Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

CHP'yi eleştirip mi saklasak, yoksa eleştirmeden mi saklasak? (2)

Neden bunca seçim ardından istifa etmeyi hiç düşünmediniz?

Bir kez daha: Gezi, geleceğin yönetim biçimidir

İçinde yaşadığımız zaman diliminin çok etkileyici, sarsıcı bir ‘anı’ idi. Dolayısıyla, ne başladı ne de bitti...

Sizler, yaşadığınız hayatın arkasında durabilir misiniz?

Yeter artık şeker kardeşim. Memleket babanızın malı, tepenizi attıran insanlar da her canınız istediğinde damgalayabileceğiniz oyuncaklarınız değil. Had hudut bilmek son derece gerekli, yararlı bir haslettir.

Sivil ölüm heveslilerinin iştahı…

Muhterem okuyucu, ‘diğerlerinin’ sivil ölüme mahkumiyeti, şimdi pek farkında değilsin belki ama, seni de bir süre sonra ‘yaşayan ölü’ haline getirecek.

Adaletsizliklere karşı, yaşamı sahiplenmek…

İki insan, gözümüzün önünde eriyor. Başkentin göbeğinde. Başka yollar olmalı şu yaşamda. Herkes ama herkes, sanatçısı, siyasetçisi, akademisyeni, bir şeyler yapmalı artık. Mutlaka yapmalı.

CHP sine-i millet dahil hiçbir yere dönemez (1)

Bugün gündeme gelen, daha doğrusu gelir ‘miş’ gibi olan tartışmanın kökeninde böyle bir ‘inat’ ve ‘kararlılık’la kendine ve seçmene duyulan güven var. CHP’de bulunmayan iki önemli nitelik. Parti içinde farklı düşünenlerin bulunması, sonucu değiştirmiyor. İçindeki muhalifleri de heyecanlı seçmen kitlesini de iki günde edilgin hale getirmeyi başarıyor o ‘müesses’ zihniyet.

23 Nisan ve annemin oyu…

Onlara hukuk kurallarından söz etmenin hiç bir değeri yok. Anlayacakları dille seslenmeli.

Peki şimdi eşlerimiz 'helal' mi oldu?

Evet, her şeye rağmen birlikte ve insan gibi, eşit yaşamalıyız, yaşayabiliriz. Mümkündür. Çok da gerekli. Ama tüm sistem tartışmalarından, tercihlerden, halkoylamalarından önce; birbirimizin yüzüne bakacak halimiz kalmalı...

Hiç gereği yok…

Sessiz milyonlar, seçimden seçime önüne sandık bırakılan milyonlarca insan, umuyor ve diliyorum, ‘Gerek yok’ diyecek 16 Nisan Pazar günü. Hiç gereği yok...

Taşlıtarla'dan Mülkiye'ye gitmenin anlamını bilir misiniz?

Sevgili hocam, küçük ve muhafazakâr semtin genci, size kuru bir teşekkürden çok fazlasını borçlu. Size ve Meray Odası’nın ‘satranç köşesine.’

Hayır, yargı bağımsız ve tarafsız olmayacak… (3)

Türkiye’de yargı bağımsızlığı, başta siyasal kültürümüz olmak üzere tüm siyasal toplumsal niteliklerimizi açık eden, son derece acıklı, hüzün verici bir konu.

Değişiklik önerisi, KHK ile ihraç edilen kellere çare olacak mı? Asıl mesele bu (2)…

Yazıya bir anayasacı vakar ve ciddiyetiyle başlayıp sonlara doğru sanırım sinirim bozulduğu için darmadağın oluyorum, farkındayım. Aman canımız sağolsun!