırım davası: Ağır cezadaki ilk duruşma basından kaçırıldı

Birol Yıldırım davası: Sanık polisler ağır cezada yargılanacak

Birol Yıldırım davası: Dosya ağır ceza mahkemesine gönderildi

Birol Yıldırım’ı öldüren polisler hakim karşısına çıkıyor

Karakolda ölüm: Komiser yardımcısı tutuklandı; aile ‘Yetmez’ dedi

Birol Yıldırım’ın karakolda ölümü: Savcı değiştirildi, gizlilik kararı getirildi

Karakolda ölümde örtbas girişimi kamerada

Karakolda ölümden yeni görüntüler: Polis, çıkmaya çalışan Yıldırım’a tokat atıp itiyor

Karakolda ölümden ilk görüntüler: Yıldırım tekme tokat tekrar içeri alınmış

Polisler ‘şüpheli’ değil ‘tanık’: Yıldırım kendine zarar vermesin diye kelepçelenmiş!

Karakolda ölümde yeni tanık: Yaklaşık 10 polis 25 dakika boyunca dövdü

Valilik ‘Nefes darlığı’ demişti: ‘Polisler Birol Yıldırım’ı döverek öldürdü’

Valilik ‘Nefes darlığından öldü’ demişti: Kulaklarından ve gözlerinden kan gelmiş