Islak Yürüyüş'ün kuruları
I

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

MUSTAFA ALP DAĞISTANLI

mustdagistanli@gmail.com

Arhavi köylülerinin 24 Ağustos’taki maden karşıtı yürüyüşü ve sonundaki basın açıklaması iki bakımdan gövde gösterisiydi. İktidara, ne yapacağı belli olmayan AKP’li belediyeye, maden şirketine, yargıya karşı bir gövde gösterisi. Ama aynı zamanda köylüler için de bir aynaydı yürüyüş, halk kendi göcünü, gövdesini görecekti bu aynada.

AKP Artvin milletvekili Faruk Çelik bir haftadır Artvin’in ilçelerinde, Arhavi’nin köylerinde madenci şirketin temsilcisi gibi dolanmaktaydı. Arhavi meydanında bir hafta önceki toplantıda madenle ilgili soruları geçiştirmiş, 22 Ağustos’ta Artvin’de ‘teknik ekip’in yapacağı bilgilendirme toplantısına topu atmıştı.

Arhavi’nin AKP’li belediye başkanı Turgay Ataselim madene karşı olduğunu uluorta söylüyordu, ama Faruk Çelik’in “ülke menfaati”, “maden olmasa hayat mı olur” türünden laf salatalarını duyunca kaçamak yollara sapmış, netliğini kaybetmişti.

AKP ve MHP ilçe başkanları maden karşıtı mücadeleyi yürütenleri, Vaminon’u gözden düşürmek için didiniyordu. Daima kullandıkları klişelere başvuruyorlardı: Vaminoncular marjinaldi, yabancıydı, meseleye siyaset karıştırıyorlardı, nemalanıyorlardı (para aldıklarını söyleyen bile oldu), sosyal medyada yalan yanlış bilgiler yayıyorlardı…

Ataselim de şunu diyordu: “Dışarıdan gelen marjinal gruplara ve algı yönetimine fırsat vermemeli, resmi açıklamalara itibar ederek ilçemizin menfaatlerini birlikte savunmalıyız.”

AKP ve MHP ilçe teşkilatları içinde bile rahatsızlık olduğu biliniyor, sokaklarda konuşuluyordu. Bu iki partinin seçmenleri zaten karşıydı madene. Yani marjinal denen insanlar Arhavi’nin köylüleriydi aslında, Vaminoncuların çoğu da bu köylerdendi. Teşkilatlarla seçmenleri arasında muazzam bir yarık açılmıştı, Ataselim’in de bu yarığa düşme ihtimali vardı işte.

22 Ağustos’taki bilgilendirme toplantısına Arhavililer de gitti. Konu sadece Arhavi’deki maden değildi, Artvin’in başka yerlerinde de benzer bela dolaşıyordu. Cerattepe’de Anayasa Mahkemesi madeni iptal etmişti, peki sonra neler olacaktı?. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden bir ‘teknik ekip’ sahnedeydi. Açılışı Faruk Çelik yaptı; önce bilgilenecekti gelenler, sonra teknik ekibe sorularını soracaktı, en sonra da siyasiler soruları cevaplayacaktı.

MAPEG’in maden güzellemesinden ibaret sunumundan sonra Cerattepe için yıllarca mücadele yürüten Yeşil Artvin Derneği’nin (ve şimdi Arhavililerin) avukatı Bedrettin Kalın bir dizi soru sıralamakla kalmadı, sunumdaki sürüsepet çelişkilere dikkat çekti.

‘Teknik ekip’ çuvalladı, eveledi geveledi, çarpıttı, bocaladı, cevap veremedi, derken Faruk Çelik moderatör edasıyla kürsüye fırlayıp yine mikrofonu kaptı. Bazı soruları taca attı, bazılarında top dolaştırdı, bazı cevapları yuvarladı, bazılarını siyasilere bıraktı. Siyasiler de kendisinden başkası değildi zaten.

Dinleyicilerin üçte biri kamyonculardan oluşuyordu, madene övgü laflarını ıskalamadan alkışladılar. Birkaçı söz aldı: Kamyonlar boş mu dursundu, kamyoncular ve aileleri geçinemesin miydi, o çevre sorunları madenden önce de vardı, Artvin merkezdeki taşıyıcılar kooperatifinde 161 kamyon kayıtlıydı, bunlar çalışmalıydı…

Faruk Çelik de meselenin bir tarafı olarak sundu kamyoncuların taleplerini. Yani 161 kamyon iş yapsın, kamyoncular para kazanmayı sürdürsün diye Cerattepe’deki maden devam etmeliydi ya da yeni madenler açılmalıydı. Faruk Çelik’e göre yerleşim yerleri sakınılabilirdi belki ama yerleşim olmayan yerlerde maden açılmalıydı. Mesela Arhavi’nin yaylalarında, dağlarında?

Herhalde otuz kırk kişi kadar sorgulayan insan vardı: Arhavililer, Yeşil Arvin Derneği üyeleri, birkaç muhtar, dağınık üç beş kişi daha. Geri kalan kalabalık AKP ve maden şakşakçısıydı. Artvin Belediye başkanlığını da elinde tutan ana muhalefet partisi CHP ilgi göstermedi toplantıya, köylerine maden açılması düşünülen Arhavi’nin CHP ilçe başkanı da umursamadı.

Arhavi Belediye Başkanı Ataselim gelmişti tabii, söz de aldı. Kendisinin de madenci olduğunu (Arhavi’de taş ocağı var) söyledikten sonra, Arhavi’nin güzel olduğunu, zarar görmesini istemediğini anlatıp uzun lafın kısası şunu dedi: “Ama tabii ülke menfaati için razı oluruz, ülke menfaati için eyvallah deriz.”

