CHP yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en köklü birkaç partisinden biri ve ‘kurucu parti’ konumunda. Bugün CHP’ye yapılana mutlak biçimde karşı çıkmak, CHP ile değil, Türkiye’nin çok partili demokratik yaşamının geleceği ile ilgili bir tutum. Gün, siyaset esnafının çok sevdiği ‘eveleme gevelemenin’ ve muhteris işbirlikçilerin gönül eğlendirme günü değil.
Yazıya başladığımda belirsizlik vardı, sonuna geldiğimde kararın çıktığını öğrendim. CHP’nin bir önceki genel başkanının o koltuğa, mecburiyet görüntüsü vermeye çalışarak, memnuniyetle oturacağını tahmin ediyorum. Otursun. İktidar ve işbirlikçiliğe gönül indiren muhalif figürler, demokrasi adı verilen oyunda ‘halkı’ bir kez daha ihmal ediyor.
Patti Smith konseri hakkında bir şeyler yazmak benim için hiç kolay bir iş değil. İtiraf etmeliyim ki kendisinin büyük bir fanıyım ve bu nedenle konseri objektif olarak değerlendirebilmem oldukça zor.
Eskiden bir insan anlatılırken “çok iyi biridir”, “vefalıdır”, “eli açıktır”, “dost canlısıdır” denirdi. Bugün ise birini överken kullanılan kelimeler değişti: “Çevresi çok güçlü”, “iş bitirici”, “bağlantıları kuvvetli”, “işe yarayan biri.”
Sokaklarda işkencehanelerden taşan seslerle idamların getirdiği ölüm sessizliği birbirine girmiş, ülke tam suskunluğa alışmışken Türkçe rock yapan bir müzik grubu kuruluyor. Çok fırtınalı günlerde kurulduğundan olsa gerek adı ‘Bulutsuzluk Özlemi’.
Sözcü Gazetesine göz gezdiriyordum, bir başlık: '4 gençten 1'i evde oturuyor, çalışabilen GARSON oluyor.' Garson olmak sanki bir lanet, bir düşüş, bir kötü kader!
Ahmet Telli bozkırın sokaklarından geçip Türkiye Yazıları’ndan içeriye girdiğinde, Ahmet Say gelen kişinin bir şair olduğunu bilmiyordu. Tanınmış bir edebiyat öğretmeni olduğunu da bilmiyordu.