Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.
Hanımefendi vegan olsaydı sorun yaşamayacaktı!
Vegan ya da vejetaryen olmamanın, bir insanın siyasi yaşamındaki etkisine tanık oluyoruz milletçe; ıstakoz ıstakoz olalı böyle gündem olmamıştır toprağımızda. Güler misin, ağlar mısın!
KHK'lılara bayram kutlaması…
Aynı şeyleri yazıp duruyorum, duruyoruz aslında. Çünkü sorun aynı, muhataplar aynı, umursamazlık aynı. Konuya ilişkin yazılacak yeni bir şey olduğundan değil, şu ya da bu şekilde gündemde tutmak gerektiği için yazıyorum. Umursamazlıkla, unutkanlıkla nasıl mücadele edilir, emin değilim; yazmak, muhtemelen yollardan biridir.
Bir Türk'ün, bir Kürt'ün yurttaşlık hakkını savunması…
YSK Zeydan'la ilgili Van İl Seçim Kurulu kararını kaldırdı ve oy çokluğuyla mazbatanın Zeydan'a verilmesine karar verdi... Bu sonuçta kamuoyunun tepkisinin ne denli etkili olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım.
Doğru ya, bir de halk vardı değil mi!
31 Mart yerel seçimi sonuçlarının, bir süredir bu ülkenin başına gelen en iyi şey olduğu kanısındayım. Abartmamak gerekir, doğru; buna mukabil 1 Nisan’ın önemini görmek şart. Yoksul halk yığınları, partilerinin söylemini pek umursamadan bir cephe oluşturmuşa benziyor. Demirel’in meşhur ‘boş tencere’ varsayımı bir yıl gecikmeyle doğrulandı gibi. Mayıs seçiminden sonra giderek ağırlaşan, tahammülü hakikaten zor ‘geçim derdinin’ bir sonucu olmalıydı, oldu.
'Devlet ayrı hükümet ayrı' korosu, İstanbul seçimine ne diyor acep?
Devlet tüm varlığıyla bir şehirde boy gösterip İmamoğlu kazanmasın diye uğraşıyor. Kamu kaynakları muhalefetin adaylarına karşı cömertçe kullanılıyor. Vergilerimizle ayakta duran devlet televizyonu muhalefete birkaç dakika dışında yer vermiyor. İktidar kanadının her faaliyeti, parti-devletin tüm TV kanallarında eş zamanlı yayınlanıyor. Rejimin sayısız gazetesi aynı manşetle çıkıyor. Ve bizler bu faaliyete, yıllardır, ısrarla ‘seçim’ diyoruz.
Yüksek yargı organlarının kararları biraz bağlar, çok değil, yeteri kadar!
Barış Akademisyenleriyle ilgili iki yüksek mahkeme kararını hatırlatacağım. Gerçi Yargıtay'ın Can Atalay kararından sonra Türkiye'de artık 'kararları bağlayıcı' bir AYM olup olmadığı çok tartışmalı; buna mukabil, her şeye rağmen sanki olup bitenin hukukla ilgisi varmış gibi yazılıp çizilmesinden yanayım.
Demokrat muhalif basın ve siyasetçilere açık mektup
Bu satırları okuyan tüm yayıncılardan ve ‘diğer’ herkesten, duyarlı siyasetçilerden, Youtube programı yapan gazetecilerden bir kez daha rica ediyorum; sizler ne kadar çok omuz verirseniz, akademisyenlere reva görülenlerin duyulması o kadar mümkün olacak.
Bir kesimin değeri, diğer kesimin değeri değilse… Eyvah!
Bir kesimin dînî ya da din dışı değerleri, diğer kesimlerin değerlerine aykırıysa ve hatta onların özgürlüğüne halel getiriyorsa, laik/seküler hukuk sistemi ne yapar? Birinin özgürlüğünü yok edecek bir değer, diğeri hoşnut olsun diye ‘hukuksal koruma’ görür mü?
Ve bir gün kendinizi 'dînî hukuk' tartışırken buldunuz!
Bu memlekette ne zaman şu ya da bu gerekçeyle laiklik tartışması çıksa, birileri mutlaka, “Şimdi zamanı mı, iktidarın işine yarayacak” dedi... Bir adım, bir adım, bir adım daha, aman seçim geliyor, istedikleri bu, bir adım daha, bir adım daha, sakın yanıt vermeyin, susun, susun, aman ha, seçim var, koz vermeyelim, bir adım daha… Sonunda, ahali kendisini ‘en üst düzeydekilerin’ katılımıyla ‘Şeriat’ tartışırken buldu.
Memlekette yerelliğin adı çok geçti de, kendisini gören pek olmadı!
Kitap yazılarında bugün kırk yıl öncesinden bir çalışmayı hatırlatmak istiyorum; özellikle yerel yönetim ve yönetime yurttaş katılımı konularıyla ilgilenenlere yararı olabilir.
Neyse ki seçimlerde bir de seçmen faktörü var!
Muhalefetin, rejim değişikliğine yönelik derin endişe ve uyarılarıyla gidilen 2023 seçimlerinden yalnızca sekiz ay sonraki yerel seçim İsviçre’de yapılıyormuş gibi. Herkes kendi adayını çıkardı ve gerek Türk gerekse Kürt siyasetinde kimin elinin kimin cebinde olduğunun pek anlaşılamadığı gelişmelere tanıklık ediyoruz.
'Ben bir tek kişinin, bir milletten akıllı olacağını sanmıyorum'
Genç devrimcilerin idamına arzuyla el kaldıran, ikbali için oyunbozanlıktan kaçınmayan, 12 darbesi ardından ilişkilerde yumuşama olsa da ömrünü sol karşıtlığıyla geçiren, niyetlense de niyetlenmese de siyasal İslam’ın tomurcuklandığı koşulların yaratılmasında ön alan, hiç pes etmeyen, yaşam tarzı ve özel-kamusal ilişkileri bugünün sağcısına pek benzemeyen, her zaman pragmatik ve bazen oportünist, ‘kanun devletine’ saygılı Süleyman Demirel’in başat özelliği, Bora’nın ifadesiyle ‘açıortay’ vasfı.