EMRE ZOR
@zor_emre01
Almanya, 23 Şubat Pazar günü yeni Federal Meclisi (Bundestag) belirlemek için genel seçimlere gidiyor. Aşırı-sağcı milliyetçi Almanya için Alternatif’in (AfD) en az yüzde 20’yle ikinci gelmesi bekleniyor.

2021’de kurulan Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokratik Parti’nin (FDP) ‘trafik ışıkları’ koalisyonu, görüş ayrılığının ardından dağılmıştı. Bunun üzerine genel seçimler eylülden 23 Şubat’a çekilmişti.
83 milyon nüfuslu Almanya, Avrupa Birliği’nin (AB) en kalabalık ve en yüksek GSYH’ye (gayri safi yurtiçi hasıla) sahip ülkesi.
61 milyonun oy kullanacağı genel seçimde üç ana konu var: Ekonomi, göçmenler ve Rusya-Ukrayna savaşı.
Politico’nun son anketine göre Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) ile Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ittifakı yüzde 30’la birinci.
İkinci sırada yüzde 20’yle aşırı-sağcı AfD var.
Başbakan Scholz’un Sosyal Demokrat Partisi (SPD) yüzde 16’yla üçüncü, Yeşiller ise yüzde 13’le dördüncü sırada.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve dünyanın en zengini Elon Musk’ın açık desteği, AfD’yi küresel tartışma konusu haline getirdi. Musk, “Almanya’yı sadece AfD kurtarabilir” demiş ve partinin bir mitingine canlı bağlanmıştı. Buna karşılık Alman hükümeti, Musk’ı seçimlere müdahale etmeye çalışmakla suçlamıştı.
İşte seçimde öne çıkan adaylar ve partileri:

Peki koalisyon nasıl şekillenecek, AfD’ye hükümette yer var mı? Kim, hangi politikaları savunuyor?
Almanya neyi oylayacak?
Almanya dört yılda bir genel seçim yapıyor. Katılım oranı genellikle yüksek oluyor, son iki genel seçimde yüzde 76’nın üstündeydi.
Seçmenler oy pusulasında iki bölümle karşılaşıyor: İlk oyla milletvekilini, ikinci oyla partiyi seçiyorlar.
Partiler aldıkları oy oranlarına göre federal meclise, yani Bundestag’a milletvekili gönderiyor. Ama seçilen her milletvekili Bundestag biletini garantileyemiyor.
Dolayısıyla ikinci oylama daha önemli. Hem meclisteki sandalye dağılımını, hem de partilerin hükümetteki gücünü belirliyor.
Partiler, oy oranlarına göre dağıtılacak toplam 630 sandalye için yarışıyor.
Tek parti hükümet kurabilir mi?
Almanya seçim sisteminde tek başına çoğunluğu sağlamak çok zor. Bu yüzden toplam oy oranları yüzde 50’yi aşan partiler masaya oturuyor, koalisyon hükümeti kurmak zorunda kalıyor.
Nitekim seçimlerden hemen sonra partiler müzakereye başlayacak. Belirli politikalar üzerinde anlaşmaları ve hükümet kurmaları aylar sürebilir.
Şimdilik CDU’nun FDP ve Yeşiller ile koalisyon kurması en güçlü ihtimal olarak görülüyor.
En çok oyu alan partinin önerdiği başbakan adayı, yeni seçilen Bundestag’da oylamaya sunuluyor. Adayın seçilebilmesi için en az 366 oyla mutlak çoğunluğu sağlaması gerekiyor.
1950’lerde tek parti iktidarı kurma fırsatı yakalayan dönemin başbakanı Konrad Adenauer bile koalisyon hükümetini tercih etmişti. En son 1957-1961 tarihlerinde CDU/CSU, Batı Almanya seçimlerini kazanıp tek parti olarak çoğunluğu sağlamıştı.
Azınlık hükümetlerini zayıf ve güvenilmez bulan Almanya, mecliste mutlak çoğunluğun desteklediği hükümetleri tercih ediyor.
