Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.
Muhalefetteki siyasetçiler toplanıp 'grup terapisine' mi gitse!
Haziran sonrasında yaşananlar, yenilgiyi yönetmenin ne denli zor olduğunu, insanları ve kurumları ne hallere düşürdüğünü gösterdi cümle âleme.
E hani siz Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandıracaktınız!
Cumhuriyet’i demokrasi ile taçlandıracaklardı, yaşamını insan hakları mücadelesiyle geçirmiş bir avukat/milletvekilinin ‘yargı kararlarına konu olmuş fiilleri içeren’ iki cümlesine dahi tahammül edemediler. Ne acınası bir durum.
CHP yönetiminin çok sevebileceği bir 12 Eylül yazısı
Ana muhalefet partisi yönetimi için bir 12 Eylül yazısı.
Voleybolcu kadınların başarısına sevinene yönelik 'politik' öfke
‘Kadın’ voleybolcuların milyonlarca insana yaşattığı sevinci paylaşan ‘kadın’ siyasetçilerin iki satırlık kutlama mesajını hazmedip etmemek, iki ayrı siyaset ve yol anlamına geliyor.
'Yumuşama' görme arzusu, sanrıya neden olmamalı
Şunca rezalete karşın ve berbat işlere tanık olurken, iktidar cenahının halinde tavrında hikmet aramayı sürdüren az değil.
Endişeli muhafazakâr, endişeli modern, mutsuz ve sinirli halk…
Ülkede öfke ve sömürenler haricinde ahalide endişe hâkim. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun sade yurttaşın yüzünden düşen bin parça. Her şey gözümüzün önünde olup bitiyor. ‘Muhalefet sessiz’ demeyi isterdim, ancak görebildiğim kadarıyla şu anda muhalefetin adı var kendi yok.
Mesele yurt dışına gitmek değil, ülkeyi terk etme isteği
Ülkeyi terk edip de başka bir yerde yaşam kurmaya girişmek kolay değil, o kararı vermek de, uygulamak da, tutunmak da, mutlu olmak da. Yaşam pek zahmetli bir uğraş, herhangi bir zaman ve yerde.
Muhalefet ülkede olup bitenin ve halimizin farkında olmayabilir mi?
CHP değişir mi değişmez mi, İYİP ne yapar, diğerlerinin hali ne olur, falcılığın âlemi yok. Bildiğim, siyasi ve günlük yaşamın giderek daha çekilmez hale geldiği ve gözle görülür moralsizlik, umutsuzluk, öfke ve yılgınlık.
Halk her ne yaparsa doğru (mu) yapar?
Son derece özgün bir laf ediyormuşçasına ‘İdam isterük’ diyen güruhun etkisiyle idam cezası yeniden gündem olursa ve diyelim -anayasa değişikliği yoluyla- halkoylamasına sunulur da kabul edilirse, bu durum halkın doğru bir karar verdiği değil; üzerine pek düşünmediği bir konuda yanlış yönlendirilerek ve maruz kaldığı propagandanın etkisinde ‘yanlış’ bir karar verdiği anlamına gelir.
Liyakat filan diyordunuz, bak, 'pörfekt tens' bilenleri seçiyorlar hep!
Akbelen’de olup bitenler, Türkiye tipi kapitalizmin ve güvencesi parti-devlet rejiminin neredeyse tüm niteliklerini içeren dört başı mamur bir örnek.
Millet İttifakı iyi de, ah o adam yok mu o adam!
Baktılar ki kamuoyu öfkelendi, fırsat bu fırsat, hepsi dağlar kızı Heidi kesildi başımıza, bravo.
Korku, endişe ve süfliliğe tanıklıkla yaşamak
Yaşam hakkından, insanca, eşit ve onurlu bir yaşamı anlamak gerekir.