Trump, Ukrayna'nın nadir metallerine göz dikti

EMRE ZOR

@zor_emre01

ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık üç yıldır Rusya işgali altındaki Ukrayna’nın nadir metallerine göz dikti. 

Dünya fosil yakıtlardan kurtulmaya çalışırken, bu kez de temiz enerji için nadir metallere ve kritik minerallere bağımlı hale geliyor. 

Trump, ABD’nin Ukrayna’ya yüz milyarlarca dolarlık askeri ve diğer yardımlarına karşılık, ülkenin nadir metallerini istediğini açıkça ilan etti.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz’sa bu yaklaşıma tepkili: ‘‘Ukrayna işgal altında ve biz karşılık beklemeksizin onların yanındayız. Herkes böyle davranmalı.’’

ABD Başkanı Donald Trump ve haziranda Ukrayna’nın başkenti Kiev’deki bir fabrikada kısmen rafine edilmiş titanyum cevheri boşaltan bir kamyon. Fotoğraflar: AA / The New York Times

Küresel ısınma alarm verince fosil yakıtlardan kurtulup temiz enerjiye geçiş için kollar sıvandı, 2050 Net Sıfır Karbon Emisyonu hedefi belirlendi. Gelgelelim elektrikli araç ve güneş panelleri gibi ‘çevreci’ teknolojiler, nadir toprak elementleri ve kritik minerallere bağımlı. 

Yani temiz enerjiye geçiş, doğayı kalıcı biçimde tahrip eden metalik madenciliği büyütüyor.

 Trump, Ukrayna’nın nadir toprak elementlerini kontrol ederek, ABD’nin Çin’e bağımlılığını kırmayı ve Amerikan şirketlerini desteklemeyi hedefliyor.

Askeri yardımlara ilişkin Ukrayna’ya ‘‘Bir şeyler almak zorundayız. Bu parayı ödemeye devam edemeyiz’’ dediğini anlatan Trump şöyle konuştu: ‘‘500 milyar dolar değerinde nadir toprak elementleri istedim. Onlar da bunu kabul etti. En azından artık aptal gibi hissetmiyoruz.’’

Küresel güç savaşının ‘en güçlü silahına’ dönüşen nadir elementlerin kontrolü şimdilik Çin’in elinde. Öyle ki dünyadaki nadir toprak madenlerinin yüzde 40’ı kontrolünde, toplam üretimin yüzde 70’inden sorumlu ve bu elementleri saflaştırmayı, işlemeyi en iyi bilen ülke. Bu da siyasi gücünü artırıyor.

Aralık 2024’te Çin, çeşitli kritik minerallerin ABD’ye ihracatını yasaklamıştı.

Dünyadaki nadir toprak elementi üretimi 2000’de 100 bin tonken; 2023’te neredeyse dörde katlanarak 350 bin tonu geçti:

Tablo: Diken

Nadir element-kritik mineral farkı ne?

Temiz enerjiye geçişte, nadir metaller ve kritik mineraller tartışılacak.

Praseodymium, cerium, lanthanum, neodymium gibi adları olan nadir toprak elementleri, aslında yer kabuğunda bolca bulunan, çoğu ağır 17 metalden oluşuyor. Toplu olarak (konsantre halde) ‘nadir’ bulundukları için böyle adlandırılıyorlar. 

Lityum, kobalt, nikel, grafit gibi kritik mineraller de aslında mineral değil, metal. Özellikle batarya, elektrikli araç ve yenilenebilir enerji sistemlerinde iş görüyorlar.

Nadir toprak elementleri. Tepeden saat yönünde; Praseodymium, cerium, lanthanum, neodymium, samarium ve gadolinium. Fotoğraf: Wikipedia Commons

Grönland, ‘mutlak zorunluluk’

Başkan adaylığı boyunca ‘Önce Amerika’ (America First) düsturuyla ABD’nin dış müdahalelerini azaltacağını vaadeden Trump, göreve gelince söylediklerini yuttu.

Gazze’yi ‘devralma’ planı ve Ukrayna’nın nadir metallerine talip olmasının yanı sıra, Danimarka’ya bağlı Grönland’ın mülkiyetini ABD için ‘mutlak zorunluluk’ sayıyor. Grönland nadir toprak elementleri bakımından zengin ve henüz büyük ölçüde madencilik başlamadı.