Sonuçlar ne zaman netleşecek?
Sandıklar pazar günü TSİ (Türkiye saatiyle) 10.00’da açılacak, 20.00’de kapanacak. Sonuçlar genellikle geceyarısı netleşiyor.
Tabii bu seçmen katılımına ve küçük partilerin oy oranına bağlı. Bundestag’da sandalye kazanmak için partilerin yüzde 5 barajını geçmesi gerekiyor.
Oy oranı yüzde 5’lerde seyreden üç parti var:
- Die Linke (Sol parti)
- FDP (Hür Demokrat Parti)
- BSW (Sahra Wagenknecht Birliği)
Bu üç partinin barajı geçmesiyle meclisteki dengeler değişebilir.
Bir kural daha var: En az üç seçim bölgesini kazanan parti, Bundestag’a girmeye hak kazanıyor ve oy oranına göre milletvekili çıkarıyor. Nitekim Die Linke’nin umudu bu yönde.
İki ana partinin liderleri kim ve neyi savunuyorlar?
Olaf Scholz, Sosyal Demokrat Parti (SPD)
66 yaşındaki başbakan Scholz, 16 yıl boyunca görev yapan Almanya eski Başbakanı Angela Merkel siyasetten ayrıldıktan sonra, 2021’de seçilmişti. Bu yıl tekrar aday oldu.
Liderlik ettiği üçlü koalisyonda ulusal bütçe konusunda görüş ayrılıkları arttıkça Scholz’un kamuoyu desteği azaldı. Öyle ki Statista’nın verilerine göre ocak itibarıyla görev onayı yüzde 31’e kadar geriledi.
Friedrich Merz, Hristiyan Demokratlar
Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) lideri 69 yaşındaki Merz, 2000-2002’de partinin genel başkanıydı. Fakat görevini daha sonra Almanya’nın ilk kadın başbakanı seçilecek Angela Merkel’e kaptırdı.
Partide gençlik kollarından başlayarak yükselen Merz, muhafazakarların yakından tanıdığı bir isim. Merkel’i sert eleştiriyor, daha muhafazakar ve sermaye yanlısı politikaları savunuyordu.
Bugün ise yasadışı göçü durdurmayı, suça karşı ‘sıfır tolerans’ politikasını ve marihuanayı tekrar yasaklamayı vaadediyor. Anketlerde CDU birinci sırada, yani Merz’in başbakan seçilmesi bekleniyor.
Ne var ki, geçen ay AfD’yle işbirliği yaptığı için aşırı sağcı partiye karşı örülen ‘güvenlik duvarını’ kırmakla suçlanmıştı. Merz’in sınır kontrollerini sıkılaştırmak ve sınırdışı etme işlemlerini hızlandırmak için meclise sunduğu önerge, AfD’nin desteğiyle kabul edilmişti.
Fakat Merz, partisinin bu ayki kongresinde AfD’yle asla işbirliği yapmayacağını, hatta partiyi ‘olabildiğince’ etkisizleştireceğini söylemişti.
AfD hükümette yer alacak mı?
En azından şimdilik, hayır. AfD kurulduğu 2013’te yüzde 4,7 olan oyunu, bugün neredeyse beşe katlayarak yüzde 20’lere çıkardı.
2010’larda ülkeye gelen göçmenlere tepkiler sonucunda ilk kez sekiz yıl önce Bundestag’a girdi, göçmen meselesini tekeline aldı.
Ne var ki Almanya’nın ‘brandmauer’ (güvenlik duvarı), siyaset bilimcilerinse ‘demokratik bekçilik’ diye nitelediği bir prensip var: Antidemokratik, otoriter eğilimli faşizan partiler dışlanıyor.
Örneğin Almanya’da hiçbir parti, aşırı-sağcı AfD’yle koalisyona yanaşmıyor. Öyle ki başbakan adayı Merz, AfD’yle işbirliğini kesin bir dille reddederek, ‘‘Bunun dışında her şeye seçmenler karar verecek’’ dedi.
