Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Ve bir gün kendinizi 'dînî hukuk' tartışırken buldunuz!

Bu memlekette ne zaman şu ya da bu gerekçeyle laiklik tartışması çıksa, birileri mutlaka, “Şimdi zamanı mı, iktidarın işine yarayacak” dedi... Bir adım, bir adım, bir adım daha, aman seçim geliyor, istedikleri bu, bir adım daha, bir adım daha, sakın yanıt vermeyin, susun, susun, aman ha, seçim var, koz vermeyelim, bir adım daha… Sonunda, ahali kendisini ‘en üst düzeydekilerin’ katılımıyla ‘Şeriat’ tartışırken buldu.

Memlekette yerelliğin adı çok geçti de, kendisini gören pek olmadı!

Kitap yazılarında bugün kırk yıl öncesinden bir çalışmayı hatırlatmak istiyorum; özellikle yerel yönetim ve yönetime yurttaş katılımı konularıyla ilgilenenlere yararı olabilir.

Neyse ki seçimlerde bir de seçmen faktörü var!

Muhalefetin, rejim değişikliğine yönelik derin endişe ve uyarılarıyla gidilen 2023 seçimlerinden yalnızca sekiz ay sonraki yerel seçim İsviçre’de yapılıyormuş gibi. Herkes kendi adayını çıkardı ve gerek Türk gerekse Kürt siyasetinde kimin elinin kimin cebinde olduğunun pek anlaşılamadığı gelişmelere tanıklık ediyoruz.

'Ben bir tek kişinin, bir milletten akıllı olacağını sanmıyorum'

Genç devrimcilerin idamına arzuyla el kaldıran, ikbali için oyunbozanlıktan kaçınmayan, 12 darbesi ardından ilişkilerde yumuşama olsa da ömrünü sol karşıtlığıyla geçiren, niyetlense de niyetlenmese de siyasal İslam’ın tomurcuklandığı koşulların yaratılmasında ön alan, hiç pes etmeyen, yaşam tarzı ve özel-kamusal ilişkileri bugünün sağcısına pek benzemeyen, her zaman pragmatik ve bazen oportünist, ‘kanun devletine’ saygılı Süleyman Demirel’in başat özelliği, Bora’nın ifadesiyle ‘açıortay’ vasfı.

Laf olsun torba dolsun muhalefeti!

Her şey yurttaşın güzü önünde oldu ve olmaya devam ediyor. O her şey, muhalif siyasetçilerin tanıklığında ve katkısıyla yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. Şu satırları okuyan kimi muhaliflerin, hâlâ, “Bak yine muhalefeti eleştiriyor” diyeceği bir aymazlık, yaşadığımız.

'Demirel Demirel iktidara yine gel / Millet seni istiyor kimse olamaz engel'

Tanıl Bora’nın kaleme aldığı, geçen yıl İletişim’den yayınlanan, Türkiye’nin geçmiş on yıllarının siyasi gelişmelerini bir köy çocuğunun hikâyesiyle birlikte anlatan ‘Demirel’ biyografisi, Süleyman Demirel’in neden bazen gülümsemeyle, bazen öfkeyle anıldığını başarıyla anlatıyor.

'Terörist' ithamı, biraz akıl fikir testine dönüştü sanki!

Terörizm bir suç, terörist ise o suçu işleyen kişi. Dolayısıyla terör ve terörist, bir hukuk devletinde, hatta bir kanun devletinde, kişilerin ‘gönüllerince’ tanımlayabileceği kavramlar değil.

Minik minik minik kelebek, dur sakince uçmak ne demek!

Tarikatların, cemaatlerin inanışları, ritüelleri; ne bu memleketin, ne bu memlekette yaşayan milyonlarca insanın, ne milyonlarca dindarın, ne bir yurttaş olarak benim milli ne manevi değerim. Ezcümle, hop dedik!

Kararları bağlayıcı bir Anayasa Mahkemesi yok imiş!

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararını anayasa hükümleriyle açıklamak olanak dışıdır. Bu durum hayra alamet değildir.

Bir ev, okul ve tiyatro: Moda Sahnesi

Memleketin en üretken tiyatrolarından Moda Sahnesi, bu yaşıma dek başıma gelen en güzel ve değerli şeylerden biri. Kimi akademisyenlerin, atılan meslektaşlarının çalışmalarına atıf yapmaya cesaret edemediği şu süfli devirde, kapısını açtı; benim için ev, herkes için akademi, özgür akademi oldu.

Muhalefet milletvekillerinin varlığı ve yokluğu

Şu anda TBMM’de bir muhalefet var mı? Fiziki olarak var kuşkusuz. Eğer olmasalardı, ülkede ve yaşamımızda ne değişirdi? Maruz kaldığımız hükümet biçiminde, mecliste azınlıkta kalmış bir muhalefetin, oradaki varlığıyla yokluğu arasındaki fark nedir?

Boğaziçi, hocaları ve üniversite-kent ilişkisi

Boğaziçi’nin ‘karşı çıkan’ hocalarının tutumunu bugüne dek hiç kimse, hiçbir üniversite, hiçbir dönemde ‘sergilemedi’ Cumhuriyet tarihi boyunca. Bu bir ilk.