Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.
Hepi topu çerez, tombala, mandalina ve Zeki Müren idi, yılbaşı…
Laik hukuk sisteminin sınırları içinde birlikte ve insanca yaşayabilmek için, yaşamın her an ve alanında, inat ve inat ve inat ve inat ve inatla bıkıp usanmadan ‘hak/özgürlük’ bilincini canlı tutmaktır, zorbalığın panzehiri. Mesele bu…
Değerli Ayşenur Arslan ve diğer değerli basın mensuplarına mektup…
Ne olacak 2017’de? Girmesek mi? Vallahi istemesek de giriyoruz, öyle görünüyor. Umutsuz olmaya hakkımız yok sanırım. Memleket hepimizin olduğuna göre.
Gündemdeki anayasa değişikliği önerisi, bir anayasa değişikliği önerisi midir?
Demem o ki, şu anda Üçüncü Milliyetçi Cephe birlikte kotarıp adını ‘değişiklik’ koydukları bu tuhaflık, sıradan bir anayasa değişikliği değil, anayasa tarihimizi tersine çevirmeye yönelik ‘asli iktidar’ yetkisi kullanmaktır.
Hakikaten, 'ağalar bizimle eyleniy' olabilir mi?
1876’da bir parlamento vardı ancak parlamenter sistem, ‘parlamentosu olan’ sistem demek değildir.
Osmanlı-Türk anayasacılık geleneği, bu denli yoksul ve ucuz mu?
İnanmayacaksınız ama Anayasa’nın bir maddesi yanlışlıkla yürürlükten kaldırılıyordu.
İnsan derisiyle kaplı anayasa…
Bu öyle bir öneri ki, kabul edilirse kısa süre sonra iktidar sahiplerini de pişman edecek ve kurumlar arası ilişkileri iyice içinden çıkılmaz hale getirecek. Öneri, Türkiye’yi ya mutlak tek adam yönetimine ya da içinden çıkılmaz yürütme-yasama çatışmasına götürecek.
Ödenmesi gereken bir borç…
Türkiye’de hangi hukukçu çıkıp hiçbir yere kaçmadığı, kaçmayacağı gün gibi ortada olan bir milletvekilinin, parti genel başkanlarının ‘tutuklu’ yargılanmalarının ‘hukuksallığını’ savunabilir? Emin olun, hiçbiri.
Kapının arkasında, korkmuş kız çocukları…
Yanarak vefat eden kız çocuklarıyla ilgili haberlere yayın yasağı getirildi. Aladağ Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla. Yayın yasağı talep edilmiş, onlar da uygun görmüş.
Levent Gültekin'in yazısına dair bir iki söz
Diken’de sütun komşum Levent Gültekin, Castro üzerine bir yazı yayınladı. Her yazısını son derece samimi bulduğum için, bunu da o gözle okudum. Castro’nun Kübası’na dair, ‘Erdoğan rejimiyle’ karşılaştırma yaparak ‘sola’, daha doğrusu ‘muhaliflerin’ Castro sevgisine eleştiri yöneltiyor. Katıldığım yerler oldu, katılmadıklarım da. Felaket olduğunu düşündüğüm satırlar da.
Kürtler söz konusu olduğunda hukukçular dilini mi yutar?
Türkiye’nin kamu hukukçuları, ceza hukukçuları, anayasa hukukçuları, büyük isimler, namlı avukatlar, baro başkanları vb. TBMM’deki üçüncü partinin eş başkanlarının ve vekillerinin tutuklanmış olmasında hiç bir sorun görmüyorlar mı gerçekten?
Anayasa tarihimiz tümüyle 'tersyüz' edilirken…
Eğer kabul edilirse, anayasa tarihimize, anayasal geleneklerimize tamamen ters düşen bir ‘rejime’ geçeceğiz. Ayrıca söz konusu geçiş, hiçbir ‘anayasal’ sorunumuzun çözümüne yönelik değil. Bunu da herkes görüyor ve biliyor.
'Bağzılarının' yeni anayasa heyecanı!
Beyler bayanlar, Tanzimat Fermanı’ndan bugüne hayli zaman geçti. 2016’dayız. Milliyetçi Cephe anayasa yazıyor. Türkiye kararnamelerle yönetiliyor. Tarihte örnekleri var bu durumun. Hiç iyi ve özenilecek bir şey değil…