Bartın’da 41 kişinin hayatını kaybettiği maden faciasından yıllık izinde olması nedeniyle kurtulan Gürkan Yıldırım, mesai arkadaşlarıyla çektirdiği son fotoğrafını sosyal medya hesabından ‘Acımız çok büyük. Resimden bir ben kaldım’ sözleriyle paylaştı.

Bartın’ın Amasra ilçesindeki, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğü’ne ait ocakta 14 Ekim’de meydana gelen grizu patlamasında 41 işçi yaşamını yitirdi. 11 işçi yaralandı.
Yıllık izinde olması nedeniyle patlamadan kurtulan Gürkan Yıldırım, yaşamını yitiren mesai arkadaşlarıyla bir ay önce molaya çıktıklarında çektirdiği son fotoğrafı sosyal medya hesabından paylaştı.
Yıldırım, dokuz arkadaşın yer aldığı fotoğrafın altına “Söz bulunmaz yer altını anlatmaya, acımız çok büyük. Resimden bir ben kaldım” sözlerini yazdı.
Fotoğrafta yer alan Yasin Çelik, Enes Aydın, Murat Öztan, Serkan Nakaş, Mustafa Can Yıldırım, Ali Doğru ve Gürdal Serenli yaşamlarını yitirdi. Yaralanan İzzet Ak ise İstanbul’da Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
Yıldırım o karenin anısını anlattı
Yıldırım, o karenin anısını ve yaşadığı acıyı AA muhabirine anlattı.
Olay günü yıllık izinde olduğu için köyünde bulunduğunu söyleyen Yıldırım, iş arkadaşlarının kendisini arayarak patlamayı haber verdiğini aktardı: “Üzerimizi değiştirip ocağa koştuk. Zaten ocağa vardığımızda bizden önce giren arkadaşlar yaralı arkadaşları çıkarmışlar. Biz de diğer arkadaşlara müdahale ettik, çıkardık çünkü hepsi benim arkadaşımdı, beraber çalıştığımız kişilerdi. 2019’dan beraber çalışıyorduk. İzinde olmasam ben de o vardiyadaydım.”

‘Hepsinin ayrı hikayesi vardı’
Sosyal medyada paylaştığı fotoğrafta bulunan yedi arkadaşının patlamada hayatını kaybettiğini, birinin de yaralandığını belirten Yıldırım, fotoğrafın anısını anlatırken gözyaşlarını tutamadı:
“Fotoğrafı çektireli bir ay falan olmuştur. Ocaktan sabah çıkmıştık. Yer altı, dışarıdaki işlere göre zor. O gün de çok şükür bir arızamız olmadı, gayet mutlu şekilde dışarı çıktık. Dışarıda arkadaşlarla beraber biraz vakit geçirdik, toplanıp resim çektirdik, doğal gelişti. İşini yapıp dışarı çıktıkları için hepsi mutlu. Hakikaten çok iyiydik. Hepsinin ayrı hayali vardı. Nişanlı olan, evlenecek olan vardı, çocuğu olacak olan var, zor yani zor. Birinin eşi bu hafta veya önümüzdeki hafta doğum yapacak. Nişanlı olan, ailesini geçindiren vardı, hepsinin ayrı hikayesi vardı. Hepsi güzel arkadaşlardı.”
Arkadaşlarının hayatında çok önemli yeri olduğunu, ailesinden daha fazla onlarla vakit geçirdiğini söyleyen Yıldırım şöyle devam etti:
“Özellikle Yasin (Çelik) işe girdiği ilk gününden beri yanımdaydı. Şimdiye kadar vardiyada başka çavuşla çalışmamıştır. Kurtulduğuma sevinemiyorum. Nasıl anlatayım. Orada olsam ayrı, burada olsam ayrı. Ocakta olsam elimizden gelen bir şey olmazdı, ya onlarla beraber ben de gidebilirdim ya da kurtarmaya çalışırken bir şey olurdu. Orada olup sağ kalsaydım o da zordu. Arkadaşlarımızın cenazesine zar zor gittim. Yer altı kelimelerle anlatılmaz, bunu ne kadar kelimelerle anlatsam da oraya gidip görmeyince, oradaki zor şartları yaşamayınca dışarıdaki insan bilmez. Her gün ölümle burun buruna çalışıyoruz çünkü doğadan bir parça koparıyoruz, orada kayaların arasından kömür alıp çıkarıyoruz. Gerçekten zor, her an gaz olur, bir taş gelir, her an kaza riskimiz var. Onun için dışarı çıktığımızda herkes birbirine ‘geçmiş olsun’ der. Bu, madencilikte kültürdür.”