
MUSTAFA ALP DAĞISTANLI
mustdagistanli@gmail.com
Köylerinin madenle yokolmasından endişe eden Arhavililerin soruları ve tepkileri dün kent meydanında ‘halkla buluşma toplantısı‘ düzenleyen AKP Artvin Milletvekili Faruk Çelik’i endişelendirdi.

Arhavi’nin dokuz, Hopa’nın bir köyünü kapsayan maden arama ihalesini 27 Temmuz 2024’te Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır kazanmıştı. Arhavililer o gün bugündür madenden başka bir şey konuşmuyor. Belediyenin düzenlediği dünkü toplantıda da bu görüldü. Başkan Turgay Ataselim’in icraatlarını anlatmasının ardından söz alan ilk Arhavilinin Faruk Çelik’e sorusu şuydu:
“Maden deniyor, herkes bundan muzdarip, buraya bizden olmayan siyasi partiler, gruplar da geldi, bu konuyu bir açıklığa kavuşturur musunuz?”
Soruyu soran AKP’li biriydi, 300 kadar dinleyicinin alkışını aldı. Faruk Çelik, toplantının amacının Arhavi belediyesinin dörtbuçuk aylık performansını değerlendirmek olduğunu söyledi. Bunun üzerine, köylülere destek amacıyla madene karşı oluşturulan ve bütün kesimleri içine alan Vaminon (İstemiyorum) hareketinden Arhavililer ‘Arhavi maden istemiyor’ dövizlerini kaldırdı ve söz istedi. Çelik, toplantı konusuna sadık kalmakta ısrar edince “Arhavi’nin geleceği söz konusu, maden konusu ertelenemez, Arhavi maden istemiyor” sesleri yükseldi, söz almak isteyenler oldu. Bunun üzerine Faruk Çelik “Önce belediyeyle ilgili sorularınızı sorun, ben daha sonra diğer konularla ilgili sorularınızı yanıtlayacağım, bir yere gittiğim yok” dedi.
Ne söz verdi, ne soru sordurdu
Fakat belediyenin işleriyle ilgili sorular bitince mikrofonu kapan Faruk Çelik kimseye söz vermedi, soru sordurmadı. Onun yerine soru sormak isteyenleri, ‘Arhavi maden istemiyor’ yazılarını yükseltenleri itibarsızlaştırmak için dil döktü. “Duyumlar üzerine rasgele kıyameti koparmayalım. Gerçek bilgiler üzerine bina ettiğimiz protestolar veya alkışları gerçekleştirelim” dedi.
Arhavililer gerçek bilgilerle harekete geçmişti oysa, arama ihalesi sonuçlanmış, Eti Bakır arama hakkını almış, bu da Maden Arama ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün sayfasında ilan edilmişti. Ama Faruk Çelik sanki bu ihale yapılmamış, sanki Artvin’deki maden ruhsatlarının haritası çıkarılmamış, hiç bilinmiyormuş gibi konuşup durdu. Perşembe günü bir teknik heyetin Artvin’e geleceğini, Artvin ve ilçelerindeki madencilik projeleriyle ilgili hangi çalışmaların ruhsatlandırıldığını ve ne yapılmak istendiğini hep birlikte öğreneceklerini söyledi.
Birkaç gündür Artvin ve ilçelerinde gezinen Faruk Çelik’in konuşmaları, tepkileri yumuşatmaya, köylerini, hayatlarını tarumar edecek madene karşı çıkan, “Bu kadarı kabul edilemez” diyen insanların isyan duygusunu söndürmeye, sündürmeye ayarlıydı. Bir gün önce Borçka’da söylediği şeyi Arhavi’de de tekrarladı:
“Hayatı etkileyen bir konuysa izin vermeyeceğiz. (…) Madenler çevremizi dikkate alarak yapılacak. Artvin ve ilçelerimizin doğal güzelliklerini kaybetme yaklaşımımız yok, ancak istihdam ve ekonomiye katkı sağlayacak projelere de karşı duramayız.”
Köyler yaşanamaz hale gelecek
Arhavi’nin 36 köyü var, bu köyler dar bir vadinin iki yamacında birbiri ardına sıralanıyor. Madenler kendi sahalarından çok daha geniş alanları etkiliyor. Kaldı ki hiçbir maden ilk açıldığı sınırlarda kalmayıp boyuna genişliyor. Dolayısıyla, dokuz köyü kapsayan maden bu havzadaki köylerin tamamını yaşanamaz hale getirecek.
Kendisi de Arhavili, bütün Artvin’i karış karış bilen, Cerattepe’deki maden konusunda da belki bir numaralı uzman KTÜ’den Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu da köylülerin ve muhtarların isteği doğrultusunda köy köy dolaşarak madenin etkilerini anlatıyor. İşte bu yüzden AKP ve MHP teşkilatları Oğuz Kurdoğlu’nu da itibarsızlaştırmak için uğraşıyor, maden karşıtı herkesi marjinal ilan ediyor ve aslında kendi seçmenlerinden kopup marjinalleşiyorlar.
Konuşturmadığı, soru sordurmadığı Arhavilileri tahammülsüzlükle suçlayan Faruk Çelik de Arhavi’nin pazarı olan cumartesi günü kente gelseydi, Arhavililerin neye niye tahammül edemediklerini görecekti. Arhavililer pazarın iki ucuna masa kurmuş, madene karşı imza topluyordu. Cumartesi günü Arhavi’nin bütün köyleri iner pazara, bütün bir havzanın nabzını tutabilirsiniz.

