14 Mayıs’ta Türkiye halkları, geleceğinin demokraside mi yoksa faşizan bir devlet distopyasında mı olduğuna karar verecek. Ben, bütün arazlarına rağmen, 115 yılda var ettiğimiz Türkiye demokrasisini koruyabileceğimize inanıyorum.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın kamera karşısına geçip, “Hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştik, herhalde seçimi kaybedeceğiz” dese, “Müthiş bir taktik, büyük oyun kurucu, kesin fark atacak” diyecek bir muhalif kesim var memlekette.
Türkiye’nin üçüncü büyük partisi HDP, kendi hikayesini yazıp o hikâyede başrol oyuncusu olmak yerine başkalarının hikayelerinde figüran olmayı politika yapmak zannediyor.