İsveçli mobilya devi IKEA, Belçika’daki aşırı sağcı Flaman Çıkarı Partisi’ne (VB) karşı yaklaşık dört yıldır sürdürdüğü hukuk mücadelesinde önemli bir aşama kaydetti.

Avrupa Birliği’nin (AB) en yüksek yargı organı olan Avrupa Adalet Divanı, İsveçli markanın ismini ve kataloğunu kullanarak göç karşıtı propaganda yapan aşırı sağa karşı, IKEA lehine karar verdi.
Bir siyasi partinin tanınmış bir markayı siyasi kampanyasında kullanmasının ifade özgürlüğü gerekçesiyle otomatik olarak meşru sayılamayacağına hükmedildi.
İsveç sağından ilham alan IKEA programı nedir?
Dava, aşırı sağcı partinin 14 Kasım 2022’de açıkladığı göç politikası önerileri nedeniyle başladı. Göç ve İslam karşıtı görüşleriyle bilinen ve Belçika’nın bölünmesini savunan Flaman Çıkarı Partisi, İsveç’teki katı göç planına atıfta bulunarak ‘Göç gerçekten farklı olabilir‘ (Immigratie Kan Echt Anders) başlıklı bir plan açıkladı.
Başlıktaki sözcüklerin baş harfleri ‘IKEA‘ kelimesini oluşturduğu için plana, ‘IKEA Planı’ dendi. Aşırı sağcı parti, bununla da yetinmedi. Radikal İsveç Demokratları partisinden ilham ve destek alan on beş maddelik ‘monte edilebilir‘ göç önerisi için, IKEA’nın isim ve renklerin yanı sıra, mobilya şirketinin tanıtım ve montaj talimatları içeren kataloğunda yer alan çizgi karakterini de kullandı.
Aşırı sağın, göç karşıtı önerileri, IKEA ürünlerinin montaj talimatlarını andıran bir formatta kamuoyuna duyuruldu.
Flaman Çıkarı Partisi’nin propagandasında, IKEA’nın çizgi karakteri, müşteriye cami aramak gibi ‘kesinlikle yapılmaması gereken‘ şeyleri gösteriyor. Plan, göçmenler için aile birleşimini kısıtlamayı, yasal yardımı sınırlandırmayı ve iltica prosedürü için kanıt toplamak amacıyla cep telefonlarını izlemeyi savunuyordu.
Mobilya devi IKEA’nın ana şirketi, aşırı sağın bu kampanyasına sert tepki gösterdi.
Şirketten yapılan açıklamada, “Logo ve kurumsal kimlik, IKEA markasının aslında desteklemediği bir şeyi desteklediği izlenimini uyandıracak şekilde asla kullanılmamalıdır. IKEA ticari markalarının ve kurumsal kimliğinin partinin iletişiminde siyasi amaçlarla kullanılmasını kesinlikle kınıyoruz” denildi.
Aşırı sağcı parti, düşünce özgürlüğü hakkına atıfta bulunarak, “IKEA’nın endişelenmesine gerek yok. Mobilya mağazası açmayacağız” diyerek, kampanyaya devam edeceğini açıkladı.
Bunun üzerine İsveçli firma, kampanyanın durdurulması için Flaman Mahkemesi’ne başvurdu.
IKEA neden itiraz etti?
IKEA’nın marka haklarının sahibi Inter IKEA Systems, şirketin markasının siyasi kampanyada kullanılmasına karşı çıktı.
Şirkete göre, markanın, aşırı sağcı VB’nin siyasi mesajlarıyla ilişkilendirilmesi, IKEA’nın ticari itibarına zarar veriyordu.
Ancak Flaman Çıkarı Partisi adına kampanyayı yürüten Vrijheidsfonds adlı kuruluş, bu konunun siyasi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü.
Belçika’daki mahkeme, marka hakkı ile ifade özgürlüğü arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiği konusunda fikir almak amacıyla konuyu Avrupa Adalet Divanı’na taşıdı.
AB mahkemesi ne dedi?
Lüksemburg’daki Avrupa Adalet Divanı, Salı günü aldığı kararda, ifade özgürlüğünün siyasi partilere tanınmış markaları sınırsız biçimde kullanma hakkı vermediğine hükmetti. Mahkemeye göre siyasi bir amaç taşıması, marka kullanımını otomatik olarak hukuka uygun hale getirmiyor. Bir siyasi parti, ifade özgürlüğüne dayanarak bir markayı kullanabilir; ancak bunun marka sahibinin hakları karşısında neden korunması gerektiğini ortaya koyması gerekiyor.
Mahkeme ayrıca, IKEA markasının siyasi bir mesajı güçlendirmek amacıyla kullanılmasının şirketin markasının itibarına zarar verebileceğine dikkat çekti.
Ancak Adalet Divanı, aşırı sağcı partinin somut olarak marka hakkını ihlal edip etmediğine ilişkin nihai kararı vermedi.
Artık IKEA’nın şikayeti konusunda son sözü Belçika’daki yerel mahkeme söyleyecek. Ancak AB hukuku, yerel hukukun üzerinde olduğu için Belçika mahkemesinin de, Avrupa Adalet Divanı’nın ortaya koyduğu hukuki çerçeveyi dikkate alması gerekecek.
Karar neden önemli?
Dava, siyasi ifade özgürlüğü ile şirketlerin marka hakları arasındaki sınır konusunda Avrupa’da önemli bir örnek oluşturuyor.
Siyasi partiler zaman zaman tanınmış markaları hiciv, parodi veya kampanya mesajlarını güçlendirmek amacıyla kullanıyor.
Ancak Avrupa Adalet Divanı’nın kararı, siyasi mesaj taşımanın tek başına bir markanın izinsiz kullanımını hukuka uygun hale getirmediğini ortaya koyuyor.
IKEA açısından ise mesele yalnızca şirket adının kullanılması değil. Şirkete göre, dünyanın en tanınmış markalarından birinin, belirli bir siyasi parti ve özellikle tartışmalı göç politikalarıyla özdeşleştirilmesi, IKEA’nın istemediği bir ilişki yaratabilir.