İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin İran’a ekonomik savaşının yalnızca İran’ı değil, tüm ülkelerin ulusal egemenliğini hedef aldığını savundu.

ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ağustos’ta İran’ın anlaşma yapma fırsatını değerlendiremediğini belirterek ‘eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik savaş’ başlattıklarını söyledi.
İran’a ‘can simidi’ olan ülkelerin de büyük ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını öne süren Trump, “Petrol kaçakçılığı, swap hatları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi sicilleri, paravan şirketler, bunların hepsinin derhal sonlandırılması gerekiyor” dedi.
Peşinden dün (24 Ağustos) ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’ı ayakta tutan ‘tüm ekonomik can damarlarını kesmek amacıyla ekonomik dışlama operasyonu başlattıklarını’ ve İran’la iş yapmaya devam eden ülkelerin ‘sonuçlarla’ karşılaşacağını söyledi.
Bessent ayrıca ‘rejim tek başına kalana kadar’ ABD’nin diğer ülkelere yaptırımlarını sürdüreceği mesajını verdi.
İran: Artık yalnızca İran’la ilgili bir mesele değil
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, X’ten ABD’nin İran ekonomisine dair ‘karar günü geldi’ açıklamalarına yanıt verdi.
ABD’nin İran’a yeni ekonomik girişimini eleştiren Bekayi, bunun yalnızca İran’la sınırlı bir mesele olmadığını ve uluslararası hukukun temel ilkelerini tehdit ettiğini dile getirdi.
Bazı ülkelerin bu girişime karşı tutumuna da değinen Bekayi “Bu hukuksuz girişime koşulsuz itaat edenler ‘sorun yok’ diyebilir. Ama bir dakika; aslında büyük bir sorun var” yazdı.
İranlı sözcü, bir ülkenin diğer devletleri, bankaları, ekonomik işletmeleri, limanları ve havalimanlarını Washington’ın taleplerine uymak ya da bunun sonuçlarıyla karşı karşıya kalmak arasında seçim yapmaya zorlamasının, artık yalnızca İran’la ilgili bir mesele olmadığının altını çizdi.
Bekayi, bunun uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel kurallarını tehdit ettiğini vurgulayarak devletlerin egemen eşitliğine ve halkların kendi kaderini tayin hakkına saygının uluslararası hukukun temel ilkeleri olduğunu savundu.