AfD’nin başbakan adayı Alice Weidel, yasadışı göçmenlerin kitlesel olarak sınırdışı edilmesi için ‘tersine göç’ ifadesini kullanıyor. Ayrıca Almanya’nın ulusal para birimini çıkarmasını, AB bütçesine katkıyı azaltmasını ve AB’nin daha zayıf bir ‘Avrupa ulusları birliği’ne dönüşmesini istiyor.
Oysa Almanya, AB bütçesine en çok katkı yapan ülke ve avro para sisteminin bel kemiği.
AfD federal mecliste dışlanıyorsa da, yerel siyasette, özellikle Doğu Almanya eyaletlerinde halihazırda diğer partilerle işbirliği yapıyor.
Federal devlet Almanya, kendi meclis ve hükümetlerine sahip 16 eyaletten oluşuyor. Yeni koalisyon yapıları genellikle eyalet meclislerinde denedikten sonra federal düzleme taşınıyor. AfD’nin umudu da bu yönde.
Partiler hangi politikaları savunuyor?
Seçimler üç ana konu etrafında şekilleniyor: Ukrayna, ekonomi ve göçmenler.
Ukrayna
SPD, CDU ve Yeşiller Ukrayna’ya yardımların sürmesini istiyor. Scholz’un partisi bu konuda nispeten çekimser ve diplomasiye ihtiyaç olduğunu söylüyor.
AfD ve BSW ise Ukrayna’ya silah yardımını hepten durdurmayı ve Rusya’yla yeniden ilişki kurmayı istiyor.
Almanya, ABD’den sonra Ukrayna’nın en büyük destekçisi. Öyle ki hükümete göre 2024’te Ukrayna’ya 7,1 milyar avro (yaklaşık 270 milyar lira) askeri yardım yaptı.
Ekonomi
Almanya’da kamu borçlanmasına sınır getirilmesi için ‘borç freni reformu’ (debt brake) tartışılıyor. Mevcut yasaya göre devlet, ancak topladığı vergiler kadar harcama yapabiliyor. Covid-19 pandemisi gibi acil durumlarda ise GSYH’nin yüzde 0,35’ine kadar borçlanabiliyor.
Yeşiller ve Scholz, kamu harcamalarını artırmak için ‘borç freni’ni gevşetmek istiyor. CDU lideri Merz de önceliğin kamu harcamalarını artırmak yerine tasarruf ve büyüme olduğunu söylüyor, özel sektör vergilerini düşürmek istiyor.
AfD ve FDP ise kamu borçlanması sınırının korunması gerektiğini savunuyor.
Ayrıca AfD, ülkenin avroyu bırakıp yeniden Alman Markı’na geçmesini ve uzun vadede AB’den çıkışın (Drexit) tartışılmasını istiyor.
Göçmenler
Son dönemdeki toplu saldırıların ardından artan tepkiler, neredeyse tüm partileri göçmen politikalarını sıkılaştırmaya itti.
Aralıkta Suudi Arabistanlı bir psikiyatrist aracıyla Noel pazarına saldırmış, beş kişiyi öldürmüştü. Geçen hafta da 24 yaşındaki bir Afgan aracıyla kalabalığa dalmış, iki kişiyi öldürmüştü.
- CDU: Sınır kontrolünü artırmak ve mültecilerin vatandaşlığa alınmasını sınırlamak istiyor.
- AfD: Sınırları hepten kapatmak ve sığınmacıların aile birleşimi hakkını kaldırmak istiyor.
- SPD: Sınır kontrolünü artırmak, ülkeye botla veya farklı düzensiz yollarla giren kişileri sınırdışı etmek istiyor. Fakat aynı zamanda, ülkeye daha fazla yabancı vasıflı işçi gelmesini istiyor.
- Yeşiller: ‘Açık kapı politikası’nı sürdüren ve düzensiz göçmenler için denizde arama-kurtarma çalışmalarını destekleyen tek parti.