Trump Grönland’ı ‘almak’ için askeri veya ekonomik güç kullanmayı gözardı etmeyeceğini ima etmişti. Askeri veya ekonomik dayatmaya karşı olup olmadığına ilişkin soruyu ‘‘Garanti veremem. Ama şunu söyleyebilirim ki, ekonomik güvencemiz için onlara ihtiyacımız var’’ diye yanıtlamıştı. 

Grönland’da küresel ısınma nedeniyle buzulların erimesi, yeni madencilik sahalarının önünü açıyor. Zamanla erişilebilir hale gelecek bölge ticari ve askeri bakımdan da el üstünde tutuluyor. Bu da rekabeti kızıştırıyor.

Ukrayna büyük mineral rezervine sahip

Ukrayna da, çoğu Avrupa ülkesinin aksine, çok çeşitli ve büyük mineral rezervine sahip. Özellikle titanyum, lityum, uranyum ve grafit yatakları bulunuyor ve bu elementler telefondan bilgisayara, elektrikli araca, uzay ve savaş teknolojisine, bataryaya kadar pek çok endüstrinin bel kemiği. 

Fakat madencilik çalışmalarının çevre ve insanlara vereceği kalıcı hasar gözardı ediliyor. Üç yıldır işgal altındaki Ukrayna, ekonomik çıkarları önceleyerek çevre meselesini ikinci plana atıyor.  

Ne var ki madencilik, ‘çevreci’ teknolojiler uğruna bile yapılsa, çevreyi ve insanları her yanından kemiriyor: Arazi bozulması, toprak erozyonu, zehirli gazların havaya karışması, maden atıklarıyla toprak, yüzey ve yeraltı sularının kirlenmesi, hastalıklar…

Kısaca ekolojik dengeyi alt üst ediyor.

Endonezya’da madencilik çevreyi kemirdi

Örneğin Endonezya’da temiz enerji uğruna girişilen nikel madenciliği 75 bin dönümden (yaklaşık 105 bin futbol sahası) fazla ormanı yok etti, nehirleri kirletti ve yerel halkın geçim kaynaklarını elinden aldı.

Endonezya’da Sulawesi adasındaki nikel madenciliği, yağmur ormanlarını yok etti. Fotoğraf: National Committee of The Netherlands

Endonezya en büyük nikel rezervine sahip ülke. 2013’te dünyadaki nikel tedariğinin yarıdan fazlasından sorumluydu ama, ürettiği nikelin en az yüzde 90’ını Çin’e ihraç etti.

Çünkü elektrikli araç üretiminde kilit ülke yolundaki Endonezya’nın partneri Çin. Birlikte elektrikli araç bataryaları için hayati önemdeki rafine nikel ürünleri dünyaya ihraç ediyorlar. En güçlü müşterilerinden biriyse Amerikalı şirket Tesla.

Gelgelelim bir yanda elektrikli araç üreticisi Tesla, Çinli şirketlerden beş milyar dolarlık nikel satın alırken; diğer yanda bölge halkı günbegün artan üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla boğuşuyor.

Onur Grubu Ukrayna’da grafit madenciliğine soyundu

Madencilik şirketleri için nadir toprak elementleri, yeni ‘altın’ demek. Ukrayna’daki büyük kritik mineral rezervi de pazar fırsatından ibaret. Ukrayna Şubat 2022’den beri yabancı yatırımcıları çekmek için kritik mineral yataklarını keşfe ve işletmeye açıyor.

Nitekim Ukrayna’da madenciliğe hazır Türkiyeli bir şirket var: Onur Grubu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin ‘Büyük İnşaat’ girişimindeki en büyük üç müteahhitten biri Onur Grubu. Şimdiye kadar Ukrayna’da 13 farklı sektörde 500 milyon doları aşkın yatırım yaptı. Daha önce köprü ve yol gibi ihaleleri tamamlayan Türkiyeli şirket, grafit madenciliği için de 50 milyon doları aşkın yatırım yaptı. 

Onur Grubu, 2023’ün ilk yarısında, Ukrayna’da dokuz madencilik ruhsatının yanı sıra bir de madencilik şirketi satın aldı. Yıl sonunda doğru yönetim kurulu, Zelenski’yle bir toplantı yapmıştı. 

Türkiye’de madenciliğe karşı direniş sürüyor

Metal madencilikten Türkiye de payını alıyor. 

