Her hafta bir öncekinden daha tuhaf geçiyor. Normalde böyle olmaması gerekirdi. Demek ki ülkecek ilerliyoruz ama hangi yolda ilerliyoruz tam çözemedim. Araç çok sallıyor şu anda, yol biraz bozuk galiba. Kaptan gaza abanma, tüm yolcular zordayız!
Liderimize sevgimizi ve saygımızı gösterdik. Hürmetlerimiz kendisiyle. Evde tv karşısında kendisini konuşmasa bile ayakta dinlerken buluyorum bazen. Bundan sonra böyle, kim ne kadar fazla hürmet gösterirse o kadar iyi yaşayacak.
Düğün alayı gibi bir haftaydı, neyse ki kızı Sümeyye Erdoğan'ın Huber Köşkü'nden çıkışı sırasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın korumaları o sevinçle havaya ateş açtı da gönüller rahatladı. Buyurun dostlar buyurun…
Rüzgar gibi geçen bir haftaydı. Esti, gürledi ama yağış olmadı. Bilakis “Bu benim tercihim değil” diyerek gitti. O sırada başkaları da “Kendi tercihidir” dedi. Herkes kendi tercihinden sorumlu.
Bu haftayı da ölmeden atlattık, önümüzdeki hafta da ölmezsek, bir sonraki haftayı düşünebiliriz. Dikkatli olun, eğer aniden roket yağmuru bastırırsa öncelikle bunun doğal bir olay olduğunu unutmayın.
Geçtiğimiz hafta ödeyemediğimiz apartman aidatının tedirginliği ya da bitmeyen altı saatlik mahallenin muhtarları gibi bir haftaydı. Hadi arkadaşlar, aidatları yatırmayan kalmasın, reyiz sinirleniyor yoksa.
Şizofrenik bir haftaydı. Olmayan şeyleri görenler, gördüklerini anlamayanlar, yağcılar, istismar dostları, kurumsal kimlik meraklıları, sansürcüler, tek adamcılar, bakanlar, bambaşbakanlar, başbakanlar, başkanın tüm adamları, taraftarlar ve bilimum vatandaşlar olarak tuhaf bir hafta geçirdik.
Hafta o kadar acayip geçince bunca saçmalığa maruz kalmak bende büyük arıza yaptı. İster istemez kendimden geçmişim, Haftanın Suyu gecikti ama neden gecikti bir de bana sorun….
Bu hafta da yaman geçti. Reza’nın Amerika’dan gelen paketlenme haberi, Ensar Vakfı’ndaki taciz haberleri, Akit’in sahte belgeleri, 1’e 10 koyan terörle mücadele teknikleri filan derken bu hafta da geçti…