Radyocerrahiyle ilgili yaptığı bilimsel yayınlarla alanın en etkili 10 bilim insanından biri seçilen beyin ve sinir cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Selçuk Peker, “Maalesef bazı hastaların radyocerrahiden haberi yok. Bir tedavi seçeneği olarak gündeme bile gelemiyor” dedi.
Yaklaşık 16 bin Gamma Knife uygulaması deneyimi bulunan Prof. Dr. Selçuk Peker ile stereotaktik radyocerrahide son yıllarda yaşanan değişimi konuştuk.

Kesisiz, anestezisiz uygulanan bu yöntem; bugün beyin metastazlarından iyi huylu beyin tümörlerine, damar yumağı olarak bilinen AVM’lerden trigeminal nevraljiye (kronik sinir hastalığı) kadar çok sayıda hastalıkta kullanılıyor. Gamma Knife bu teknolojilerden biri.
Tedavi ekibinde beyin ve sinir cerrahının yanı sıra radyasyon onkoloğu ve medikal fizik uzmanı da yer alıyor. Yöntemde hedefteki patolojinin yeri MR, BT ve anjiyografiyle işaretleniyor, yüksek doz ışın verilerek tedavi edilmeye çalışılıyor. Gama ışınları kullanan sistem, yüksek doz radyasyonu milimetrik hassasiyetle yalnızca hedefe yönlendirirken çevredeki sağlıklı dokuyu büyük ölçüde koruyor. Benzer prensiple çalışan diğer stereotaktik radyocerrahi yöntemlerindeyse X ışınları kullanılıyor.
Binlerce hasta tedavi edilebilir
Peker, beyindeki yaygın tümörlerdeyse radyocerrahinin kullanılamadığını söyledi:
“Radyocerrahide ışını odaklayarak veriyoruz. Yaygın tömürlerde yeri yok. Örneğin glioblastomda (hızlı yayılan beyin kanseri), kullanamıyoruz. Ama akciğer kanserinde beyne metastaz varsa Gamma Knife ile ışınlayabiliyoruz.
Türkiye’de toplam 12 Gamma Knife var. Yöntem, yararlanabilecek hastalara layıkıyla uygulansa her yıl binlerce hasta radyocerrahiyle tedavi edilebilir. Maalesef yeteri kadar kullanılmıyor.
Örneğin Fransa’da vestibüler akustik nörinom (işitme ve denge sinirinin iyi huylu tümörü) tanısı alan yılda yaklaşık 700 hastanın yüzde 90’ına radyocerrahi uygulanıyor. Türkiye’deyse hastaların ancak yüzde 40-50’sine yapılıyor. Oysa bu hastaların açık cerrahisinde yüz felci ve sağırlık riski yüksek.
Ancak AVM hastalarının çok azı ameliyata gidiyor. Yüzde 80-90’ına radyocerrahi yapılıyor.”

Etkisi değişiyor
Gamma Knife uzun yıllar tek seansta uygulandı. Ancak bazı hastalıklarda tek seansta yüksek doz ışın vermek yerine, üç-beş seansta daha düşük dozlarla tedavi uygulanması denendi ve başarılı sonuçlar alındı. Peker, “Önceleri sadece tek seansta yapılan tedavilere radyocerrahi denirdi. Şimdi sınır beşe çıktı. Beş seansa kadar yapılan ışınlamaya da radyocerrahi deniyor” dedi.
Etkinin ortaya çıkması ise patolojiye göre değişiyor. Bazı tümörlerde büyüme tedavinin uygulandığı gün durmaya başlıyor. Ancak AVM’lerin tamamen kaybolması daha uzun zaman alıyor.
“Her hastada tedavi seçeneklerini terazi kefesine koyup değerlendirmek lazım. Radyocerrahi gelişse de radyoterapinin (ışın tedavisi) yerini almadı. Hâlâ geniş alanlı beyin tümörlerinde radyoterapi kullanılıyor.”
Hangi yöntem daha çevreci?
Peker, radyocerrahinin geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyor:
“Hem medikal tedavilerdeki hem de radyasyon teknolojisindeki ilerlemeler, daha çok hastanın hastalıklardan kurtulmasını sağlayacak. Yakın zamanda pek çok hastalığın tedavisinde cerrahinin yeri kalmayacak.”
Peker, cerrahiyle Gamma Knife’ın “karbon ayak izi”ni (atmosfere salınan toplam sera gazı miktarının karbondioksit cinsinden ölçümü) kıyasladıklarını anlattı:
“Küçük bir menenjiyomun açık ameliyatıyla Gamma Knife’ı kıyasladık. Gördük ki ameliyat, yaklaşık 10 kat daha fazla karbon ayak izine neden oluyor. Gamma Knife uygulanan hasta sabah geliyor, tedavisini oluyor ve öğleden sonra evine gidiyor. Sağlık ekonomisi açısından da çok daha avantajlı.”
Gençler teşvik edilmeli
Peker, klinik deneyim ve birikimin bilimsel yayına dönüştürülmesi ve duyurulmasının önemini vurguladı: “Türkiye radyocerrahi uygulayan ülkeler arasında üst sıralarda. Ancak bilimsel yayın üretiminde aynı başarıyı gösteremiyoruz.”
Kendi kliniğine eğitime gelen ve bilimsel çalışmalara katkı sunan tıp fakültesi öğrencilerini de bu konuda teşvik etmeye çalıştığını söyledi.
Koşulların bilimsel üretimi yeterince teşvik etmediğini ifade eden Peker, “Hastaneler ‘Bu sene kaç makale yayımladın?’ diye sormuyor. ‘Kaç hasta ameliyat ettin, ona göre maaş vereceğim’ diyor. Sadece bazı üniversiteler yayımlanan makaleler için teşvik veriyor. Gençler daha çok geçimlerini sağlama peşindeler. Bu yüzden hizmet üretmeye yönelmeyi tercih ediyorlar. Teşvik edilmeleri gerekiyor” dedi.