Gezi davasının ikinci duruşmasında tutuklu sanık Osman Kavala’nın avukatı müvekkilinin bir kez hakim karşısına çıkıp hakkında iki kere tutuklama kararı verilmesini – mahkeme heyetinden özür dileyerek – ‘hukuki garabet’ diye niteleyip tahliye talep etti.

16 sanığın müebbet istemiyle yargılandığı Gezi davasının 24-25 Haziran’da görülen ilk duruşmasında mahkeme heyeti Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar vermiş, akademisyen Yiğit Aksakoğlu’nu tahliye etmişti.
Avukat Köksal Bayraktar, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına göre hükümeti devirmeye teşebbüs için ‘silahlı örgüt’ faliyeti olması gerektiğini hatırlattığı savunmasında şunları söyledi:
“Müvekkilim 21 aydan bu yana yani 630 günden bu yana hürriyetinden yoksun kılınarak yaşama durumunda kalmıştır. Sayıların büyüklüğü yapılan hukuki işlemin yanlışlığını ortaya koymaktadır.
Biz, mahkememiz muhatabımızdır demiştik. Bunu söylediğim için özür diliyorum ama ilk defa mahkemede ‘hukuki garabet’ terimini kullanacağım.
5 Mart 2019’da tekzip zaptında, 2 Nisan’da 30 Nisan’daki tutukluluk incelemelerinde, 28 Mayıs’da ilk celsede tutukluluğun devamına karar verildi. Müvekkilimizin tahliyesi için şerhinize teşekkür ediyoruz ama ev hapsine katılmıyoruz. Çünkü devletimiz muktedirdir.
Adli kontrol yeterli olacaktır. Kavala başka bir dosyadan daha tutuklu. Bir kere hakim karşısına çıkmış ancak iki kere tutuklama kararı verilmiş. Hukuki garabet terimini mecburen kullanıyorum.
Bugün Kavala hakkında tahliye kararı verilebilirse Kavala ceza evinden çıkabilir mi bilmiyoruz. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararını kaldırırsanız tahliye olması gerekir ama diğer dosya ne olacak, nasıl çözülecek?
Sizin heyetinizin bunu çözebileceğine, Sulh Ceza Hakimliği’ni kararını kaldırırsa Kavala’nın tahliye olabileceğine inanıyoruz.
Önceki duruşmadan sonra önemli bir belge ortaya çıktı. Bu belge bizim konumuz yönünden son derece önemli bir delil niteliğinde. Bu belge AYM’nin kararıdır.
AYM başkan vekillerinden Hasan Tahsin Gökcan ilginç bir şekilde bu suç için yalnız cebrin ve diğer unsurların yanı sıra silahlı örgüt kavramının da gerçekleşmesini gerekli tutuyor.
Bu son derece önemli bir tespit. Hükümeti devirmeye teşebbüs etmek ancak silahlı bir örgütün faaliyetiyle mümkün olabilir.
Gökcan, aynı kararda yasal prosedürlere uyulmadan icra edilse dahi cebir ve şiddet unsurunu taşıması gereken suçların dayanığının olgular olmasının hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.
Bununla da kalınmıyor. AYM Başkanı Zühtü Arslan, Kavala’nın telefon görüşmelerinden birine dayanarak cebir ve şiddetin bulunduğunu söylemenin mümkün olmadığını söylüyor.
AYM Başkan Yardımcısı Engin Yıldırım da başvurucunun şiddet eylemlerini organize ederek hükümeti ortadan kaldırmaya ve görevini yapmayı engellemesi suçunun olgusal temellerini ortaya koyduğunu söylemesi mümkün değil diyor.
Bundan önce pek çok kez tutukluluğun kaldırılmasını talep ettik. Engin Yıldırım, tutukluluğun ölçülü olması gerektiğini söylüyor. Yapılan eylemle, kişiyle ve olayla bağlatılı olarak ölçülü olması gerekmektedir.
Orantılılık, elverişlilik aramak gerektiğini söylüyor Yıldırım. Zühtü Arslan da somut olayda, burada tutukluluğun gereği yoktur diyor.
Bu koruma tedbirinin hukuka uygun olmadığını görüyoruz. iddia makamı bir önceki duruşmada bu suçun katalog suç olduğunu söyleyerek tutukluluğun devamını istedi. Peki doktrinler bunu mu söylüyor?
Hukukla ilgili bir internet sitesinde Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun bir yazısı vardır. Diyor ki katalog suç söz konusu olsa dahi tutuklama kararı vermek zorunluluk değildir.
‘Üç ünlü yargıcın sözleriyle hükümeti devirmeye teşebbüs suçunu çürütüyoruz’
Şu ana kadar yaptığım konuşmada üç ünlü yargıcın sözleriyle hükümeti devirmeye teşebbüs suçunun işlenmediğini ortaya koyuyoruz. Suç işlenmemiştir ki katalog suç olsun. Basmakalıp terimlere dayanılarak özgürlükler ortadan kaldırılamaz.
Müvekkilim 21 aydan bu yana tutukludur. Bu salon kaç metrekare? 1000 metrekare. Bunun yüzde biri 10 metrekarelik bir hücrede bir insanı 630 gün tutarsanız bu hukuk bilincine, hukuki düşünce tarzımıza ve modern devlet anlayışına aykırı olacaktır.
Artık müvekkilin tutukluluk halinin devamı yönünde işlem yapılmamasını ve özgürlüğünün verilmesini arz ederim.“