Gezi davası: Uludağ Sözlük entry'si iddianameye 'birebir' alınmış

Tutuklı işadamı Osman Kavala dahil 16 sanığın ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılandığı Gezi davasında avukatlardan Özgür Karaduman, Uludağ Sözlük entry’sinin iddianameye ‘birebir’ alındığına dikkat çekti: “İddianame işte bu kadar ciddi. Mahkemenin bu iddianameyi reddetmesini istiyoruz.”

Çizim: Murat Başol

Bugün ikinci duruşması görülen davada Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın avukatı Fikret İlkiz’in savunması alkışlarla sona erdikten sonra Karaduman söz aldı.

Çizim: Ali Çetinkaya

İddianamedeki görsellerin Uludağ Sözlük’te kullanılan görsellere de benzediğini mahkeme heyetine gösteren Karaduman şöyle devam etti: “Kıymetlendirilmiş iddianamenizin açık kaynak raporu, liseli ergenlerin, gece canı sıkılanların yazı yazıp sohbet ettiği sözlük sitesinden alınmış. Uludağ Sözlük’ten bahsediyoruz, herhangi bir bilimsel ciddiyeti olan rapordan bahsetmiyoruz. Neredeyse birebir şekilde iddianameye alınmış. İnternetten basit bir lise öğrencisinin bile tarayarak üç saniyesini bile almayacak…”

Çizim: Özge Kepenek

Karaduman FETÖ üyeleri tarafından hazırlanan bu savunmanın iktidar tarafından kıymet verilmemesi ve reddedilmesi gerektiğini vurguladığı savunmasında şunları söyledi:

“Türkiye’nin yakın tarihi, demokratikleşme mücadelesinin yurttaşlarla devlet arasında aynı zamanda hukuk düzeyinde de gerçekleşmesinin tarihi. Bu iddianame, Türkiye’nin yakın geleceği açısından da çok önemli.

Çizim: Zeynep Atalay

15 Temmuz gibi devletin bir dönem siyasal ortaklığını yapmış Fethullahçı çetenin darbesini tartışırken, Fethullahçı çetenin hazırladığı kıymetlendirilmiş bir iddianameyle yargılanıyoruz.

Kıymetlendirilmiş iddianamesi olan ülkenin kıymetlendirilmiş siyaseti olur. Eğer siyasi iktidar gerçek anlamda Fethullahçı çete ile mücadele ettiği iddiasını taşıyorsa, bu çete tarafından hazırlanmış iddianameye kıymet vermemesi, reddetmesi gerek.

Ciddiyet, hukukun en önemli konularından biri. İddianamenin 29. sayfasında 5. Haziran 2013’te ‘anambunelan’ takma adlı Uludağ Sözlük yazarının ‘OccupyTurkiye ve emperyalizm’ başlığı altında, Gezi’nin sıcağı sıcağına yazdığı entry, iddianamede doğrudan yer almış.

İddianame işte bu kadar ciddi. Kıymetlendirilmiş iddianamenizin açık kaynak raporu, liseli ergenlerin, gece canı sıkılanların yazı yazıp sohbet ettiği sözlük sitesinden alınmış.

UludağSözlük’teki açık rapor diyor ki, ‘Occupy eylemlerinin başlığını OTPOR CANVAS çekiyordu…’

Karaduman, bu esnada Uludağ Sözlük’te kullanılan OTPOR’a ait olan görselle iddianamedeki görsellerin benzerliğine dikkat çekti, görselleri mahkeme heyetine gösterdi.

Avukat şöyle devam etti: “Uludağ Sözlük’ten bahsediyoruz, herhangi bir bilimsel ciddiyeti olan rapordan bahsetmiyoruz. Neredeyse birebir şekilde iddianameye alınmış. İnternetten basit bir lise öğrencisinin bile tarayarak 3 saniyesini bile almayacak…

Heyet Başkanı Mahmut Başbuğ avukat Karaduman’ın bu sözlerine “Lise öğrencilerine basit demezseniz…” diyerek eleştiri getirince Karaduman “Lise öğrencilerinden özür dilerim. Lise öğrencilerine basit demedim, ‘yapacakları basitçe tarama’ dedim” diye karşılık verdi.

