Bahadır Kaynak
Kırk katır Biden, kırk satır Putin
Putin, önümüzdeki yıllarda karşısında Erdoğanlı veya başka bir hükümetin direksiyonu yeniden öte yana kırma ihtimalini oldukça güçlü gördüğünden konjonktürel iş birliklerinin ötesine geçmeyi tercih etmeyecektir. İttihatçı liderlerin yüz küsur yıl önceki sıkışıklıklarına benzer bir dönemden geçiyoruz.
'Daha Adil Bir Dünya Mümkün' mü?
Daha adil bir dünya mümkün mü bilemiyorum ancak öyleyse bile 'bunu siz mi yapacaksınız' sorusuna nasıl cevap verebileceğimizi düşünmekte fayda var.
11 Eylül'de Kral TV seyretmek
Yirminci yıldönümünü idrak ettiğimiz bu olay, birçok insan için hayatlarının en büyük travmalarından biri oldu. Binlerce insan yaşamını yitirirken, başta Amerikalılar olmak üzere birçok Batılı toplum kendilerine yönelik ölümcül bir tehdit algıladılar. Terör bu defa, dünyanın bir ucundaki umurlarında bile olmayan insanların hayatına kastetmekle kalmıyor, bizzat Amerikalıları evlerinde vuruyordu.
Fakirlere dış politika
Mevcut koşullarda önümüzdeki dönemde dış politikanın bizatihi kendisiyle içerideki algısı arasındaki makasın açıldığını görebiliriz. Dolayısıyla hükümetin ne söylediğinden çok ne yaptığına odaklanmak, giderek daha da önemli olacak.
Hoşça kal Direniş Cephesi
BAE ile yeniden bir temasın sağlanması, son bir yılda Türk dış politikasında gördüğümüz balans ayarının bir basamağı gibi görünüyor. Direniş cephesine 'hoşça kal' derken, galiba bu manevrayla Körfez’in parasına yeniden 'merhaba' demeyi umut ediyoruz.
Vietnam'ın ormanlarından Afganistan'ın dağlarına
ABD’nin geri adım atmakta olduğu tartışılmaz bir gerçek ancak bunu Vietnam’daki gibi bir bozgun sonucu almıyor. Şu andaki görüntü Taliban’ın hakim olduğu ancak eski tüfeklerin da yer alacağı bir hükümete bir şans verileceği şeklinde.
Ne olacak bu Rusya'nın hali?
Beyaz Rusya’dan Kırım’a, Donbas’tan Kafkaslar’a Rusya ile ABD ve müttefikleri arasındaki mücadele devam edecek. Ankara’nın bu krizler derinleştikçe ne yapacağına dair senaryoları hazırlamasında fayda var.
Turan, İhvan ve gerçeklerin soğuk yüzü
İyi Parti’nin, Enver Paşa’nın ölüm yıldönümü sebebiyle yaptığı paylaşım, kendisine ılımlı yaklaşan ama milliyetçi tabanın değerlerini tam paylaşmayan kesimlerde hayal kırıklığı yarattı. Nasıl olup da Enver Paşa gibi Türkiye’yi bir yüzyıl önce bunca sıkıntıya sokan bir figürü kahramanlarımızdan birisi olarak anabilirlerdi.
Sığınmacılarla 'Papaz Kaçtı' oyunu
Sığınmacıların AB ile krizlerimizde muhataplarımızı sıkıştıracak bir koz değil, titizlikle yönetilmesi gereken ağır bir sorun olduğunu anlamış olmalıyız. Uzun süre gündemde kalmasını beklediğim bu meselenin toplumdaki aşırı akımları beslemeyeceğini, insani tarafımızın endişelerimizin tetiklediği dışlayıcı ruh haline baskın geleceğini umuyorum.
İkinci Meşrutiyet, Lozan ve yeni Türkiye
Yeni Türkiye’yi kurgulayanların dış politikaya ilişkin hayalleri bugün gerçeklerin duvarına çarpıp dağıldıkça, Lozan Anlaşması gibi konulara geri dönüp hayıflanmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.
Küba'ya hazır reçete: Anti-emperyalizm
Bugünkü kanlı canlı Kübalıların acılarının hafifletilmesi, bizim geçmişin hayalleriyle kendimizi avutmamızdan çok daha önemli gibi geliyor. Kuru kuruya bir anti-emperyalizm söyleminin yürekleri soğutmaktan başka bir faydası olmayacak.
Bir Hodor aranıyor
Bir benzetme yapacak olursak, İkinci Dünya Savaşı sonrası NATO’ya girebilmek için Kore’ye asker gönderdiğimiz konjonktüre benzer bir durumda kendimizi bulmuş gibiyiz. O zaman NATO’dan içeri adımımızı atabilmek için bugün ise ittifak içinde kalmak ve daha da önemlisi önemimizi vurgulayıp, bizim önceliklerimiz konusunda hassasiyet sağlayabilmek için fedakarlık yapmaya hazırlanıyoruz.