Bilgi Üniversitesi'nde hayat askıda: 'Ne olacağını bilmiyoruz'

21 Mayıs gecesi Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla yayınlanan tek cümle, 30 yıllık İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatıldığını ilan ediyordu.

Üniversitedeki 20 bini aşkın öğrenci ve bine yakın akademik personel, haberi herkes gibi Resmi Gazete’den aldı. Bayramdan hemen önce, dönemin bitmesine birkaç hafta kala okulsuz bırakılmışlardı. 

Fotoğraf: @dayanisma_bilgi / X

‘‘İlk gördüğümde şaka sanmıştım’’ dedi Bilgi Üniversitesi’nde Biyomühendislik üçüncü sınıf öğrencisi, başına bir şey gelir diye ismini vermek istemedi. ‘‘Finallerimize yaklaşık 20 gün vardı, 5 Haziran’a kadar da iki projemiz…’’ 

En sık kullandığı sözcüklerden biri ‘maalesef’; ardından ‘bilmiyorum’, ‘emin değilim’ gibi ifadeler geliyordu. Bilgi Üniversitesi’nde hayat askıdaydı.

Türkiye’nin dördüncü vakıf üniversitesi Bilgi Üniversitesi’nin resmi internet sitesindeki bilgiye göre üç kampüste (Kuştepe, Dolapdere ve Santralİstanbul) sekiz fakülte, üç enstitü ve üç meslek yüksekokulu vardı. 150’yi aşkın program yürütülüyordu.

Gerekçesiz kapatma kararının ardından afallamış öğrenciler ve akademik personel bir yanıt arayışında Eylül 2025’i hatırladı. 

İstanbul başsavcılığı Can Holding’e operasyon düzenlemiş, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) holdinge ait 121 şirkete kayyım atamıştı; bunlardan biri 2019’da 90 milyon dolara satın alınan Bilgi Üniversitesi’ydi. 

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, kayyım atamasından sonra üniversitedeki eğitim faaliyetlerinin ‘kesintisiz’ süreceğini söylemişti.

Gelgelelim yaklaşık sekiz ay sonra üniversite ‘bir gece ansızın’ kapatıldı

Türkiye’de özel üniversite olmadığını, yalnız kamu tüzel kişiliğine sahip vakıf üniversiteleri olduğunu hatırlatan ceza hukukçusu İzzet Özgenç, ‘‘Kuruluşu kanunla gerçekleştirilen bir vakıf üniversitesi, bir şirketle ya da şirketler topluluğuyla ilişkilendirilemez’’ diye yazdı.  

Öğrenciler dün (23 Mayıs) eylemlerinin ikinci gününde Santralİstanbul Kampüsü’nde toplanarak üniversite yönetimini ‘yan yana durmaya’ ve ‘direnmeye’ çağırdı. Üç gün içinde okulun kamulaştırılarak faaliyete açılmasını talep ettiler

‘‘Burada hayatımızı, hafızamızı, özgürlüğümüzü, geleceğimizi savunmak için toplandık. Tek adamın yönettiği saray rejimi hukuk tanımadan anti-demokratik uygulamalarına, müdahalelere devam ediyor.’’

Şehir haritası üzerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin üç kampüsü için kırmızı konum işaretleri: Santralistanbul, Kuştepe ve Dolapdere Kampüsleriyle konumları vurgulanıyor.
 Görsel, Diken tarafından yapay zekayla yaratıldı. 

Bilgi Öğrenci Dayanışması’nın aktardığına göre öğlen ‘‘Hakkınızın korunması için çalışıyoruz’’ diyen Rektör Ege Yazgan, geceyarısı kampüsün fiilen kapatılacağını ve kampüse erzak girişinin engelleneceğini söyledi.

Fakat öğrenciler bugün de (24 mayıs) ‘Üniversitemize sahip çıkıyoruz!’ sloganıyla eylemini sürdürdü. Polis göstericilere sert müdahale etti, yaralılar ve gözaltılar olduğu bildiriliyor.

‘Garantör devlet üniversitesi’nde kapasite yetersiz

YÖK, kapatılan vakıf üniversitelerindeki öğrencilerin eğitime nasıl devam edeceğini ‘garantör devlet üniversiteleri’ yönergesiyle düzenliyor.

Bilgi Üniversitesi’nin garantör devlet üniversitesi halihazırda kapasitesi yetersiz Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ).

‘‘Mümkün olmayacağı için hayret ediyoruz’’ diyor MSGSÜ’de sahne dekor ve kostüm bölümünden bir öğrenci, adını vermek istemiyor. ‘‘Öyle bir alanımız yok.’’

Yaklaşık 10 bin öğrencili MSGSÜ’nün dört kampüsü var: Bomonti, Dolmabahçe, Beşiktaş ve ana kampüs Fındıklı.

