Türkiye’nin de sorunu haline gelen doğurganlık hızındaki düşüşe dikkat çeken uzmanlar, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) tüp bebek tedavilerine ilişkin ödeme kriterlerini genişletmesi gerektiğini söylüyor.

Toplam doğurganlık hızımız 1,42 çocuk seviyesiyle tarihin en düşük düzeyine indi. 2014’ten beri sürekli düşen doğurganlık hızı, dokuz yıldır nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altında.
Çocuk yapmamak farklı sebeplerle de olsa çiftlerin tercihi olabilir. Fakat 100 çiften yaklaşık 15’i, istedikleri halde kucaklarına bebek alamıyor. Çok sayıda çift, maddi olanaksızlıklar nedeniyle tüp bebek tedavilerine ulaşamıyor.
Haziran ‘Dünya İnfertilite Farkındalık Ayı’. İlaç firması Merck ile yardımcı üreme konusunda çalışan dernekler “Umut Bilimle Doğar” kampanyasını başlatarak meseleye dikkat çekti.
Bakanlık ve SGK’yla temaslar sürüyor
Çiftlerin tüp bebek tedavisine ulaşabilmesi için önce SGK’nın geri ödeme kriterlerini karşılaması, her deneme için yüzde 20-30 oranında katılım payı ödemesi gerekiyor. En fazla üç denemeyi kurum karşılıyor. Kendi olanaklarıyla tedavi olmak isteyenler içinse süreç ciddi bir ekonomik yük oluşturuyor.

Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Vakfı (TFRM) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, tüp bebek tedavilerinde SGK geri ödeme kapsamının genişletilmesi için Sağlık Bakanlığı ve SGK’yle temaslarda bulunulduğunu söyledi.
Devletin bu finansal desteği vermesinin aslında iyi bir “yatırım” olduğunu ifade eden Bozdağ, “Amerika’da, Britanya’da yapılan güzel çalışmalar var. Ama çocuk yetişkin olup çalışmaya başladığında vergisini vermeye başlayarak devlete para kazandırıyor. Devletin bu konudaki desteği çok önemli” dedi.
Sadece kamu kurumlarındaki tüp bebek merkezlerinin değil, özel olanların da desteklenmesi gerektiğini düşünen Bozdağ, şunları söyledi:
“Birçok iyi ve kaliteli hizmet veren özel tüp bebek merkezleri var. Özellikle İstanbul’da hastaların yaklaşık yüzde 30’u yabancı ülkelerden. Amerika, Britanya, Belçika, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerden geliyorlar.”
‘Devlet projesi olmalı‘
Tüp Bebek ve İnfertilite Derneği (TÜBİD) Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, AB ülkelerinde azalan nüfus oranlarının artırılmasında tüp bebek yöntemlerinin de “silah” olarak kullanılmasının önerildiğini söyledi.
Türkiye’de de devlet desteğinin daha geniş kapsamlı olması gerektiğini vurgulayan Tıraş, “Bu bir devlet projesi olmalı” dedi. Yılda yaklaşık 80-100 bin tüp bebek işlemi yapıldığını belirten Tıraş, infertiliteyle (kısırlık) karşılaşan önemli bir hasta grubunun tedaviye ulaşamadığını ya da tedavisinin geciktiğini söyledi.
Zaman kısıtlı
Üreme Tıbbı ve Cerrahisi Derneği (ÜTCD) Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, çocuk sahibi olmak için yaşın önemli bir kriter olduğunu hatırlattı. Bir yıl düzenli ilişkiye girdikleri ve istedikleri halde çocuk sahibi olamayan çiftlerin infertilite (kısırlık) sorunu yaşadığı kabul ediliyor. Ancak kadın 35 yaşının üzerindeyse bu süre altı aya düşüyor. Üreme sistemini etkileyecek başka sağlık sorunları varsa bu sürenin daha da öne çekildiğini ifade eden Fıçıcıoğlu şöyle devam etti:
“Hatta 40’lı yaşlardan sonra bu süreyi üç ay olarak kısıtlamakta da fayda var. Kadınların bir de yumurta rezervi gerçeği var. 30’lu yaşlardan sonra doğurganlık ve gebelik şansı azalıyor. Düşük riski artıyor. Zamanı çok iyi değerlendirmek adına bu sürelere dikkat etmek lazım.”
Fıçıcıoğlu, infertilitede sorunun üçte birinin kadına, üçte birinin erkeğe, üçte birininse her ikisine veya açıklanamayan nedenlere bağlı olduğunu söyledi: “Bu bir çiftin sorunu. Beraber ve aynı anda değerlendirilmeleri ve tedavi edilmeleri lazım.”
Elektrikli arabalar spremleri bozuyor mu?
Üç profesör özetle şunları anlattı:
* Bir yandan çocuk sahibi olma isteğinin ileri yaşlara kayması (yumurta ve sperm de yaşlanıyor), diğer yandan pek çok çevresel faktör gebelik şansını azaltıyor. Radyasyon, elektromanyetik alanlar, pestisitler, hava ve su kirliliği, sigara kullanımı, obezite ve pet şişeler üremeyi etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Sperm sayı ve kalitesi giderek düşüyor. Yumurtaların genetik yapısı bozuluyor.
* 35 yaşından sonra gebe kalmak zorlaşıyor. 38 yaş çok kritik bir eşik. 43 yaş ise “son nokta” kabul ediliyor. İmkânsız değil ama ihtimal düşük.
* Yumurta dondurma, üreme yeteneğinin korunması için bir alternatif olabilir. Ancak bireysel seçimle değil, sadece tıbbi nedenlerle dondurulmasına izin veriliyor.
* Manyetik alan oluşturan elektrikli araçların sperm sayısını düşürdüğünü öne süren araştırmalar yayımlanmaya başladı. Mobil telefonların cepte taşınmasının da testislerin sperm üretimini bozduğu iddia ediliyor.
* Yapay zekâ sperm bulmada da kullanılmaya başlandı. Bu teknolojinin yakın zamanda Türkiye’ye de gelmesi bekleniyor.