Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Kamusal entelektüel, akademi ve elitizm üzerine birkaç satır…

Kamusal aydın denildiğinde ilk akla gelenlerden ve elitizm polemikleri için bol malzeme sunan iki akademik popstarın, uzmanlık alanlarında parlak birer ‘elit’ akademisyen olduklarına da, topluma bakışları açısından ‘elitist’ olduklarına da kuşku yok. Birilerini bazen tek başlarına, bazen ikili olarak, küçük görüyorlar.

Çok özel bir halk mıyız, neler oluyor, ne yaşıyoruz?

Krizler ve derinleşen yoksulluk içinde yaşamaktan bıkkın halklar, o halkların sorunlarına yanıt veremeyen ve tehlikeye yeteri kadar dikkat çekemeyen sol örgütlenmeler, sonunda umut vadeden ‘çılgınlara’ yönelen kitleler...

Kürt, Kürtçe şarkı söylüyor ve opera sanatçısı, olacak iş mi!

Özgür Özel’in el öpmesiyle fenalık geçiren, günlerdir neye ve nereye sataşacağını bilemeyen zavallıların, Costa Gavras filminde polislerin sağa sola çaresizce koşuşturmasını bir kez daha seyretmesini öneririm. İşte o kadar güçlü, o kadar tehlikeli, o kadar şedit, o kadar gülünç ve o kadar ilkel görünüyorlar

Meşrubat, kahve ve hastane!

İktidarın irili ufaklı nimetlerinden yararlanma arzusu ve seyredenin yüzünü kızartan paylaşım telaşında, kendi çıkarına olmayan hiçbir konuyla ilgilenmeyen, kendine benzemeyenin yüz yüze kaldığı dehşet verici adaletsizlere sessiz kalan ya da teşvik eden, hemen her eleştiri karşında bol sövgülü öfke nöbeti geçiren, ülkesindeki muhaliflerin canına okunmasına alkış tutan insanların, ‘karşı çıkışını’ dikkate almak olanaksız.

Bir adım, bir adım daha… Bir 'dip' olmayabilir!

Kemal Gözler 'Elveda Anayasa' diyeli altı yıl oldu. Demek ki sıklıkla dile getirildiği gibi ‘sözün bittiği yerde’ değil, başka ve vahim bir aşamadayız.

Memleket yargısı için dahi hayli cüretkâr bir adım!

Evet, artık başka bir yerdeyiz. Buraya varacağımız açıktı, vardık.

100'üncü yılında Cumhuriyet ve cumhur…

Cumhuriyet 100'üncü yılına ‘laik Cumhuriyet’ idealini benimsemeyen bir siyasal ideolojinin milyonlarca yurttaşı soluksuz bırakmış iktidarıyla giriyor.

Batı 'devletleri' ile Batı 'uygarlığı'nı aynı kefeye koymamakta yarar var

Değer verilmesi gereken, ikiyüzlülükte mahir Batı yönetimleri, başlarındaki ceberutlar değil; Batı’da doğup herkesin malı olmuş evrensel düşünceler, ilkeler, özellikle insan hakları ve laiklik.

Mezun olunca aç kalmak için, aç karnına okuyan çocuklar…

Yaşasın berbat muhalefetimiz. Bugünlerde hiç muhalefet partisi olmasa, hepsi bir günde buharlaşsa, toplum şimdikinden daha duyarlı ve umutlu olurdu. Akıl alır gibi değil hakikaten.

Sosyal medyadaki 'Filistin muharebesi' bize ne söylüyor?

Filistin direnişini dini saiklerle destekleyen İslamcılar ile giderek güçlenen Arap antipatisinin katkısıyla Netanyahu’nun savaş siyasetine hak verebilen laik bir kesim, karşı saflarda hizalanmış, insan hakkı ihlalleri ve savaş hukukunu hatırlatanlara birlikte sövüyor.j

'Yürümek spor değildir': TİP'in özgürlük yürüyüşü

TİP'in 'Özgürlük Yürüyüşü', muhtelif nedenlerle Kılıçdaroğlu'nun 'Adalet Yürüyüşü' ile aynı ilgiyi görmeyecek. Bunun pek önemi yok; müesses muhalefetin yüzü kızarmadan ‘2028 seçimlerinden’ söz edebildiği koşullarda, birilerinin halkın içinde siyaset yapıyor oluşuna, yollara düşmesine, çaba harcamasına tanık olmak çoğumuza iyi geliyor ve gelecek

KHK'ler üzerine birkaç hatırlatma ve sansür karşıtı sinemacılara teşekkür

Yönetmen Nejla Demirci’nin, KHK’li bir hekim ve bir öğretmenin hikayesini anlattığı ‘Kanun Hükmünde’ adlı belgesel film Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ‘yarışma seçkisinden’ çıkarılınca, Festival Jürisi ve muhtelif ilgili kurumlar söz konusu kararı protesto eden açıklamalar yayınladı. Meslektaşlarının ve ifade özgürlüğünün yanında, sansürün karşısında yer aldılar. Kutlamak gerekir. Bir seyirci ve KHK’li olarak, yönetmen Demirci ile sansüre tepki gösteren sinemacılara/oyunculara teşekkür ederim.