Behzat Şahin

Sosyoloji okudu. 18 yıl gazeteciydi. 2001’de meyhaneciliğe geçti. Cibalikapı Balıkçısı’nı kurdu. ‘Cibalikapı Balıkçısı’ndan’ adlı bir kitabı var. İndirim bile kabul etmez, hesabı tam öder.

Bu Mekan'da başka masalara salça olmak katiyen memnudur! 

Mekan Restaurant'a üç ayrı zamanda uğradım. 35'lik rakı, yarımşar porsiyon köpoğlu, acılı ezme, şakşuka, barbunya pilaki, zeytinyağlı taze fasulye sipariş ediyoruz. Rakı ile beraber buz ve pek sevdiğim Munzur Su getiriyorlar. 

Kurtuluş son durakta bir tuhaf dörtlü: Minik, Mafya, Kamil Koç ve ben

Her mekânını iyi kötü bildiğimi düşündüğüm Kurtuluş'ta, adını ilk kez duyduğum bir meyhane Yenigün. Yeni açıldığından değil. Zira 1960'tan beri aynı yerde. 

Gizli saklı müdavim meyhanesi

Moda'ya Altunizade üzerinden giderken defalarca önünden geçtiğim yer. Nedense dikkatimi hiç çekmemiş. Dar dış cephesindeki ışıklı tabelası, bir bira firmasının hemen tanınabilen renginde üstelik...

'Birleşmiş Milletler'in Merkez'i                 

Merkez Restaurant eski bir meyhane. Çoğu birayı tercih eden müşterileri de çevresi gibi rengârenk. Etrafı seyretmekle bile gün geçer burada.

Ekranda at yarışı, duvarda Marilyn, fonda Müslüm Baba

Kerahat vaktinden önce kapıdayım. Mekanın bütün camları film kaplı. Dışarıdan kasvetli bir havası var. Girip selam veriyorum, gayet ilgili bir genç, "Abi hoş geldin" diye karşılıyor. Sanki dün de gelmişim gibi, samimi ve sıcak kanlı. Sağdaki altı kişilik masayı gösteriyorum, "Şöyle oturayım", "Sıkıntı yok abi" diye buyur ediyor. Yüzüm içeriye dönük yerleşiyorum. Fonda Müslüm Gürses'ten 'Hasret Rüzgarları' çalıyor.