İkinci yılın şerefine 'incognito' moduna geçiyoruz!
Baştan söyleyeyim, ne isim vereceğim ne adres. 'Kimse bilmesin, duyan gelmesin, biz rahat edelim' bencilliğiyle değil, gizli olduğu için.
Sık gidilecek meyhaneler listemin yeni üyesi
Eski Edirne Asfaltı üzerindeki Sancak Restaurant, Sağmalcılar tramvay durağının yakınında, bir binanın bodrum katında. Kaldırımdan birkaç basamakla iniliyor.
Anti-militarist meyhaneci bulmuşum, bırakır mıyım?
Müdanaları yok belli ki. Tabelayı asmanın dalları sarmış, neredeyse görünmez olmuş. Aynı yol üstündeki kahvaltıcılar ya da diğer yemekçiler neredeyse kilometrelerce öteden yönlendirme tabelası koymuş. Çamlık ise sırtını verdiği çamların arasına sadece bilenler bulabilsin diye saklanmış gibi.
Bodrum Cup bahane, Marangozhane şahane
Kalıbımı basarım, burası marangozhane iken de, öğleden sonra çay bardaklarından kadehlere rakılar usul usul doldurulur, demlenmeye başlanırdı. Nereden mi biliyorum? Burası Bodrum.
İki saat oturur kalkarım diyordum Sofra'ya, gece yarısını buldum
Sofra Ocakbaşı listemde vardı, bugüne saklamışım demek ki. En sıkışık olduğum, hem de yazıyı yetiştirmek için gitmem gereken son güne. Ben de böyle bir marazdan muzdaribim; son anda, baskı altında. Memnun muyum bu halimden, hayır.
Nurtepe'de okyanus manzarasını başka nerede bulacaksınız!
Canpolat, Nurtepe’den bir durak sonraki Nişantaşlar otobüs durağının çapraz karşısında, bir binanın bodrum katında. Kaldırımdan merdivenle iniliyor, üstü de Konuk Kıraathanesi. Tuvalet daha içeri girmeden hemen solda, sadece erkekler için. İki pisuvar, bir alaturka kabin var. Bir Feriye tuvaleti değil tabii.
Damaktan çok göze hitap ediyor
Merkezin sağındaki Damar Sokak’ın girişinde bir seyyar uykulukçu, hemen içinde de 'Vakkas’ın Et ve Uykuluk Yeri' karşınıza çıkar. Hemen tanırsınız, atlamanız mümkün değil. Sonradan öğrendik, meğer o eski usül seyyar, Vakkas’ın Yeri’nin ana mutfağıymış.
Texas'ın oturma odasında iki misafir
Dur ey sevgili kâri, yanlış yerde değilsin. Yine bir meyhanede, Texas’tayız. Evet, 'x' ile yazılıyor.
Yine bir meyhanedeyim, kimse ikiyüzlü davranmıyor yine
Bugün yazı, özlü sözlerle dolu. Hem de öyle beylik, boş söylenmiş lâflar değil. Hepsi kalıplı, hepsinin üzerine oturup saatlerce muhabbet edilir.
Bu kez adres değil, koordinat veriyorum: 41°07'19.9″N 29°00'30.3”
İslam (Tuna, 46) ile Seyrantepe İnegöl Restaurant’da tanışıp ahbap olmuştum. Telefonlaştığımızda, “Abi, ben oraya gitmiyorum artık. Burama getirdiler. Ne hizmet kaldı, ne yemek” diye şikâyetlendi. Halbuki ölen sahibi Kemal Bey’e vefasından, her akşam oradaydı. “Bir süredir Çatak’a takılıyorum. Ayazağa’da.”
Biz nereye geldik? Az içiren meyhaneci, hesabı az bulan müşteri…
Az İç’i pek sevdim. Lokasyonu muhteşem, kendi halinde bir yer. Rakı masası müdavimliğine uygun olmasa da ara ara uğramalık.
Nesi battı şu güzelim meyhanenin size?
Kötü haber vermek istemezdim ama Üsküdar merkezde artık tek bir meyhane kaldı. Evet, maalesef…