Çizim: Ali Çetinkaya

Karaduman savunmasına şöyle devam etti:

“Gezi zaten aklandığına, üzerinden altı yıl geçtiğine göre, Rahip Brunson vakası sonrası Türkiye’de siyasal paranoyaya dönüşen siyasal iktidarın her şeyi başarılı şekilde götürmesine rağmen dış güçlerin engellemeye çalıştığı algısıyla, McCarthy dönemi cadı avı mantığıyla yapılan bir yargılamayla karşı karşıyayız. Gezi direnişi ile Gezi’yi organize edenler arasındaki ilişki delillendirilememiş ama emperyal güçlerle bağlantısı dile getirilmiş.

Bu ülkede biri emperyal bağlantı arıyorsa hükümet önce kendisine bakmalı.

Tüm faaliyetleri emperyal güçlerle yönetilen siyasal ortamda Türkiye’de halk ve yurttaşların kendi özgürlüklerini kullandığı bir eylemi emperyal bağlantılı olduğunu iddia etmek hem mesnetsiz, delilsiz hem de siyasal gerçeklere aykırıdır.

İddianame bir rezerv iddianamedir, bir komplo iddianamedir, politik muhalefetin kendisine has mücadele yöntemlerinin bloklanmasıdır. Aksi halde neden altı yıl sonra böyle bir davanın açıldığının cevabı da yoktur.

Haydi Fethullahçı Çete, sanıklar aleyhine bir şey bulamadı, peki kıymetlendirenler neden altı yıl sonra bu hususu iddianameye eklemedi? Her tarihsel toplumsal olayın arkasında bir dizi başka gelişme, birbiriyle bağlantılı farklı siyasal ve toplumsal vektörel etkileşimler olur.

Haydi Fethullahçı Çete, sanıklar aleyhine bir şey bulamadı, peki kıymetlendirenler neden altı yıl sonra bu hususu iddianameye eklemedi? Her tarihsel toplumsal olayın arkasında bir dizi başka gelişme, birbiriyle bağlantılı farklı siyasal ve toplumsal vektörel etkileşimler olur.

Nisan 2012’de Fethullahçı çetenin ÖSYM sınavında soruları verdiği iddiasıyla liseliler 31 ilde eylem yaptı. ÖSYM başkanı hedefe oturtuldu. Bu eylemlerin merkezi neresiydi? Taksim Meydanı. Nasıl örgütlendiler? İnternet üzerinden. Taksim’e nasıl geldiler? Kendi itirazlarını dile getiren pankart, tişörtlerle geldiler. Tıpkı Gezi’deki gibi. Gezi’de ne olduğunu anlamak istiyorsanız bu liselilere bakmanız gerekir. Hayvan hakları savunucuları yine internetten örgütlenerek Taksim Meydanı’nda eylem yaptılar. ‘İnternetime Dokunma’ eylemi Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleşti. 1 Mayıs 2010, 2011 Taksim Meydanı’nda gerçekleşti.

Polis müdahale etmediği, emniyet kuvvetleri bu kullanılan hak ve özgürlüklere müdahale etmediği sürece kimsenin burnu kanamadan, aynı topluluk nasıl şen ve şakrak geldiyse aynı şekilde ayrılmıştır.

Neden altı yıl sonra Gezi, bu şekilde, hem de hak etmediği ‘Batı’nın Türkiye’deki etki ajanlığı, uzantılığı’ suçlamasıyla itham ediliyor?

Türkiye’de deniyor ki mesleğini yürüten insanlara ‘Eğer iktidarın çizdiği siyasal sınırlar içinde kalmazsanız, beş yıl da on yıl da geçse yargılanırsınız, bir daha, bir daha yargılanırsınız.’