Manisa Gördes’te Zorlu Holding, 2007’den beri nikel madenciliği uğruna el değmemiş karaçam, ardıç ve meşe ormanlarını yok ediyor. Cevheri topraktan ayırmak için kullanılan sülfürik asit de toprak ve su havzalarını zehirliyor. 

Solda; Gördes, Kalemoğlu Köyü yakınlarındaki Meta Maden işletmesi. Sağda; 2020’de maden atık havuzundaki taşma ve sızıntıların ardından kimyasal kirlenme nedeniyle kırmızı akan Başlamış Deresi. Fotoğraflar: The Black Sea / Ekoloji Birliği

Özellikle Kalemoğlu köyü çevresindeki yemyeşil yaylalardan şimdi eser yok. Yerel halk mutasyona uğramış hayvan doğumlarıyla karşılaştığını anlatıyor.

Eylül 2024’te The Black Sea’ye konuşan Çoban Osman Kurnaz, başından geçenleri şöyle özetlemişti:  ‘‘Burada hayvanları suladığımız pınar çeşmelerimiz vardı, hep kapattılar. Meralarımızı sularımızı bitirdiler, bir de üzerine çayırlarımızı zehirlediler. Artık eskisi kadar hayvanlardan verim alamıyoruz. Hayvanlarımın çoğu gebelik döneminde düşük yapıyor.’’

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yerel halk, madencilik faaliyetlerine karşı direniyor, yaşam haklarını savunuyor ve seslerini duyurmaya çalışıyor: Cerattepe/Artvin, İkizdere/Rize, Kazdağları/Balıkesir, Bergama/İzmir…

Kritik mineral talebi altıya katlanacak

Peki bu yerel direniş yeterli mi? Hayır.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre, temiz enerji teknolojileri için kritik mineral talebi, 2040’ta neredeyse altıya katlanacak. Dolayısıyla metal madenciliği de alıp başını gidecek. Kaldı ki, çevreye kalıcı hasar verip çıkarılan madenlerin bazıları otuz-kırk yılda tükenecek. 

Oysa madencilik sırasında ve özellikle metal işleme (arıtma, rafinasyon) süreçlerinde arsenik ve sülfürik asit gibi birçok zehirli kimyasal peyda oluyor; havaya, toprağa, suya karışıyor. Uzun süre maruz kalındığında ise böbrek yetmezliği, kanser, obstrüktif akciğer (KOAH) gibi hastalıklara yol açıyor.

Herkesin meselesi

Tabii bu yalnızca yerli halkın, köylülerin meselesi değil; uzun vadede şehirliyi de doğrudan etkileyecek. Telefonumuzu, bilgisayarımızı veya ‘çevre dostu’ elektrikli aracımızı her şarja taktığımızda, aslında bir madeni de çalıştırıyoruz, çalıştıracağız.

(Görsel yapay zekayla üretilmiştir.)

Örneğin Ukrayna’daki maden sahalarında yayılan asbest, ağır metal ve toz gibi kimyasallar, rüzgarla diğer bölgelere taşınabilir. Dahası, yeraltı sularına karışan toksik atıklar, önce Karadeniz’e, oradan Akdeniz’e kadar yayılabilir. Avrupa’nın tahıl ambarı Ukrayna’da su ve toprak kirlenirse, gıda üretimi düşebilir, bu da fiyatları uçurabilir.

Nihayetinde, yeşil bir gelecek umuduyla doğa griye boyanıyor. Oysa yeşile gri karıştırılırsa, ortaya çıkacak renk asker yeşilidir. Ve her savaş gibi, bu savaşın da kaybedeni sıradan insanlar olacak, oluyor.

Trump artık ‘aptal gibi hissetmiyor’: Ukrayna 500 milyar dolarlık element talebini kabul etmiş

Danimarkalılar, Grönland’a karşılık Trump’tan Kaliforniya’yı istedi

Grönland başbakanı: ABD ile savunma işbirliğine hazırız

Trump’ın Grönland çıkışı ardından Danimarka Krallığı armasını değiştirdi

Trump, Danimarka’yı harekete geçirdi: Grönland’ın savunması güçlendirilecek

Eski Danimarka başbakanından Grönland’ı satın almak istediği iddia edilen ABD başkanına: 1 Nisan şakası olmalı