24 Ağustos yürüyüşünü muhtarlarla birlikte düzenleyen Vaminon, yine muhtarlarla birlikte yaptıkları son toplantıda da hiçbir siyasi parti temsilcisine basın açıklamasında söz vermeme kararı aldı. Meselenin parti çekişmelerine alet edilmesini istemiyorlardı, muhtarlar bu konuda aşırı hassastı, köylülerini tanıyorlardı. Kimlerin konuşacağı belirlendi.

Belediye Başkanı olduğu için Ataselim ayrıca konuşuldu, ama Artvin’deki laflarından sonra ona da söz verilmemesi kararlaştırıldı. Çünkü güçlü bir hayır sesi çıkarmak için düzenlenmişti bu yürüyüş, Ataselim’in kürsüye çıkıp aykırı bir laf etmesi bir çuval inciri berbat ederdi. Hem o zaman mutlaka cevap vermek gerekir, iş münazaraya dönerdi, ama orası münazara sahnesi değildi.

Vaminon daha önceden Ataselim’i davet etmiş, o da geleceğini söylemişti, kendisine söz verilmeyeceği de söylenmişti. Cuma akşamı, Ataselim’in basın açıklamasına gelmeyeceği, çünkü önceden ayarlanmış bir Ankara ziyareti olduğu açıklandı.

Sadece bu yalpalama bile AKP teşkilatının Arhavi’yi madene gömecek bir tavrın etrafında en azından bir süre dolaştığını gösteriyor. Kendi seçmenlerinin de madene karşı olduğunu biliyorlardı, Vaminon’un çalışmalarını, muhtarların çabalarını görüyorlardı, büyük bir direnişle karşılaşacaklarının farkındaydılar. Bu yüzden madene taraftar görünmek tehlikeli bir hal almıştı onlar için, gösteriye katılmaya karar vermişlerdi. Fakat hiçbir şekilde kendi kontrollerinde olmayan bir harekete katılmayı da tehlikeli buldular ve bundan vazgeçtiler.

Yirmi gündür yağmayan yağmur boşandı gökten Cumartesi günü. Buna rağmen köylüler Pilarget’ten çarşıya yürüdü. Hem de ne yürüyüş. Beklenen kalabalığın toplanmasını önledi belki yağmur ama coşku, heyecan, azim, neşe fazlasıyla vardı. Sırılsıklam çarşıya varıldı, sonra herkes evlere çekildi, kurulanıp tekrar alana inildi.

Ataselim de oradaydı, Ankara ziyaretini boşvermişti, bu toplantıya katılmamanın tehlikesini görmüşlerdi. Ateselim, birkaç cümle etmek istediğini söyledi. Muhtarlar, aykırı sözler söylememesi gerektiğini hatırlattı ona. Ataselim de madene karşı olduğunu söyleyince muhtarlar konuşmasına izin verdi.

Ataselim’in konuşmuş olması önemliydi. Çünkü Arhavi Belediye Başkanı madene karşı olduğunu, Arhavililerin istemediği bir şeyi desteklemeyeceğini açıkça söyledi. Toplantının moderatörü Erdoğan Güler de Arhavililerin tavrını ortaya koydu:

“Teşekkürler Başkan. Sözleriniz kayda geçti. Takipçisi olacağız. Şimdi yapacağınız ilk iş, arama ihalesini iptal ettirmektir. Buyrun, bekliyoruz.” 

Köylülerin, muhtarların, Vaminon’un iliklerine kadar ıslandığı o müthiş yağmurda kuru kalmayı becermiş CHP ilçe başkanı Sezer Çakmak ve başka birkaç siyaset erbabı, CHP Artvin milletvekili Uğur Bayraktutan’a sahnede söz verilmedi diye heyheylenip boş bardakta fırtına kopardı. Vaminon, siyasi kimseye söz verilmeyeceğini Sezer Çakmak’a bildirmişti daha önce. Ama milletvekilleri önünde kabadayılığı marifet sayan kasaba politikacıları ağızlarından köpük saçma piyesini oynadı yine de.

AKP milletvekili Artvin’de ahaliyi madene kandırmak için fink atarken ortalıkta görünmeyen, kılını kıpırdatmayan, mücadelenin bir ucundan tutmayan Bayraktutan ve milletvekillerinin huzurunda kabadayılığı marifet sayan üç beş kasaba politikacısı, ağızlarından köpükler saçarak ne erkek kükrediler bir bilseniz.

Sahaya inmeyenlere sahnede yer verilmedi sonuç olarak.

Bunun üzerine Bayraktutan bir açıklama yayınladı, yürüyüşü düzenleyen Vaminon’u ve muhtarları şöyle suçladı: “Siyasi kaygı peşine düşen birkaç kendini ve haddini bilmezin yaptıkları mücadelemize gölge düşüremez!”

Bu sözü ancak mücadeleye aktif katılanlar edebilir. Bayraktutan’a ve CHP ilçe teşkilatına şöyle seslenmek gerekir: Siyasi kaygı peşine düşen birkaç kendini ve haddini bilmezin yaptıkları mücadeleye gölge düşüremez.

Bayraktutan kendini tutamayıp hemen ardından şu cümleyi ediyor: “Arhavi’deki birlikteliği, dayanışmayı lekelemeye çalışan herkese lanet olsun!”

Yani Bayraktutan Arhavi’de birlikteliği, dayanışmayı sağlayan Vaminon’a ve muhtarlara lanet okuyarak, Arhavi’deki birlikteliği ve dayanışmayı lekelemeye çalışıyor.

Cumartesi günü Arhavi köylüleri yağmur altında şen şakrak yürürken “Islana ıslana kazanacağız” diye bağırıyordu. Kuru lafla hiçbir mücadelenin kazanılamayacağı ortada.

Bir direnişin doğuş hikayesi: Vaminon