Dağhan Irak
'Ama canım işçiler de…' ya da 'orta sınıfların hakemliği'
Orta sınıflar, elindeki koftiden piyango bileti kendisine sınıf atlatacak diye kendi çukurunu kazıyor, kendine karşı yapılan sömürünün sigortası oluyor. Kültürel sermayesinin kendisine uçsuz bucaksız bir bilinç sağladığını düşünüyor, ancak o bilincin aynı zamanda kendisini sefil eden hâkim düzenin devamını getirdiğini göremiyor.
Sıradan Türkiyelinin Kıbrıs cahilliği…
Türkiye halkı Kıbrıs’ı bilmez, tanımaz. Daha doğrusu şöyle diyelim; Türkiye halkı, Kıbrıs’ı bilmesi lazım geldiği kadar ve lazım geldiği şekilde bilir.
AK trol ordusu mu, Neo Yeniçeri Ocağı mı?
AKP ve Erdoğan, toplumsal muhalefetin Gezi’de şahikasına eren sosyal medya kullanımını çözemedi. Bu nedenle de geliştirdiği stratejiler hep külfetli ve etkisiz oldu. '200 bin kişilik ordunun sosyal medyayı kontrol etmesi'nin pratikte hiçbir anlamı yok.
Enes, Tarkan, Gülşen ve muhalefetin öğrenilmiş çaresizliği…
Tarkan, Gülşen ya da başka bir popüler kültür figürü; günlük yaşam siyaseti yapabilir, hatta isterlerse doğrudan politikaya da atılabilir. Ancak politik yapıların ihmal ettiği görevleri, bu insanların yapmasını beklemek haksızlık olur.
Kılıçdaroğlu'nun seçimi…
Hayalî Kılıçdaroğlu’na yapılan ithamlar gerçek Kılıçdaroğlu’nu öyle bir paniğe sevketti ki, birkaç haftadır özenle planlanmış muhalefet stratejisini bir anda çöpe atıp, kendisine biçilen kukla muhalefet rolüne geri döndü, hem de toplumsal muhalefeti bu uğurda AKP’nin önüne atıvererek...
Berke ve Perit'in onuru, Naci Hoca'nın koltuğu…
Berke ve Perit, Naci İnci öyle istediği için hapisteler. Bir eğitimci olarak, öğrencisini yok yere hapse gönderen bir hoca nasıl olur, benim aklım almıyor. Yüreğim zaten hiç almıyor.
Bitmiş denizin kumunu satanlar
AKP’nin iç parti üyeleri için ‘bitmiş denizin kumunu satanlar’ demek lazım. Zira, işlerliğe sokulan plan, bu ülkenin kıt kaynaklarını siyasi desteğe dönüştürmek için sağa sola dağıtılıyor hem de toplumsal travmaların taşlarını döşeme pahasına...
Bitmiş denizin kumunda yüzenler…
Parti-devlet rejimi için sorun şu ki halk artık yemiyor; yalnızca süslü yalanları yemese iyi, başka yiyecek bir şey de bulamıyor...
Hangi Kılıçdaroğlu?
CHP’nin yıllardır AKP’nin başarısına da en çok hizmet eden, en hayati hatası, kendisini Atatürk’ün, Ecevit’in partisi zannederken, her seferinde Baykal’ın partisi olması.
Sürgündeki akademisyenler ve 'merdiven altı akademik loncalar'
Geçtiğimiz hafta, Türkiye akademisinin belli bir kısmı, David Selim Sayers tarafından kaleme alınan bir yazıyı tartıştı. İngilizce yayımlanan 'The Real Academy in Exile' (Gerçek sürgündeki akademi) başlıklı bu yazı, 2016 yılında Barış Akademisyenleri bildirisinin ardından şekillenen Almanya merkezli bir oluşumun tartışmalı birtakım icraatlarını, Sayers’ın olumsuz sonuçlanan bir iş başvurusunun üzerinden anlatıyor.
Neo-Kemalizmi anlamak – 2
Kemalizmin, yarım kalmış ve yenilmiş bir proje olduğunu söyleyebiliriz ama etkisiz ve geçici olduğunu söyleyemeyiz.
Neo-Kemalizmi anlamak – 1
Son yıllarda Türkiye’de giderek yükselen, artık yavaş yavaş şahikasına da erdiğini düşündüğüm bir Neo-Kemalizm dalgası var. Buna akım değil, dalga diyorum; çünkü bir siyasal akım sayılabilecek kadar billurlaştığı kanısında değilim.