Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

'Kürtler Gezi'de yoktu' diyordun, sormazlar mı adama, 'Sen neredesin?'

Yukarıdaki her bir satıra ‘Hayır’ diyorsan, artık hiç olmazsa şu olup bitenlerden sonra, ‘Kürtler Gezi’de yoktu’ demekten vazgeç. Vazgeç ki suratına tükürmesinler.

Kenan Evren, başkanlık sistemi önerisini 'diktatörlük' endişesiyle reddetmişti!

Çok partili yaşamda, Türkiye’nin güçlü sağ parti iktidarları 60 küsur yıldır, şu son derece basit gerçeği duymazdan, bilmezden ve anlamazdan geldi: Sandık, ‘kimin’ yöneteceğine karar verir. ‘Nasıl’ yönetileceğini gösteren, yürürlükteki anayasa ve yasalardır.

Şark kurnazları, Garp medeniyeti kapısında 'istikşafi müzakere' yürütürken…

Türkiye fiili yöntemlerle rejim değişikliğine sürükleniyorsa, yazıp çizenlerin görmezden gelmesi ya da toplumun gözünün içine baka baka yalan söylemesi, onursuzluktur.

Sorun çıkaran 6 milyon kadar seçmen halledilebilirse, ankete gerek kalmaz…

Önemli olan kararlılık. Yöntem bulunur. Önemli olan, bir partiye oy verenlerin ve o partinin yöneticileriyle vekillerinin, hukuka uygun bir biçimde cezalandırılması ve aynı hatayı bir kez daha yapmalarının önüne geçilmesi.

Viski içen yalı komşularım da böyle düşünüyor: 'Biz'im oyumuz emanet değil

Bugün seçim olsa yine HDP’ye oy vereceğim sonucuna varıyorum! ‘Biz’im oyumuz emanet değil ki. Ayrıca, insan sevip güvenmediğine bir şeyini emanet etmez. Sabah akşam viski içen yalı komşularım da aynı şekilde düşünüyor. Artık Ankara’nın denizinden mi, viskisinden mi, bilemiyorum…

Ovaya in siyaset yap, vazgeçtim dağa çık savaş, dur bir saniye, ateistleri de al yanına…

12 Eylül’ün ahlaksız seçim barajını aşıp muktedirin asabını bozduklarından, partileri kapatılmakla kendileri yargılanmakla tehdit edilen HDP’lilerin, ‘kınamadın kiii, kınamadın kiii’ zevzekliğiyle taciz edilmesinin ne memlekete, ne demokrasi umuduna, ne de bu yoksul halkın, güzel canlarını veren yoksul çocuklarına yararı vardır.

90'larda yine böyle bir gün Tansu, Mehmet, Hayri, Doğan filan oturmuşuz…

Savaşa karşı çıkmak insanlık görevidir. İnsanlaşmanın koşuludur. Savaş, suçtur…

Gün, HDP'yle dayanışma günüdür…

Bugün HDP’nin yanında olup haksızlığa uğramasına, ezilmesine izin vermemek, hem HDP’ye oy veren seçmenin hem de sol değerleri, demokrasiyi, insanca yaşamayı ciddiye alan, savaş karşıtı tüm yurttaşların görevi.

Faşist, umudu öldürür…

Faşist zihniyetin panzehiri, sol düşüncedir. Türkiye’de bir şeyler değişecekse, bunu başaracak olan soldur. Sol siyasettir. Memleketin dindarı da mutlu olup insanca yaşayacaksa bu, solun ‘eşitlikçi’ değerleri sayesinde olacaktır.

Diğerinin yaşamını 'cehennem'e çevirerek 'cennet'e gitme arzusu

Hak mücadelesi veren iki Cumhuriyet yazarına yönelik öfke ve ‘kokmaz bulaşmaz’ merkez medyanın okurlarını kızdırma ihtimali bulunan netameli konulara dair malum tavrı, demokratik bir memlekette yaşamak isteyen her birimizin sorunu.

Ceyda Karan, Hikmet Çetinkaya ve 'laiklik' tartışması…

İnsan hakları/ifade özgürlüğü alanı, gelişimini benim gibi ‘Ne gerek var?’ diyenlere değil, Karan ve Çetinkaya gibi elini taşın altına sokanların cesaret ve tercihine borçlu.

Sadık hizmetkârların bönlüğü ve kamyonet kasasında ölen işçi kadınlar

Başlıca kaygısı sermayedarın sadık hizmetkârlığı olan, cezasızlığın, vurdumduymazlığın, denetimsizliğin müsebbibi sağ siyasetin eseridir işçi ölümleri.