Bir aydır sokakta, dolmuşta, kahvede, meyhanede, bahçede, balkonda dile gelen isyan AKP’lisinden MHP’lisinden anarşistine kadar tüm Arhavililerin, nineden toruna tüm Arhavililerin dilindeydi.
Soğukkanlılığını korumayı bilen 50’lerindeki köylü bir adam bir mini referandum yapılmasını önerdi.
O sırada Ataselim pazarın yan sokağında görülmüş, madene karşı olduğunu açık açık söylüyordu, “Önüme bir küp altın koysalar razı olmam” diyordu. (Faruk Çelik’in Borçka’daki konuşmasını duyduktan sonra olsa gerek, o akşamüstü bir toplantıda o da teknik heyeti beklemekten bahseden bir cümle kurmadı değil. Ama Ataselim Arhavi’ye zarar verecek hiçbir projeye onay vermeyeceğini, gerekirse kyıyı ve kenti köylere bağlayan yolun başındaki Kapisre köprüsünü kapatacağını da söyledi.)
O gün birkaç saatte bin imza toplandı. Kentin dükkanlarının büyük çoğunluğu ‘Bu işyeri Arhavi’de maden istemiyor’ afişleriyle donatılmıştı zaten.

Can kayıplarına değer mi
Faruk Çelik Arhavililere söz vermeyince Vaminoncular hemen bir basın açıklaması yapıp sorularını sıraladı:
1) Madencilik başlarsa köylerinin, yaşam alanlarının yokolacağını, köylerinde artık yaşayamayacaklarını, geçim kaynaklarının kalmayacağını biliyorlar. Neredeyse bütün Arhavililerin karşı olduğu bu projeyi destekleyecek misiniz?
2) Doğaya zarar vermeyecek şekilde madencilik yapılacağını söylüyorsunuz. Türkiye’de doğaya zarar vermeyecek şekilde yürütülen tek maden yok. En son Erzincan İliç’te gördüğümüz gibi doğa katliamına insan katliamı da eklendi, dokuz işçi zehirli yığının altında can verdi. İliç’teki madene de kamu otoritesi izin vermişti. Fatsa’daki maden de ibret verici bir örnek, doğa ve tarih harikası Latmos dağlarını feldispat için yokeden madenler de, Bergama da… Bu örnekler ışığında çevreye zarar vermeyecek bir maden işletileceğine nasıl güvenebiliriz?
3) Ülke ekonomisine katkı yapacak diye madenlere destek veriyorsunuz. Yukarıda bazı örneklerini sıraladığımız muazzam doğa, tarih tahribatına, can kayıplarına değer mi sizce?
4) Ülke ekonomisine katkıdan söz ediyorsunuz ama asıl maden şirketleri zenginleşti bu teşviklerinizle, vergi borçlarını bile sildiniz bazı şirketlerin. Bu arada ülke ekonomisi çöktü. İnsanların alım gücü daha da eridi. Süslü lafları bir yana bırakırsak, madenlerin her bir insanın refahını arttırdığına bir kanıt gösterebilir misiniz?
