'Vicdan sahibi, yurtsever ve asil yurttaşın' sizi dinlemek istediğinden emin misiniz?
'

Murat Sevinç
Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Sevgili Ali Duran Topuz, 2024’te İletişim’den çıkan ‘Cumhuriyet Tarihinden Yüz Portre’ (derleyenler, Koçak ve Bora) kitabına yazdığı Kemal Kılıçdaroğlu portresinin sonunda şöyle diyordu: “…İş ikinci tura kalınca güleç, sakin ve edepli aday gitti, içinden zenofobi rüzgarına kapılmış, öfkeli bir sağcı fışkırdı. Heyhat kaybetti… En vasat sürprizi kurultayda yaptı: Özgür Özel’e yenildi, sonucu beklemeden çıkıp gitti.” (411)

Daha önce de yazdım, ilk Kılıçdaroğlu yazım 2009’da yerel seçimler esnasındaydı (Radikal 2’de). ‘Kılıçdaroğlu ve Bekaroğlu’ başlıklı makalede, yıldızı giderek parlayan Kılıçdaroğlu’nun, partisini Baykal’dan kurtarmasını dilemiştim. Garip biçimde, oldu. 

Sonraki yılları bilmeyen yok; becerileri sınırlı, her konuda katı bir bürokrat gibi düşünüp tepki veren, kimlikleri ve üslubu sayesinde toplumsal gerilimleri yumuşatma potansiyeline sahip bir siyasetçi profiliydi. Hakkında çok yazdım, eleştirilecek tutumlarını eleştirdim, desteklenmesi gerektiğini düşündüklerimi destekledim. Pırıltısızlığı, bazen kontrol etmekte zorlandığı hırsı, beceriksizlikten mi yoksa niyet kötülüğünden mi verdiğini anlamakta kararsızlık yaşadığım kimi yaşamsal kararları… Hepsi bir yana, yıllar boyu ‘aslında dürüst biri’ olduğunu düşündüm. Birkaç yıldır ise yanıldığımı görüyorum. 2023 seçimlerini kaybettikten sonraki hali tavrı, Özgür Özel yönetimi ve İmamoğlu’na yönelik tutumu, davranışlarını yalnızca ‘hırs’ ile, yalnızca ‘beşer şaşar’ ile açıklamayı zorlaştırıyor. 

Kılıçdaroğlu, onca mağlubiyetin ardından Özgür Özel’in elini kaldırıp kutlamayı başarsaydı, sonrasında partisi için mücadeleyi sürdürseydi, yine de saygı ile anılabilirdi. Çoğunluğun aklında daha iyi anılar kalabilirdi. Yapmadı. Demek ki bunu yapabilecek biri değil, değilmiş. En sapa, en çıkmaz, en üzücü yolu seçti. Bir insan kendisine buna neden yapar, bilmiyorum, herhalde başka bir şey yapamadığı, bildiği bu olduğu içindir. Peki, bir insan topluma, seçmenine, en nihayetinde partisine ve ülkesine bunu neden yapar? İşte bu sorunun yanıtı yalnızca onu değil, cümlemizi ilgilendiriyor; çünkü o gözün ihtirastan görmediği şey bizim yaşamımız, çoluk çocuğumuzun geleceği.

Kılıçdaroğlu’nun, seyrederken nefesimi daraltan üç küsur dakikalık videosunu anlatmayacağım. Pek şifreli gibi görünmedi bana, zaten hiçbir zaman diyeceğini doğrudan dile getirmemişti. “Ben hazırım, siz gereğini yapın”, demek için üç dakika dil dökmüş. Hiç kimsenin bu duruma düşmesini dilemem, ancak zorla düşene de yapacak bir şey yok. 

Kozağaçlı’nın cezaevinden çıkamadığı, Demirtaş’ın cezaevinden çıkamadığı, Kavala’nın cezaevinden çıkamadığı, eşimizin dostumuzu adliye binalarında gördüğümüz, on binlerce yurttaş ve ailelerinin yıllardır sivil ölüme mahkum edildiği, çoluk çocuğun sosyal medyada tweet atmaya, komedyenlerin sahnede şaka yapmaya çekindiği, CHP’li belediye başkanlarının ve belediye çalışanlarının hücrelerde süründürüldüğü, iki cumhurbaşkanı adayının ‘içeride’ olduğu koşullarda, CHP’nin bir önceki genel başkanı ‘arınma’ sözcüğünü kullanabiliyor, sanki Adalet Yürüyüşünü o yapmamış gibi.

Uzatmak gelmiyor içimden. Yazıya başladığımda belirsizlik vardı, sonuna geldiğimde kararın çıktığını öğrendim. CHP’nin bir önceki genel başkanının o koltuğa, mecburiyet görüntüsü vermeye çalışarak, memnuniyetle oturacağını tahmin ediyorum. Otursun. İktidar ve işbirlikçiliğe gönül indiren muhalif figürler, demokrasi adı verilen oyunda‘halkı’ bir kez daha ihmal ediyor. Anketlerdeki rakam değiliz hiçbirimiz, kanlı canlı ve çokça dertli yurttaşlarız. O sandık eninde sonunda gelir ve canı burnunda, naz niyaz çekmeye niyeti olmayan milyonlarca seçmen oy kabinine girip gereğini yapar. İşte o zaman ‘arınma’nın ne olduğunu hep birlikte görürüz.

Son olarak, milyonlarca muhalif seçmene büyük bir hayal kırıklığı yaşatan, üç yıldır tek satır olsun özeleştiri yapmayan, ikinci turda ‘gizli protokol’ yaparak seçmenini aldatan bir siyasetçi, ahaliye vicdan, yurtseverlik ve asalet dersi vermesin. Ayıptır.