Bir Bulutsuzluk Özlemi hikayesi: 'Yaşamaya mecbursun'
B

12 Eylül darbesinin üzerinden henüz dört yıl geçmiş, Kenan Evren artık cumhurbaşkanı, Turgut Özal başbakan seçilmiş, yeni Anayasa yüzde 91 oyla kabul edilmiş.

Sokaklarda işkencehanelerden taşan seslerle idamların getirdiği ölüm sessizliği birbirine girmiş, ülke tam suskunluğa alışmışken Türkçe rock yapan bir müzik grubu kuruluyor. Çok fırtınalı günlerde kurulduğundan olsa gerek adı ‘Bulutsuzluk Özlemi’.

Nejat Yavaşoğulları. Fotoğraflar: Bulutsuzluk Özlemi / Facebook

Yönetmen ve belgeselci Caner Kaya yıllarca hayranı olup dinlediği Bulutsuzluk Özlemi’nin 40 yılını Yaşamaya Mecbursun adlı belgeselde anlatmaya çabalıyor. Çabası takdire şayan, çünkü sahnede veya albümlerinde enerjisi bir sel olup akan bu grubun hikayesini bir buçuk saate sığdırmak oldukça zorlu.

1984’te kurulan grubun üyeleri, gitaristleri sürekli değişiyor. Gidenler bir zaman sonra dönüyor, tekrar gidiyor. Bir tek sesi hepimizin kulağında kalan Nejat Yavaşoğulları ve onun yazdığı şarkı sözleri yerinde duruyor.

Grubun adıysa Anayasa profesörü Mümtaz Soysal’ın Deniz Gezmiş’leri ve 1968 hareketini kast ettiği makalesine dayanıyor ve orada şöyle diyor:

“Gençlerin sonlarının böyle olması bulutsuzluk özlemlerinden kaynaklandı, böyle olmamalıydı.”

Grubun hikayesi de sürekli ‘böyle olmamalıydı’ denen ülkede bir garip isyanla başlıyor: Türkçe rock niye yapılmasın?

‘Acil demokrasi, aciiiil’

Beyoğlu’nun seks filmleri furyası nedeniyle iyice tekinsizleştiği, darbe sonrası kültürel hayatın donduğu bir ortamda Nejat Yavaşoğulları bir dinletide dinleyip beğendiği piyanist Sina Koloğlu ve daha sonra ekibe katılacak arkadaşlarıyla müzik yapmaya başlıyor.

Onların Türkçe rock ısrarı hem dikkat çekiyor hem de peşleri sıra Beyoğlu’nda müzik yapılan mekanlar ve onlardan ilham alan rock grupları çoğalıyor. Her şeyin sustuğu ülkede bir şeylere ses çıkarma alışkanlığı yeniden kazanılıyor.

Ama sansür kurulları, yeni olan her şeye gösterilen tepkiler grup için yorucu oluyor. 

Öyle ki ressam Bedri Baykam grubun ‘Uçtu Uçtu’ albüm kapağındaki kuşun gagasının makasla kesildiğini tasvir eden bir çizim yapıyor. 

Belgeselde anıldığı gibi 90’ların başındaki o garip atmosferden akıllarda kalan grubun İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) verdiği konserde ‘Acil Demokrasi’ şarkısıyla dans eden insanlar oluyor.

Nejat Yavaşoğulları da zaten “Şarkıyı birkaç yıl söyleriz memlekete de demokrasi gelir” diye düşünmüştük diyor.

‘Acil demokrasi’nin sözlerinin bir kısmı:

Olağanüstü haller

Geçiş dönemleri

Sıkıyönetimler

‘Şimdi sırası değil’ler

Fikir suçları

İdam cezası

141-142

Adalet Mülkün Temeli

Çelişkiler keskinleşsin diye

Böyle mi geçsin ömrüm?

Müzikal bir tarih yazımı

Halk ve basın Türkçe rock’a uzaylı muamelesi yapmayı bir süre sonra bırakıyor. Bulutsuzluk Özlemi Bedri Baykam’a ait Bukalemun’da, Beyoğlu’ndaki Hayal Kahvesi’nde hatta 90’ların başında Bodrum’daki Beyaz Ev’de sahne alıyor. Bu sürede dinleyici Bulutsuzluk Özlemi ismini iki üç kez yanlış telaffuz edip doğrusunu öğreniyor. Şarkılar ezberde. Ama memlekette işler pek rayında değil.

‘Yaşamaya Mecbursun’ belgeselinde bir müzik yazarının da dediği gibi grup döneminin vakanüvisliğini yapıyor. Gündemde olan, ülkenin siyasi ve politik hafızasına yön veren her şey şarkılara giriyor. Ülke gündemini kasıp kavuran Susurluk Kazası da bu olaylardan biri.

Yavaşoğulları ‘Seni Görmem Lazım’ı bu atmosferde yapıyor:

Cumartesi analarıyla

Cop yediğiminin şehri.

Manisa’lı gençlere zulmettiler.

Gazeteci Metin’i katlettiler.

Tarikat-ticaret-siyaset…

Devlet-mafya-aşiret

Yürümek zor

Koşmak çok zor

Tahammülüm sınırlarında.

‘İnsan hep umut eder’

Grup, 90’ların sonundan günümüze kadar her politik olayda duruşunu belli etmekten çekinmiyor.

Sıkıyönetimin ardından Şırnak’ın İdil ilçesine gidip çocuklar için konser veriyorlar. Gezi Parkı eylemleri döneminde ‘Gezi Parkındayım Her Şeyin Farkındayım’ şarkısını yayınlıyor.

Bu yönüyle Caner Kaya’nın belgeseli bir vakanüvislik işi yapan, müziğiyle tarih yazan bir grubun 40 yıllık arşivinin özeti.

Son sözü en büyük hayallerinden biri sahnede yaşlanmak olan Nejat Yavaşoğulları’na bırakayım:

“Günlerin getirdiği

Açlık ve gözyaşı

İnsan hep umut eder

Biliyorsun bunu

Ne olursa olsun

Yaşamaya mecbursun.”