68 yıldır doktorluk, 57 yıldır kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığı yapan Dr. Erdinç Köksal, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na açık mektup yazarak, yüksek sezaryen oranları gerekçesiyle altı kadın doğum uzmanına verilen geçici meslekten men ve zorunlu eğitim kararını eleştirdi.
Halen iş yeri hekimi olarak çalışan 94 yaşındaki Köksal mektubunda, “Bir meslek büyüğünüz olarak bu yanlıştan dönmenizi diliyorum” dedi.

Sağlık Bakanlığı, altı kadın hastalıkları ve doğum hekimine söz konusu cezayı vermesinin yanısıra yaklaşık 100 hekimin dosyasını da inceliyor. Meslekten uzaklaştırılan hekimlerin çalıştığı hastaneyle ilişiğini kesmesi isteniyor. Sadece doğum değil, hiçbir hekimlik faaliyeti yürütmelerine izin verilmiyor. Mesleğe dönebilmek için eğitim ve araştırma hastanelerinde asistan hekimlerle birlikte eğitim almaları isteniyor.
Kararın ‘mesleki yetersizlik’ gerekçesiyle alınmasını eleştiren Köksal, “Sezaryen oranlarının yükseldiğini gerekçe göstererek altı kadın hastalıkları ve doğum uzmanının geçici olarak meslekten men edilmesi ve zorunlu eğitime tabi tutulması kararı, hekimlik normlarına uymaz” dedi.
‘Kararlarına kimse karışmamalı’

Deneyimlerine dayanarak sezaryen endikasyonlarına, annenin tercihinin de eklenmesi gerektiğini belirten Köksal şöyle yazdı: “Nasıl ki çok şişman bir kadın, mide küçültme ameliyatı, memesini küçültme veya büyütme ameliyatına kendi özgür iradesiyle karar veriyorsa yüz gerdirme ameliyatına girmesine kimse müdahale etmiyorsa, sezaryen olma tercihine ve kararına da kimse karışamamalı. Sezaryen en tabii haklarıdır.”
‘Mesleki beceriksilik damgası vuramazsınız’
Köksal mektubunda sezaryenin bazen kaçınılmaz olduğunu hatırlattı:
“Sayın bakan siz bir genel cerrahi uzmanısınız. Sezaryen kararı, öyle mide ameliyatı, safra kesesi ameliyatı, fıtık ameliyatı gibi statik ve stabil değil, annenin ve bebeğin hayatını önceleyen, hekimin ve annenin birlikte karar verdiği acil karardır. Büyük ameliyatlar sınıfındadır ve bunları yapan meslektaşlarımıza ‘mesleki beceriksizlik’ damgası vuramazsınız.”
Cerrah kalmayacak
Böyle ‘anormal’ kararlarla hekimler üzerinde bir baskı oluşturmaya devam edilmesi halinde uzmanlık seçimlerinin etkileneceğini vurgulayan Köksal, şu uyarılarda bulundu: “Kara bulutlar gencecik tıbbiyeli kardeşlerimizi saracak ve onlar da branş seçerken, bu kararlarınızın etkisi altında kalacak ve riskli branşlardan kaçacaklardır. Ve siz o kadife bakanlık koltuğundan ayrıldıktan yıllar sonra, halkımız ameliyat olacak bir kalp cerrahı, bir beyin cerrahı, bir kadın doğum uzmanı bu-la-ma-ya-cak-lardır.”
Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Köksal, İstanbul Tıp Fakültesi’nde intörn (stajyer öğrenci) olan torunu ve arkadaşlarının bile bu karardan etkilendiğini söyledi. Köksal genç hekimlerin hastalarla birebir temasının olmayacağı uzmanlıkları tercih ettiğini belirtti.
‘Bakan kadın olsa bu kararı almazdı‘
Kamu kurumlarındaki gebelik takibinde bir handikap var. Doğum sancınız tutup hastaneye gittiğinizde, hangi hekim nöbetçiyse o doğurtuyor.
Pek çok kadın, dokuz ay boyunca takibini yapan, güvendiği hekimle doğuma girmek istiyor. Ağrıyı ‘kader’ olarak görmeyip ağrısız doğurmak istiyor. Bu faktörler de olanağı olan kadını muayenehanelere ya da özel hastanelere yönlendiriyor. Sezaryen oranlarının özel hastanelerde daha yüksek sayılarda yapılmasının önemli nedenlerinden biri de bu.
Köksal meseleye ‘kadın açısından’ da bakmak gerektiğini söyledi:
“Sağlık Bakanı bir kadın olsaydı, kesinlikle altı doktoru meslekten men edip eğitime tabi tutmazdı.
Çünkü bir kadın olarak, doğum yapacakların duygularını çok daha iyi anlayabilirdi. Bu matematik hesabı gibi körlemesine yapılacak bir değerlendirme değil.
Verilen cezalar, insanın aklının almayacağı bir durum. Kaldı ki vajinal doğum sezaryene dönebilir ya da sezaryen planlanan bir doğum vajinale dönebilir. Burada hastayla hekim arasında güven, saygı ve sevgi üzerine kurulan bir karar var.”