Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Çetin Altan'ın anısına… 'Hödükler'in çölünde bir vaha: Türkiye İşçi Partisi

TİP, Türkiye’nin çok partili yaşamında daha önce eşi benzeri görülmemiş bir örnekti. Hatta öylesine ayrıksıydı ki TBMM açıldığında kendilerine oturacak yer dahi gösterilmemişti!

Ben sizin inandığınıza inanmıyorum…

Bana anlatılanın, yanlış olmadığı kanısındayım. Bu sınır tanımayan sefillerin inandıklarını iddia ettikleriyle müşerref olmadığım içinse kendimi şanslı hissediyorum.

Ankara Garı: Bu satırları, şans eseri o noktada olmadığım için yazıyorum

Bu satırları, şans eseri o noktada olmadığım için yazıyorum. Biraz önce çay içtiğim arkadaşlarım da, o noktada değillerdi. Ancak, birileri de oradaydı işte.

Bacağı olmayan çocuklar, sürüklenen bir cenaze ve birlikte yaşama umudu…

Bu memleketin tüm etnik grupları, inançları, namuslu insanları hep birlikte, eşit ve insan gibi yaşayabilir. Bunu hala yapabilir.

Ağır hasta bir toplumda, şans eseri yaşamak…

Akla önem verme, hukuk kurallarını umursama, ahlaki ilkeleri boş ver, dindarlığın şekil şemailden ibaret olsun… Eh geriye bir şey kalmıyor o zaman. Ölüyorsun, yaralanıyorsun, eziyet görüyorsun, mutsuz olup yoksullaşıyorsun güzel kardeşim.

Siz… Tarihin gördüğü ne ilk ne son zavallı olacaksınız

Her zaman muktedirin yanındaydınız. Bundan sonra da olacaksınız. Demem o ki hakikaten hiçbir özgün yanınız yok. Tarihin gördüğü ne ilk ne son zavallı, siz olacaksınız.

Umutsuzluğa kapılan, onlar gibi olsun…

Umut ve mücadele yaşamın anlamıdır. Önemli olan yalnızca varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir. Umutsuzluğa kapılan, onlar gibi olsun…

Mucizevî bir 'gevşeme' egzersizi: HDP teşkilat binası yakmak…

Ne yazık ki Türkiye demokrasisi artık ‘az gelişmiş’ dahi değil. ‘Çok az gelişmiş’ sınıfında.

Memlekete 'nefes aldıracak' olan, büyük 'barış' mitingleridir…

Memleketi 1 Kasım ve sonrasına iyice darmadağın olmadan çıkaracak, elinde silah olanları zor durumda bırakacak, bu toplumun değiştiğini onların yüzüne çarpacak, yurttaşın bir kesimi yeni tatil planları yaparken ‘başkalarının çocukları'nın toprağa düşmesini önleyecek, başka yol var mı? Varsa, nedir?

Muhalefet partilerine önemli bir hatırlatma ve uyarı…

YSK’nin bu kararını okuduğumda doğrusu kafa karıştırıcı buldum. Türkiye’de yaşamasaydım mutlu olabilirdim ama Türkiye’de yaşıyorum. Mutlu değil, rahatsız oldum. Toprağımız, ‘eniştem beni niye öptü’ sözünün fidanlığıdır. Bu ve benzer sözler, memleketimizde boşuna yeşermemiştir.

Sayın Kılıçdaroğlu, 'bilmem ki halamgil ne der' psikolojisinden vazgeçmelisiniz…

Sayın Kılıçdaroğlu, partinizin ve sizin kritik anlardaki tercihleriniz, ‘halagillerin’ kaygılarını andırıyor ne yazık ki. Sorun şu ki, bizim halalar, yengeler, enişteler CHP genel başkanı ve ana muhalefet partisi lideri değil.

Türk dedikleri, ova Kürtleridir aslında

Değerli kızgın okuyucu. Konumuz, Türkiye’deki bir kesim yurttaşın, diğeriyle eşit koşullara sahip olmaması. Baskı görmesi. Görmezden gelinmesi. Sorun, Kürt ile Türk’ün ve diğerlerinin, ‘eşit’ olmaması. Oysa insanca olan, eşitliktir.