CANAN COŞKUN
canancoskun@diken.com.tr
@canancoskun
Birol Yıldırım adlı özel güvenlik amirinin karakolda ölümüyle ilgili 12 polisin yargılandığı davada sona geliniyor. Mahkeme, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyayı savcılığa gönderdi. Bir sonraki duruşma 12 Haziran’da yapılacak.

Birol Yıldırım, mesai arkadaşı Barış Uysal’ın bir polis memuruyla tartışıp gözaltına alınması üzerine 5 Haziran’da saat 22:30 sıralarında Esenyurt karakoluna gitmişti. 6 Haziran’da saat 03:00 sıralarında bir polis karakoldan dışarı çıkarak bekleyenlere, “Birol Yıldırım vefat etti. Başınız sağ olsun” demişti.
İstanbul valiliği, ölümü nedenini ‘kalp krizi’ olarak açıklasa da Diken’in ortaya çıkardığı güvenlik kamera kayıtları Yıldırım’ın polisler tarafından dövüldüğünü, kötü muameleye maruz bırakıldığını, polislerin ölümden sonra telaşlandığını göstermişti.
Buna ilişkin açılan davada Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün altıncı duruşma görüldü. Duruşmaya aralarında komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman’ın da bulunduğu yedi tutuksuz sanık polis katıldı. Öldürülen Yıldırım’ın ailesi, Yıldırım’la birlikte karakolda darp edilen Barış Uysal ve avukatları da salondaydı.
Duruşma başında mahkeme başkanı Arzu Al, bir önceki duruşmaya katılmadığı için haklarında zorla getirme kararı verilen iki tanığın yine duruşmaya gelmediğini duyurdu.
Duruşma savcısı Oğuzhan Atamtürk Uyar da tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi halinde esas hakkındaki mütalaayı hazırlamak için dosyanın savcılığa gönderilmesini istedi. Yıldırım ailesinin avukatı Hüseyin Tuzcu da bu görüşe katıldı.
Mahkeme de tanıklara uzun süredir ulaşılamadığını belirterek dinlenmelerinden vazgeçti. Esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyayı savcılığa gönderen heyet, bin sonraki duruşmanın 12 Haziran’da yapılmasına hükmetti. Savcılık o güne kadar mütalaayı açıklarsa bir sonraki duruşmada hükmün açıklanması bekleniyor.
Ne olmuştu?
Özel bir güvenlik şirketinde amir olarak çalışan Birol Yıldırım, mesai arkadaşı B.U.’nun bir polis memuruyla tartışıp gözaltına alınması üzerine 5 Haziran’da saat 22:30 sıralarında Esenyurt karakoluna gitmişti. Birol, bilgi almak isteyince rütbeli bir memurun, “Bu arkadaşı da alın içeri” talimatıyla saat 23:30 sıralarında gözaltına alınmıştı. 6 Haziran’da saat 03:00 sıralarında ise bir polis karakoldan dışarı çıkarak bekleyenlere, “Birol Yıldırım vefat etti. Başınız sağ olsun” demişti.
İstanbul valiliği, ölümü nedenini ‘kalp krizi’ olarak açıklamıştı.
Kısa süre sonra Diken’in ortaya çıkardığı güvenlik kamera kayıtları Yıldırım’ın polisler tarafından dövüldüğünü, kötü muameleye maruz bırakıldığını, polislerin ölümden sonra telaşlandığını göstermişti.
Buna karşın görüntülerdeki polisler görevlerine devam etmişti. 19 Ağustos 2021’e gelindiğinde iki polis gözaltına alınmış, bunlardan komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Birkaç gün sonra da Büyükçekmece başsavcılığı tarafından 12 polis hakkında iddianame düzenlenmişti.
İddianame
İddianamede aralarında tutuklu polis Salman’ın da bulunduğu yedi polisin, Yıldırım’a yönelik ‘bilinçli taksirle ölümüne neden olma’ suçlamasıyla üç yıldan dokuz yıla kadar, Yıldırım’ın iş arkadaşı ve iş arkadaşının oğlunu darp ettikleri için de beş polisin ‘basit yaralama’ suçlamasıyla 16 aydan dört yıla kadar hapisleri talep edilmişti.
Davanın ilk duruşması 20 Eylül 2021’de Büyükçekmece 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü. Bu duruşmada davanın seyri değişmiş, mahkeme, Birol Yıldırım’ın vücudundaki yara sayısı ve yaraların niteliğini göz önünde bulundurarak polislerin eyleminin ‘işkence suçunu oluşturabileceği’ gerekçesiyle dosyayı Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. Komiser yardımcısı Salman’ın da tutukluluk halinin devamına hükmedilmişti.
Bu davada duruşma salonunun küçük olması nedeniyle tartışmalar çıkmış, yargılanan polislerle dayanışmak için adliyede bulunan rütbeli bir polis, Kanal D muhabiri İbrahim Konar’ı hakimin huzurunda yaka paça dışarı atmıştı. Duruşma binasının dışında da polislerle birlikte duran ancak sivil kıyafetli kişiler Yıldırım’ın ailesini sözleriyle taciz etmişti. Bu kişiler hakkında gazetecileri sözlü bir şekilde taciz ve tehdit etmeleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuştu, ancak suç duyurusu takipsizlikle sonuçlanmıştı.
Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Ocak 2022’de görülen ilk duruşmaya hiçbir basın mensubunun girmesine izin verilmemişti. Bir sonraki duruşma 28 Mart 2022’de yapıldı. Savcı, bu duruşmada tutuklu polis Salman’ın ‘suçun vasıf değiştirmesi ihtimali’ nedeniyle tahliyesine karar verilmesini istemişti. Mahkeme heyeti de oy çokluğuyla Salman’ın tutukluluğunun devamına hükmetmişti.
25 Nisan 2022’de görülen duruşmadaysa Salman’ın tutukluluğunun devamı yönünde oy kullanan hakimin olmadığı görülmüştü. Bu duruşmada, Salman’ın oy çokluğuyla tahliyesine karar verildi, yurt dışına çıkışı yasaklanmıştı. Heyet, gerekçelerini ‘üzerine atılı suçun niteliğinin değişme ihtimali, yasada öngörülen ceza süresi, bilirkişi raporları ve adli tıp kurumu raporu, delillerin büyük oranda toplanmış olması, tutuklu kaldığı süre, kaçma şüphesinin bulunmayışı’ diye sıralamıştı.
Birol Yıldırım davası: Aileye göre tahliyenin nedeni, ‘mafya amca’
Birol Yıldırım davası: Polisler kameralara yansıyan şiddeti görmemiş