Fındıklı’yı ‘oldukça kalabalık’ diye niteleyen öğrenci, kampüse sığmadıkları nedeniyle geçen yıl Ortaköy Kız Yurdu’nun bile dersliğe çevrildiğini anlatıyor.

‘‘Bizim kampüs çok olay atlattı şu iki sene’’ diyor ve sinir harbi belirtisi gösteren bir gülücük emojisiyle ‘‘20 bin öğrencinin (daha) eğitim görebileceği bir alan yok’’ diye yazıyor. 

Yönergeye göre YÖK, garantör üniversitede kapasite yetersizse ya da ilgili bölüm yoksa öğrencileri başka devlet üniversitesine yönlendirebiliyor. Öğrenciler de eğitimine yeni üniversitenin diplomasıyla devam ediyor. Kapatma kararı mezunların diplomasını etkilemiyor. 

Ama öğrenciden akademik personele, destek hizmetleri personelinden (temizlik görevlileri, güvenlik, elektrikçiler vb.) velilere kadar binlerce kişi cevapsız sorularla baş başa.

Fotoğraf: @mertalinar / X

‘Bursuma ne olacağını bilmiyorum’

‘‘Ben yüzde 50 burslu okuyordum’’ diyor uluslararası finansta üçüncü sınıf bir öğrenci, o da ismini vermekten çekiniyor. ‘‘Öğrencilere bir açıklama yapılmadığı için bursuma ne olacağını da bilmiyorum.’’

Arkadaş grubuna üniversitenin kapatıldığı mesajı düşünce, ‘şaka gibi’ demiş. Resmi Gazete’deki kararı ‘iki satır ve bir imza’ diye özetliyor.

22 Mayıs sabahı ilk iş, binbir belirsizlikle okulun yolunu tutmuşlar: ‘‘Hocalarımız da bizim kadar şaşkın ve üzgündü. Yönetimin bile haberi olmadığını düşünüyoruz.’’

Garantör üniversite MSGSÜ’de uluslararası finans bölümü yok, nasıl rahat etsin. Benzer şekilde, biyomühendislik üçüncü sınıf öğrencisi de ‘‘MSGSÜ’de bölümüm yok’’ diyor. ‘‘Ya bir şekilde bölüm açılacak ve Santralİstanbul kampüsümüz kullanılacak ya da başka bir üniversiteye nakledileceğim.’’

‘‘Ama’’ diye ekliyor. ‘‘Maalesef emin değilim.’’

‘Ödenen paraların karşılığı yok’

Üç gün geçmesine rağmen belirsizlikle pençeleşen bir başka grup veliler. 

Konuştuğumuz bir veli, kararı duyunca önce kızının ‘ne hissetmiş olabileceğini’ sonra da maddi durumunu düşünmüş: ‘‘Sonuçta bir özel okul ve durumu benim gibi olanlar maddi açıdan epey zorlanıyor.’’

‘‘Bir ücret ödedik fakat şimdi ödenen paranın karşılığı yok’’ diye devam ediyor veli. Ülkeyi yönetenlere pek öfkeli. İsyan ediyor, diyor ki daha ne tür kötülükler gelecek başımıza. Kaygıları binlerce kişiyle ortak: ‘‘Akademik yıl nasıl tamamlanacak, eğitim nerede, hangi şartlarda devam edecek?’’

Tabii sorular matruşka gibi. Yurtdışında Erasmus programındaki öğrenciler not transferini ve transkript işlemini hangi kuruma yapacak? Yurtta veya üniversite civarında ev tutan öğrencilerin barınma sorunu nasıl çözülecek? 

‘Kamusal bir kayıp’

Sahne sanatları bölümünden bir öğretim üyesi, üniversiteyi ‘‘30 yıllık bir kültür’’ diye anlattı. ‘‘Kampüsü, ağacı, hayvanı, stüdyosu, festivali, patenti, sporcusu, yayınevi ve yayınları ve müzesiyle akademik ve kültürel bir yaşam ekosistemi.’’

Üniversitedeki birçok bölümün Türkiye’de biricikliğini vurgulayan ve uluslararası öğrenci oranına dikkat çeken akademisyen, ‘‘Umudumuz buradaki kamusal zararın boyutunun anlaşılarak eğitim öğretim hayatına devam edilebilmesidir’’ dedi. 

Tayyip Erdoğan 2007’de Santralİstanbul kampüsünün açılışında, Bilgi Üniversitesi’nin İstanbul’a ve gençlere ‘farklı bir zenginlik kazandıracağını’ söyleyerek şu ümidini dile getirmişti: 

‘‘Gelecek nesiller bunda emeği geçenleri inanıyorum ki hep hayırla yad edecek.’’