Babacan ve Akşener’e rezerv soruşturma ve iddianame yeni Türkiye hukuk düzenine işaret ediyor

Ali Babacan’a rezerv soruşturma açılması, Meral Akşener’e rezerv iddianame konması yeni Türkiye’nin hukuk düzenine işaret ediyor. Diyor ki, ‘Bugün benim için suçlu değilsiniz, ama yarın siyasal pozisyonum değişirse sizi nasıl yargılayacağımı bilemem’

Fethullahçı Çete’nin iddianame iskeletini birebir koruyarak Uludağ Sözlük’teki entryi iddianamenin temel merkezine oturtmasıyla iddianamenin geleceğe nasıl bir sonuç doğuracağını göreceğiz.

Tunus’taki hareket nasıl başladı? Bir yurttaşın kendisini yakmasıyla. Otpor mu para verdi ona kendini yaksın diye?

15 Haziran 2013 günü dönemin başbakanı Erdoğan diyor ki ‘Gaz kullanımında aşırılığa kaçılmıştır, bu konuyu görüşeceğiz’. Polis şiddetinin artmasıyla siyasal iktidarın kadınları, LGBTİleri, Alevileri, Kürtleri zaman zaman yok sayan tavrına karşı bir itiraz yükseldi.

Kadınların kürtaj hakkında, sokakta yemeye içmeye siyasal iktidarın karıştığı bir yerde yurttaşların bir araya gelip itiraz etmesi yargılanamaz. O yargılanırsa, benim bu ifadelerim de, bu ifadeleri alkışlayanlar da yargılanacaktır. Buna korku imparatorluğu denir.

Gezi olaylarında, kitlelerin kendi itirazlarını oraya taşımasıyla ne Kavala, Canvas, Otpor kimsenin kontrol edemeyeceği büyüklükte bir direnç ortaya çıkmıştır.

2011’den beri emperyalizmden oluk gibi para akıyor, iktidara karşı tezgah yapılıyor. Ama ülkenin başkentinde, hükümetin, ordunun karargahların olduğu yerde değil, İstanbul gibi sanatın, meyhanenin, şiş kebabın olduğu yerde yapılıyor. Neden? Bilmiyorlar çünkü.

2911’den gözaltına aldıkları insanları 312’den yargıladığı bu insanlara delil yapmaya çalışıyorlar.

Bu iddianame olası muhalefet imkanlarını daraltabilmek amacıyla, yeniden ısıtılıp kıymetlendirilerek altı yıl sonra yeniden tarihe geçti. Bu dava, tarihsel olarak da güncel olarak da kendi iddialarını kendisi çürüten iddianame olarak tarihteki yerini aldı.

Türk Hukuk Sistemi’nin siyasal iktidar karşısındaki pozisyonunun güçlendirilmesi, bağımsız yargı ve adalet kavramlarının ayakları üzerine yerleştirilmesi, mahkemenizin bu iddianameyi reddederek, iddianamedeki ifadelerin sanıkları suçlamaya yönelik hiçbir mesnete sahip olmadığından hareketle buna göre hüküm kurmasını, bunun kıymetsiz bir iddianame olarak tarihe geçmesini istiyoruz.

Karaduman’ın savunmasının ardından duruşmaya 14.00’a kadar ara verildi.

Gezi davası: Salonda 300 izleyici ve 70’e yakın jandarma var

Çizerlerin gözünden Gezi davası

Gezi sanığı Tayfun Kahraman: Gezi’den korkulacak bir şey yok

Gezi sanığı Can Atalay’dan mahkeme heyetine: Anayasa sadece 8’inci madde mi?

Gezi sanığı Mücella Yapıcı: Kavala’ya kızgınım, kendisini zengin biliyorduk!

Gezi sanıkları, 17-25 Aralık hakim-savcılarının istediği tapelerle yargılanıyor

Gezi hakiminden Kavala ve Aksakoğlu’na: Tahliye olursanız ikametgahınız?

Gezi davası bugün başlıyor: Neler olmuştu?

‘Sui generis’ post-FETÖ davası