Dağhan Irak

Yekta Kopan'ın özrü, Gezi'nin sızlayan kemikleri…

Yekta Bey’in 'özür' olarak paketleyip önümüze attığı şey, iki konuyu tetikledi; birinci konu, özür dileme adabı ve özrün hangi koşullarda kabahatle at başı son düzlüğe girebildiği. İkincisi ise Gezi Direnişinin mirası üzerinde nasıl bu kadar rahat tepinilebildiği.

Zafer Partisi nedir, kimin işine yarar?

ZP’ye sempati duyanların sorması gereken zaruri iki soru var; Ümit Özdağ neden Erdoğan’ı doğrudan reddetmiyor ve Zafer Partisi sığınmacı sorununda neden yalnızca AKP’nin kabul etmeye gönüllü olabileceği çözümler öneriyor?

İmamoğlu'nun yükseliş ve düşüşünün anahtar kelimeleri

Birkaç gündür Ekrem İmamoğlu’nun Rize’de neredeyse tamamı merkez medyadan çıkma, bir kısmı ise o medyanın en yandaş tarafından çark etmiş birtakım ekran yüzü-konuşan kafa gazetecilerle Erdoğan’ın meşhur uçak fotoğraflarına benzeyen bir otobüs fotoğrafı çektirmesini konuşuyoruz.

'Medeniyet'i savunurken medeniyetten çıkmak

Mevcut sığınmacı sorunu toplumumuzdaki kronik sorunları ortaya çıkarmakla kalmadı, o sorunların sorun olarak algılanmadığı bir ortam da yarattı.

Her gün yeniden yenilen adam…

Gezi’ye katılmış olanların ezici çoğunluğunun adını bile duymadığı, birçoğunun da siyasi olarak farklı görüşlerde olduğu bir grup insan, toplam beş milyon kişinin katıldığı bir halk hareketinin tertipçisi olarak ağır cezalara çarptırıldılar. Hukuk skandalı konusunda sicili bir hâyli kabarık olan Türkiye için bile ağızları açık bırakacak cinsten bir yargılamayla...

Fransa'dan ehven-i şer dersleri…

Fransa cumhurbaşkanlığı seçimine, orada 6 yıldan fazla yaşamış bir göçmen olarak biraz daha farklı bir yerden bakacağım; Fransa'daki bu seçimleri aşırı sağ kazandı.

Özal ve 'dört eğilim'in iktidarı!

Turgut Özal’ın 'dört eğilim'inin temel hedefi politika yapılıyormuş gibi davranılan ve sınırları önceden çizilmiş bir kum havuzu siyasetiydi. Bugün o kum havuzunda siyaset illüzyonu üretenlerin Özal’a hürmeti şaşırtıcı değil. Özal, 24 Ocak/12 Eylül süreci ve 'dört eğilim' doktrini olmasaydı, bugün hiçbiri var olmayacaktı.

İnsanlık kaybederse herkes kaybeder

Türkiye’nin -benzeri en azından bizim tarihimizde olmayan- bir sığınmacı sorunu var bugün... Bugün iktidarın da muhalefetin de sığınmacı meselesine yaklaşımı, tamamıyla ülkeyi esir almış oy hesaplarına bağlı. İki taraf da bu meseleden en çok oyu nasıl çıkaracağı dışında hiçbir şey düşünmüyor.

Ali'nin ifade özgürlüğü!

Ali Babacan, Ali İsmail’in ne ifade özgürlüğünün tarafındaydı, ne yaşama hakkının. Bugün ise kendi ifade özgürlüğünü koruyormuş gibi yapıp kendisini protesto eden gençlerin ifade özgürlüğüne salça oluyor...

Ortalama seçmen diye biri yok, sen hayal görüyorsun!

AKP’nin bütün insan kaynağı zayıflığına rağmen, kurumsal muhalefete kültürel iktidar dayatabilmesi, ödleklikten bile fazla siyasetsizliğin sonucu.

'Influencer gazeteciliği' ya da 'Devir değişti beybaba!'

Faruk Bildirici ile Nevşin Mengü arasında başlayan, sonrasında başka gazetecilerin de katıldığı 'gazeteci reklam yapabilir mi, yapamaz mı?' tartışmasını görmüşsünüzdür belki...

Emperyalist işgal çok ayıp bir şeydir!

Savaşta tutulacak taraf bellidir, insanın tarafı tutulur. Putin’in işgâline karşı duran Ruslar, anti-Nazi Ukraynalılardır tarafımız. Yayılmacı işgaller, sağcı fanatizmin ilacı değil, kan kardeşidir.